Taraf Ehliyeti, Dava Ehliyeti ve Davaya Katılma

Taraf ve dava ehliyeti, dava takip yetkisi, taraf sıfatı; ihtiyari ve mecburi dava arkadaşlığı, davanın ihbarı, asli ve fer'î müdahale ile davaya vekâlet.

Son güncelleme: 21 Ekim 2026 8 dk okuma HMK m.50–83, TMK m.8, TMK m.10, TMK m.16, TMK m.462

Bir davanın esasına girilebilmesi için davada yer alan kişilerin usul hukukunun aradığı niteliklere sahip olması gerekir. Taraf ehliyeti “davada taraf olabilme”, dava ehliyeti “davayı bizzat yürütebilme”, dava takip yetkisi ise “talep sonucu hakkında hüküm alabilme” yeteneğini ifade eder. Bu bölümde ayrıca bir davada birden çok kişinin yer alması (dava arkadaşlığı) ve üçüncü kişilerin davaya katılma yolları (ihbar, asli ve fer’î müdahale) ele alınmaktadır.

Taraf ehliyeti

Taraf ehliyeti, maddi hukuktaki hak ehliyetinin usul hukukundaki karşılığıdır. TMK m.8’e göre her insanın hak ehliyeti vardır; tüzel kişiler de yaradılış gereği insana özgü olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildir (TMK m.48). Ana rahmindeki çocuk da sağ doğmak koşuluyla hak ehliyetine sahiptir (TMK m.28/2); bu nedenle sağ doğmak koşuluyla taraf ehliyeti de vardır.

Tüzel kişiliği olmayan topluluklar kural olarak taraf ehliyetine sahip değildir. Örneğin adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından ona karşı dava açılamaz; dava ortakların tamamı tarafından ya da tamamına karşı açılır. Benzer şekilde ölmüş bir kişi aleyhine dava açılamaz; tereke de tüzel kişi olmadığından taraf, mirasçılardır.

Taraf ehliyeti bir dava şartıdır (HMK m.114/1-d). Bu nedenle mahkeme tarafından her aşamada kendiliğinden gözetilir.

Dava ehliyeti ve kanuni temsil

Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyeti) göre belirlenir (HMK m.51). TMK m.10’a göre ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır; o hâlde aynı kişiler dava ehliyetine de sahiptir.

Dava ehliyeti olmayanlar davada kanuni temsilcileri, tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilir (HMK m.52). Bazı hâllerde kanuni temsilcinin dava açabilmesi bir makamın iznine bağlıdır; örneğin vasinin dava açması kural olarak vesayet makamının iznini gerektirir (TMK m.462/8; acele hâllerde geçici önlem alma yetkisi saklıdır). İzin veya temsil belgesi dava ya da cevap dilekçesiyle mahkemeye verilmelidir; gecikmesinde sakınca olan hâllerde mahkeme eksikliğin giderilmesi şartıyla işleme izin verebilir. Süresinde belge verilmezse dava açılmamış veya işlem yapılmamış sayılır (HMK m.54).

Sınırlı ehliyetsizler (ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar) kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada yasal temsilcinin rızasına ihtiyaç duymaz (TMK m.16/1). Bu alanda, örneğin kişiye sıkı sıkıya bağlı bazı aile hukuku davalarında, kendileri dava açıp yürütebilir.

Dava takip yetkisi ve taraf sıfatı

Kural olarak hakkın sahibi o hak üzerinde dava takip yetkisine de sahiptir. Ancak bazı hâllerde hak sahibinin tasarruf yetkisi elinden alınır ve dava takip yetkisi başkasına geçer: iflas eden borçlunun masaya giren mallarıyla ilgili davalarda iflas idaresi, tereke üzerinde yetkili kılınan vasiyeti yerine getirme görevlisi veya tereke temsilcisi bu duruma örnektir. Dava takip yetkisi de bir dava şartıdır (HMK m.114/1-e).

Dava takip yetkisi ile taraf sıfatı (husumet) karıştırılmamalıdır. Taraf sıfatı, dava konusu hakkın davacıya ait olup olmadığı ve davalıya karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği meselesidir; maddi hukuka ilişkin olup davanın esasıyla bağlantılıdır. Yerleşik uygulamada sıfat yokluğu hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir ve davanın sıfat yokluğundan reddine yol açar.

Dava sırasında taraflara ilişkin değişiklikler

Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse kanuni süreler geçinceye kadar dava ertelenir; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde talep üzerine davayı takip için kayyım atanabilir (HMK m.55). Taraflardan birinin vesayet altına alınması veya yasal danışman atanması talebi uygun bulunursa kesin karar verilinceye kadar yargılama ertelenebilir (HMK m.56).

Dava arkadaşlığı

Birden çok kişinin aynı davada davacı veya davalı olarak yer almasına dava arkadaşlığı denir. Kanun iki türü düzenler.

İhtiyari dava arkadaşlığı

HMK m.57’ye göre birden çok kişi şu hâllerde birlikte dava açabilir veya aleyhlerine birlikte dava açılabilir:

  • Dava konusu hak veya borcun elbirliği mülkiyeti dışındaki bir sebeple ortak olması,
  • Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğması veya birlikte yükümlülük altına girmeleri,
  • Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya benzer olması.

İhtiyari dava arkadaşlığında davalar birbirinden bağımsızdır; her dava arkadaşı diğerinden bağımsız hareket eder (m.58). Biri davadan feragat edebilir, diğeri davaya devam eder; her biri hakkında farklı hüküm kurulabilir.

Mecburi dava arkadaşlığı

Mecburi dava arkadaşları ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine birlikte dava açılabilir ve birlikte hareket etmek zorundadır (m.60). Bununla birlikte duruşmaya gelen dava arkadaşlarının yaptığı usul işlemleri, usulüne uygun davet edildiği hâlde gelmeyenler bakımından da hüküm ifade eder. Elbirliği mülkiyeti (örneğin paylaşılmamış tereke) mecburi dava arkadaşlığının en tipik kaynağıdır.

Ölçütİhtiyari dava arkadaşlığıMecburi dava arkadaşlığı
DayanakHMK m.57–58HMK m.59–60
Birlikte dava zorunluluğuYokVar
Davaların bağımsızlığıDavalar bağımsızdırTek hüküm verilir
Usul işlemleriHer biri bağımsız hareket ederBirlikte hareket zorunludur
Tipik örnekAynı kazada zarar gören birden çok kişiElbirliği mülkiyeti, ortaklığın giderilmesi

Üçüncü kişilerin davaya katılması

Davanın ihbarı (HMK m.61–64)

Taraflardan biri, davayı kaybederse üçüncü kişiye rücu edeceğini veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı o kişiye ihbar edebilir (m.61/1). İhbar zincirleme olarak da yapılabilir (m.61/2). İhbar yazılıdır; ihbar sebebi gerekçeleriyle ve yargılamanın hangi aşamada olduğu belirtilerek açıklanır. İhbar nedeniyle yargılama başka güne bırakılamaz (m.62). Dava kendisine ihbar edilen kişi, hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabilir (m.63); ihbarın etkisi bakımından fer’î müdahaleye ilişkin m.69/2 kıyasen uygulanır (m.64).

Asli müdahale (HMK m.65)

Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir. Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır. Asli müdahil, her iki tarafa karşı davacı konumundadır; bağımsız bir davadır.

Fer’î müdahale (HMK m.66–69)

Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar fer’î müdahil olarak davada yer alabilir (m.66). Talep dilekçeyle yapılır; dilekçe taraflara tebliğ edilir (m.67).

Fer’î müdahil taraf değildir; hüküm taraflar hakkında verilir (m.69/1). Ancak müdahil, sonradan tarafla aralarındaki rücu ilişkisinde asıl davadaki kararın yanlış olduğunu ileri süremez; yalnızca kanunda sayılan sınırlı hâllerde (ihbarın zamanında yapılmaması, tarafın kendi imkânlarını kullanmasını engellemesi gibi) tarafın yargılamayı hatalı yürüttüğünü ileri sürebilir (m.69/2).

ÖlçütİhbarAsli müdahaleFer’î müdahale
Kim başlatır?TarafÜçüncü kişiÜçüncü kişi
Son anTahkikatın sonuna kadarHüküm verilinceye kadarTahkikat sona erinceye kadar
Üçüncü kişinin konumuKatılırsa yardımcıDavacı (her iki tarafa karşı)Taraf değil, yardımcı
AmaçRücu ilişkisine hazırlıkKendi hakkını ileri sürmeBir tarafın kazanmasına yardım

Cumhuriyet savcısı ve davaya vekâlet

Cumhuriyet savcısı yalnızca kanunda açıkça öngörülen hâllerde hukuk davası açar veya taraf olarak yer alır (HMK m.70/1).

Dava ehliyeti bulunan herkes davasını kendisi veya vekili aracılığıyla açıp takip edebilir (HMK m.71). Davaya vekâlet, hüküm kesinleşinceye kadar davanın takibi için gereken bütün işlemleri kapsar (m.73). Ancak bazı işlemler için özel yetki gerekir: sulh olma, hâkimi reddetme, davanın tamamını ıslah etme, yemin teklif etme, davadan veya kanun yollarından feragat, davayı kabul, tahkim sözleşmesi yapma, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurma bunlardandır (m.74).

Avukat, vekâletnamenin aslını veya avukat tarafından onaylanmış örneğini dosyaya koymak zorundadır (m.76). Vekâletname vermeyen avukat dava açamaz ve işlem yapamaz; gecikmesinde zarar doğabilecek hâllerde mahkeme kesin süre vererek işleme izin verebilir. Süre içinde vekâletname verilmez veya asıl taraf işlemleri kabul ettiğini dilekçeyle bildirmezse dava açılmamış veya işlemler yapılmamış sayılır (m.77/1). İstifa eden vekilin görevi istifanın müvekkile tebliğinden itibaren iki hafta devam eder (m.82/1).

Özet

  • Taraf ehliyeti hak ehliyetine (HMK m.50), dava ehliyeti fiil ehliyetine (HMK m.51) bağlıdır; ikisi de dava şartıdır.
  • Dava ehliyeti olmayanları kanuni temsilcileri, tüzel kişileri organları temsil eder; izin/temsil belgesi verilmezse dava açılmamış sayılır (m.52, m.54).
  • Dava takip yetkisi, maddi hukuktaki tasarruf yetkisine göre belirlenir (m.53); taraf sıfatı ise esasa ilişkindir.
  • İhtiyari dava arkadaşlığında davalar bağımsızdır; mecburi dava arkadaşlığında birlikte dava ve tek hüküm zorunludur.
  • İhbar ve fer’î müdahale tahkikat sonuna, asli müdahale hüküm verilinceye kadar mümkündür.
  • Fer’î müdahil taraf değildir, davayı bulunduğu noktadan takip eder ve yanında katıldığı tarafın işlemlerine aykırı davranamaz.
  • Sulh, feragat, kabul, yemin teklifi, tahkim sözleşmesi gibi işlemler vekile özel yetki verilmesini gerektirir (m.74).

Kaynakça

Mini deneme: Taraf Ehliyeti, Dava Ehliyeti ve Davaya Katılma

10 soru · ücretsiz
  1. 1. HMK'ye göre taraf ehliyeti ve dava ehliyeti hangi maddi hukuk kavramlarına göre belirlenir?

  2. 2. Aşağıdakilerden hangisinin davada taraf ehliyeti yoktur?

  3. 3. Vasi V, vesayet altındaki K adına bir alacak davası açmış; ancak vesayet makamının iznini dava dilekçesine eklememiştir. Mahkeme gecikmesinde sakınca bulunduğu gerekçesiyle eksikliğin giderilmesi şartıyla davanın açılmasına izin vermiş ve V'ye izin için başvurması amacıyla kesin süre vermiştir. V süresi içinde hiçbir başvuruda bulunmazsa sonuç ne olur?

  4. 4. HMK m.53'e göre dava takip yetkisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  5. 5. Aynı trafik kazasında yaralanan A ve B, kazaya sebep olan sürücü S'ye karşı tek dava dilekçesiyle tazminat davası açmıştır. Yargılama sırasında A davasından feragat etmiştir. Bu durumda aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  6. 6. Aşağıdakilerden hangisi mecburi dava arkadaşlığına ilişkin olarak yanlıştır?

  7. 7. A ile B arasında bir tablonun mülkiyeti konusunda dava görülmektedir. Tablonun aslında kendisine ait olduğunu iddia eden C, hem A'ya hem B'ye karşı hakkını ileri sürmek istemektedir. C hangi yola, en geç ne zamana kadar başvurabilir?

  8. 8. I. Fer'î müdahil, yanında katıldığı tarafın işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan usul işlemlerini yapabilir.
    II. Fer'î müdahil, davayı müdahale talebinin kabulünden önceki aşamalara döndürerek takip edebilir.
    III. Fer'î müdahilin de yer aldığı davada hüküm taraflar hakkında verilir.
    IV. Davanın ihbarı nedeniyle yargılama kural olarak başka bir güne bırakılabilir.
    Yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?

  9. 9. HMK m.74'e göre aşağıdaki işlemlerden hangisini vekil, vekâletnamede açıkça yetki verilmemişse yapamaz?

  10. 10. Avukat Av. D, vekâletnamesini sunmadan, zamanaşımının dolmak üzere olması nedeniyle dava açmış; mahkeme kesin süre vererek dava açılmasına izin vermiştir. Süre içinde ne vekâletname sunulmuş ne de müvekkil yapılan işlemi kabul ettiğini dilekçeyle bildirmiştir. Sonuç nedir?

Bu not 3. konu olarak Medeni Usul Hukuku dersinin bir parçasıdır. Notlar bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kanun metinleri mevzuat.gov.tr'den alıntılanmıştır; hata bildirimi için iletişim.