TTK beşinci kitabının “Deniz Kazaları” başlıklı beşinci kısmı üç kurumu düzenler: müşterek avarya (m.1272–1285), çatma (m.1286–1297) ve kurtarma (m.1298–1319). Üçü de denizde ortaya çıkan olağanüstü bir olayın zararının kime ve hangi oranda yükleneceği sorusuna cevap verir. Müşterek avarya zararı ortak tehlikeden kurtulanlar arasında paylaştırır; çatma kusur esaslı bir haksız fiil rejimi kurar; kurtarma ise başarılı yardımı ücretle ödüllendirir. Sınavda tanım unsurları, kusur dağılımı ve zamanaşımı süreleri birlikte sorulur.
Müşterek avarya
Tanım ve unsurlar
Tanımdan şu unsurlar çıkar:
- Ortak deniz sergüzeşti: Gemi, yük ve navlun aynı yolculuğa bağlı olmalıdır.
- Ortak tehlike: Tehlike, hepsini birlikte tehdit etmelidir; yalnız yükü tehdit eden bir tehlike yeterli değildir.
- Koruma amacı: Hareket, ortak değerleri tehlikeden kurtarmaya yönelmelidir.
- Makul hareket tarzı: Fedakârlık veya gider, şartlara göre makul olmalıdır.
- Bilerek ve olağanüstü: Fedakârlık (ör. yükün denize atılması) ya da gider (ör. sığınma limanına girme masrafı) bile bile yapılmalı ve olağan işletme giderlerinden olmamalıdır.
- Doğrudan sonuç: Paylaştırmaya yalnız hareketin doğrudan sonucu olan zarar ve giderler girer.
Müşterek avaryadan sayılacak bir giderden kaçınmak için yapılan ikame gider de, önlenen gider tutarına kadar garameye girer (m.1272/2). Garameye giren zarar ve giderler gemi, yük, navlun ve diğer eşya arasında paylaşılır (m.1272/3). Bu unsurları taşımayan, yalnız bir ilgiliye isabet eden kaza zararları öğretide “hususi avarya” olarak anılır ve paylaştırılmaz; zarar, uğrayanın üzerinde kalır.
Uygulanacak kurallar
Taraflar aksini kararlaştırmamışsa garame, Türkçeye çevrilip Resmî Gazetede yayımlanmış en son tarihli York-Anvers Kurallarına tabidir (m.1273). Kanun burada milletlerarası uygulamaya açık bir atıf yapar; ayrıntılı hesap kuralları TTK’da değil bu kurallarda yer alır.
Borçlular ve teminat
- Garame paylarının kişisel borçluları: hareketin meydana geldiği andaki donatan, boşaltma tarihindeki navlun alacaklısı ve boşaltma tarihindeki eşya malikidir (m.1274/1).
- Eşyayı, garame payı düştüğünü bilerek teslim alan gönderilen, eşyanın teslim zamanındaki değeri ölçüsünde şahsen sorumludur (m.1274/2).
- Alacaklıların güvenceleri: gemi üzerinde gemi alacaklısı hakkı, eşya üzerinde hapis hakkı, navlun üzerinde alacak rehni (m.1275). Müşterek avarya garame payı alacakları m.1320’de sayılan gemi alacakları arasındadır.
- Kaptan, garame payları ödenmedikçe veya teminat gösterilmedikçe eşyayı teslim edemez; ederse paylardan kendisi de şahsen sorumlu olur (m.1277).
Dispeç
Zararın tespiti ve paylaştırılmasına dispeç denir. Donatan dispeçi gecikmeksizin yaptırmakla yükümlüdür; yaptırmazsa sigortacı dâhil ilgililerden her biri yaptırabilir (m.1278). Dispeç varma yerinde, varılamazsa yolculuğun bittiği limanda yapılır (m.1279). Dispeççiyi ilgililer oybirliğiyle atar; sağlanamazsa mahkeme atar (m.1280).
İlgililer mahkemeden dispeçin onaylanmasını isteyebilir veya ona itiraz edebilir (m.1281). İtiraz en geç ilk celsede açık ve ayrıntılı yapılmalıdır. Onay kararı kesinleşince raporda gösterilen alacaklar için ilam niteliği kazanır; itiraza uğramamış raporun onay kararı kesinleşmeden de bu niteliğe sahiptir (m.1284). Usulüne göre çağrılmamış ilgililer aleyhine sonuç doğurmaz.
Müşterek avarya garame payı alacakları bir yılda zamanaşımına uğrar; süre, geminin dispeç yerine vardığı tarihten işler (m.1285).
Çatma
Kapsam
Çatma, iki veya daha çok geminin çarpışmasıdır; bu bölüm, çarpışma sonucu gemilere, gemilerdeki insanlara ve eşyaya verilen zararların tazminini düzenler (m.1286/1). Bir geminin manevra yapması veya yapmaması ya da seyir kurallarına uymaması yüzünden temas olmaksızın başka bir gemiye zarar vermesi hâlinde de çatma hükümleri uygulanır (m.1286/2).
Kusur dağılımı
| Durum | Sonuç |
|---|---|
| Kusursuz çatma: umulmayan hâl, mücbir sebep veya sebep anlaşılamıyor (m.1287) | Herkes kendi zararına katlanır |
| Tek tarafın kusuru (m.1288) | Kusurlu geminin donatanı zararın tamamını tazmin eder |
| Ortak kusur, eşya ve gemi zararı (m.1289) | Kusurun ağırlığı oranında; oran belirlenemezse eşit; üçüncü kişilere karşı müteselsil değil |
| Ortak kusur, ölüm ve bedensel zarar (m.1290) | Donatanlar müteselsilen sorumlu; iç ilişkide kusur oranında rücu |
| Zorunlu danışman veya isteğe bağlı kılavuzun kusuru (m.1291/1) | Donatan sorumlu |
| Zorunlu sevk kılavuzunun kusuru (m.1291/2) | Donatan sorumlu değil |
Kusur, zarar gören tarafından genel kurallara göre ispat edilir. Dava öncesi delil tespiti çatmanın meydana geldiği yerdeki deniz ticareti işlerine bakan mahkemede yapılır ve tespit raporunda kusur oranları belirtilmez (m.1292). Tazminat davasından önce ihtar veya başka bir şekil şartı gerekmez (m.1293).
Ortak kusurlu çatmada, gemi adamlarının sevk ve teknik yönetime ilişkin hatasında donatan kendi gemisindeki yükün ilgililerine karşı m.1180 uyarınca sorumlu olmaz (m.1289/2). Bu nedenle yük ilgilisi, tazminatı çoğu kez karşı geminin donatanından kusur oranında ister.
Yardım borcu ve zamanaşımı
Çatmadan sonra her kaptan, kendi gemisini ve içindekileri ciddi tehlikeye atmadan diğer gemiye, gemi adamlarına ve yolculara yardım etmek ve mümkünse geminin adını, bağlama limanını, geldiği ve gideceği limanları bildirmekle yükümlüdür; donatan, kaptanın sadece bu yükümlülüğü ihlalinden sorumlu olmaz (m.1295). Donatanın sorumluluğu sınırlandırma hakkı saklıdır (m.1296).
Çatmaya dayanan her türlü tazminat istemi, çatma gününden başlayarak iki yılda; donatanların birbirine rücu hakları ise ödeme tarihinden başlayarak bir yılda zamanaşımına uğrar (m.1297).
Kurtarma
Kurtarma faaliyeti
Seyrüsefere elverişli sularda tehlikeye uğramış su aracı veya diğer eşyanın kurtarılması için yapılan her fiil kurtarma faaliyetidir (m.1298/1). “Su aracı” her türlü gemi ve seyrüsefere elverişli yapıyı; “eşya” kıyıya sürekli ve iradi olarak sabitlenmemiş her şeyi ve hak kazanılmamış navlun alacağını kapsar. Maden arama ve işleme amacıyla kullanılan sabit veya yüzer platformlar ile deniz yatağındaki tarihî ve arkeolojik eserler eşya sayılmaz (m.1298/3).
Şu faaliyetler kurtarma sayılmaz (m.1298/4):
- Malikin veya kaptanın açık ve makul karşı koymasına rağmen yürütülen faaliyetler,
- Tehlike altındaki araçta çalışan kişilerin faaliyetleri,
- Tehlike doğmadan önce kurulmuş bir sözleşmenin ifası amacıyla yapılan hizmetler.
Kurtaranın kanunen kurtarma yükümlüsü olması veya kurtaran ve kurtarılan aracın aynı malike ait olması hükümlerin uygulanmasını engellemez (m.1299).
Kaptan, malik adına; aracın maliki ve kaptanı ise araçtaki eşyanın malikleri adına kurtarma sözleşmesi yapmaya yetkilidir (m.1300). Yanlış yönlendirme veya tehlikenin etkisiyle yapılan, hakkaniyete aykırı ya da aşırı oransız ücret öngören sözleşme mahkemece uyarlanabilir veya iptal edilebilir (m.1301). Bölüm hükümleri sözleşmeyle değiştirilebilir; ancak uyarlama-iptal ve çevre zararını önleme özenine ilişkin hükümler değiştirilemez (m.1302).
Kurtarma ücreti
Kanun “faydalı sonuç yoksa ücret yok” ilkesini benimser (m.1304/2). Ücret, kurtarılan eşyanın kurtarma sonrasındaki değerini geçemez (m.1304/3). Ücret belirlenmemişse kurtarılan değer, çevre zararını önlemedeki çaba, başarının derecesi, tehlikenin niteliği, harcanan zaman ve giderler gibi m.1305’teki ölçütlere göre, sıralama gözetilmeksizin belirlenir. Ücret para olarak saptanır; aksi kararlaştırılmadıkça kurtarılan değerin yüzdesi olarak belirlenemez (m.1305/3).
- Borçlular: Kurtarma faaliyetinin tamamlandığı andaki araç ve eşya malikleridir; ücret kurtarılan değerler oranında paylaşılır ve teselsül yoktur (m.1306).
- Kurtaran gemi ise donatan, ücretten zarar ve giderleri ayırdıktan sonra kaptan ve gemi adamlarına pay verir (m.1310).
- Kurtarmayı kendi kusuruyla zorunlu kılan veya güçleştiren ya da hileli davranan kurtaran ücretten tamamen veya kısmen mahrum bırakılabilir (m.1311).
- Kurtaran, kurtarılan gemi üzerinde gemi alacaklısı hakkına, diğer eşya üzerinde hapis hakkına sahiptir (m.1315).
Özel tazminat
Çevre zararı tehdidi oluşturan bir araç için faaliyet gösteren, ancak m.1305’e göre en az özel tazminat kadar ücrete hak kazanamayan kurtaran, yaptığı giderleri özel tazminat olarak malikten isteyebilir (m.1312/1). Kurtaran çevre zararını önlemiş veya sınırlandırmışsa tazminat giderlerin yüzde otuzuna kadar, hakkaniyet gerektirirse yüzde yüzüne kadar artırılabilir (m.1312/2). Özel tazminat, yalnız kurtarma ücretini aştığı ölçüde ödenir ve müşterek avarya paylaştırmasına girmez (m.1312/4, 7).
İnsan kurtarma
Her kaptan, aracını ve içindekileri ciddi tehlikeye atmadan, denizde kaybolma tehlikesindeki her insana yardım etmek zorundadır (m.1317). Kurtarılan kişilerin ücret ödeme borcu yoktur; yalnız insan kurtaran kişi, aynı kazada araç veya eşya kurtaranlara takdir edilen ücret ve özel tazminattan uygun bir pay isteyebilir (m.1318).
Kurtarma ve enkaz kaldırmadan doğan bütün alacaklar iki yılda zamanaşımına uğrar; süre kurtarmanın sona erdiği, enkaz kaldırmada işin tamamlandığı tarihten işler ve borçlunun beyanıyla bir veya birden çok kez uzatılabilir (m.1319).
Özet
- Müşterek avarya; ortak tehlikeye karşı, ortak değerleri korumak için bilerek ve makul biçimde yapılan olağanüstü fedakârlık veya giderdir ve doğrudan sonuçları gemi, yük, navlun ve diğer eşya arasında paylaştırılır (m.1272).
- Garame, aksine anlaşma yoksa en son tarihli York-Anvers Kurallarına tabidir; dispeç varma yerinde yapılır ve onay kararı ilam niteliği taşır (m.1273, 1279, 1284).
- Kusursuz çatmada herkes kendi zararına katlanır; tek taraf kusurunda kusurlu donatan öder; ortak kusurda eşya zararında kusur oranında, bedensel zararda müteselsil sorumluluk vardır (m.1287–1290).
- Çatmada kusur karinesi yoktur; delil tespit raporunda kusur oranı yazılmaz (m.1292, 1294).
- Zorunlu sevk kılavuzunun kusurundan donatan sorumlu değildir; danışman veya isteğe bağlı kılavuzun kusurundan sorumludur (m.1291).
- Kurtarma ücreti faydalı sonuca bağlıdır, kurtarılan değeri aşamaz, para olarak belirlenir ve borçlular arasında teselsül yoktur (m.1304–1306).
- Çevre zararı tehdidinde kurtaran, giderlerini özel tazminat olarak isteyebilir; artırım en çok giderlerin yüzde yüzüne kadardır (m.1312).
- Kurtarılan insanlar ücret ödemez (m.1318); kurtarma alacakları iki yılda zamanaşımına uğrar (m.1319).