Davacının mahkemeden istediği hukuki korumanın türü, açılan davanın türünü belirler. HMK m.105 ve devamında davalar önce talep edilen hükmün niteliğine göre (eda, tespit, inşai), sonra talebin ileri sürülüş biçimine göre (kısmi, yığılmalı, terditli, seçimlik, topluluk davası) düzenlenmiştir. 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla belirsiz alacak davasını düzenleyen m.107 yürürlükten kaldırılmış, kısmi davaya yeni bir fıkra eklenmiştir; bu değişiklik konunun en güncel sınav noktasıdır.
Talep edilen hükme göre davalar
Eda davası (HMK m.105)
Eda davasıyla mahkemeden, davalının bir şeyi vermeye, yapmaya veya yapmamaya mahkûm edilmesi istenir. Alacak davası, tazminat davası, el atmanın önlenmesi davası ve kiralananın tahliyesi davası tipik örneklerdir. Eda davasının sonunda verilen mahkûmiyet hükmü cebri icraya konu olabilir; bu nedenle eda davası en güçlü hukuki koruma türüdür.
Tespit davası (HMK m.106)
Hükümden üç temel kural çıkar:
- Konu: Bir hak veya hukuki ilişkinin varlığı (olumlu tespit) ya da yokluğu (olumsuz/menfi tespit) ile bir belgenin sahteliği tespit edilebilir. Belgenin sahteliği maddi bir olgu olduğu hâlde kanun bunu açıkça tespit konusu yapmıştır; bu bir istisnadır.
- Güncel hukuki yarar: Tespit davasında hukuki yarar ayrıca ve sıkı biçimde aranır. Davacının hukuki durumu ciddi ve güncel bir tehlike altında olmalı, bu tehlike tespit hükmüyle giderilebilmeli ve davacının daha etkili bir yolu (özellikle eda davası) bulunmamalıdır. Yerleşik görüşe göre eda davası açılabilen hâllerde tespit davasında kural olarak hukuki yarar yoktur.
- Maddi vakıa yasağı: Bir kazanın saat kaçta olduğu, bir duvarın kaç metre olduğu gibi maddi vakıalar tek başına tespit davasının konusu olamaz. Bu tür ihtiyaçlar için delil tespiti yoluna gidilir.
Tespit hükmü cebri icraya konu olmaz; yalnızca hukuki durumu kesin hükümle belirler.
İnşai dava (HMK m.108)
İnşai davayla yeni bir hukuki durum yaratılması, mevcut bir hukuki durumun içeriğinin değiştirilmesi veya ortadan kaldırılması istenir (m.108/1). Bir inşai hakkın dava yoluyla kullanılması zorunlu olan hâllerde inşai dava açılır (m.108/2). Boşanma, ortaklığın giderilmesi, genel kurul kararının iptali ve soybağının reddi davaları bu türdendir. İnşai hükümler, kanunlarda aksi belirtilmedikçe geçmişe etkili değildir (m.108/3).
| Dava | Talep | Hükmün etkisi | Örnek |
|---|---|---|---|
| Eda | Ver, yap, yapma | İcra edilebilir mahkûmiyet | Alacak, tazminat, tahliye |
| Tespit | Hak/ilişkinin varlığı-yokluğu, belge sahteliği | Durumu belirler, icra edilemez | Menfi tespit, belgenin sahteliğinin tespiti |
| İnşai | Hukuki durum yaratma, değiştirme, kaldırma | Kural olarak ileriye etkili | Boşanma, ortaklığın giderilmesi |
Kısmi dava ve belirsiz alacak davası
Kısmi dava (HMK m.109)
Talep konusu nitelikçe bölünebiliyorsa, yalnızca bir kısmı dava edilebilir (m.109/1). Kısmi dava açılması, dava açılırken kalan kısımdan açıkça feragat edilmemişse, kalan kısımdan feragat anlamına gelmez (m.109/3). Eskiden kısmi dava açmayı sınırlayan m.109/2 (talep konusunun miktarının açıkça belirli veya tartışmasız olduğu hâllerde kısmi dava açılamayacağına ilişkin hüküm) 6644 sayılı Kanunla 2015’te yürürlükten kaldırılmıştır.
7589 sayılı Kanunun 20. maddesiyle eklenen yeni fıkra, kısmi davanın işleyişini önemli ölçüde değiştirmiştir:
Bu fıkranın getirdiği yenilikler şunlardır:
- Kısmi davada talep artırımı için artık ıslaha başvurmak zorunlu değildir; artırım bir defaya mahsus ve tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.
- Artırılan kısım bakımından zamanaşımı da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Böylece kısmi davada, dava dışı bırakılan kısım için zamanaşımının işlemeye devam etmesi riski, artırım yapıldığı ölçüde ortadan kalkar.
Belirsiz alacak davasının kaldırılması
HMK m.107, alacağın miktarını dava tarihinde tam ve kesin belirleyemeyen alacaklının hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktarı göstererek dava açmasına ve sonradan iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan talebini artırmasına imkân veren belirsiz alacak davasını düzenliyordu. 7589 sayılı Kanunun 19. maddesiyle bu madde yürürlükten kaldırılmıştır (yürürlük: 31/7/2026). Aynı Kanunun geçici 1. maddesinin onuncu fıkrasına göre kaldırılan m.107, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam eder.
Talebin ileri sürülüş biçimine göre davalar
Davaların yığılması (objektif dava birleşmesi, HMK m.110)
Davacı, aynı davalıya karşı birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun iki şartı vardır: taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve tüm talepler bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması. Örneğin kiraya veren, kiracısına karşı hem kira alacağını hem de kiralananın hasarı nedeniyle tazminatı aynı dilekçeyle isteyebilir. Mahkeme her talep hakkında ayrı ayrı karar verir.
Terditli dava (HMK m.111)
Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurarak ileri sürebilir; talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantı bulunmalıdır.
Örneğin alıcı, öncelikle ayıplı malın ayıpsız misliyle değiştirilmesini, bu talebi kabul edilmezse satış bedelinden indirim yapılmasını isteyebilir. Asli talep kabul edilirse fer’î talep incelenmez; asli talep usulden reddedilirse de fer’î talebe geçilemez.
Seçimlik dava (HMK m.112)
Seçimlik borçlarda seçim hakkı borçlu veya üçüncü kişiye aitse ve bu kişi seçim hakkını kullanmaktan kaçınırsa alacaklı seçimlik dava açabilir. Mahkeme talebi haklı bulursa seçimlik mahkûmiyet hükmü verir. Bu hükmü icraya koyan alacaklı, takibini edimlerden birine hasretmek zorundadır; ancak borçlu diğer edimi ifa ederek borcundan kurtulma hakkını korur.
Topluluk davası (HMK m.113)
Dernekler ve diğer tüzel kişiler, statüleri çerçevesinde üyelerinin, mensuplarının veya temsil ettikleri kesimin menfaatlerini korumak için kendi adlarına dava açabilir. Bu davanın amacı ilgililerin haklarının tespiti, hukuka aykırı durumun giderilmesi veya gelecekteki hak ihlallerinin önlenmesidir. Topluluk davasında üyeler adına tazminat istenemez; çünkü kanun yalnızca tespit, giderme ve önleme amaçlarını saymıştır.
Karşılaştırmalı tablo
| Dava | Madde | Temel şart | Ayırt edici özellik |
|---|---|---|---|
| Davaların yığılması | m.110 | Aynı davalı, aynı yargı çeşidi, ortak yetkili mahkeme | Talepler bağımsız, hepsi hakkında karar verilir |
| Terditli dava | m.111 | Hukuki veya ekonomik bağlantı | Fer’î talep, asli talep esastan reddedilirse incelenir |
| Seçimlik dava | m.112 | Seçim hakkı borçlu/üçüncü kişide ve kullanılmıyor | Seçimlik mahkûmiyet hükmü |
| Topluluk davası | m.113 | Tüzel kişi, statüye uygunluk | Tespit, giderme, önleme; kendi adına |
| Kısmi dava | m.109 | Talebin bölünebilir olması | Bir defalık artırım, zamanaşımı dava tarihinde kesilir |
Geçiş dönemi notu
HMK m.448’e göre HMK hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır. Belirsiz alacak davası bakımından ise kanun koyucu özel bir geçiş hükmü koymuş ve önceden açılmış davalarda eski m.107’nin uygulanacağını açıkça belirtmiştir.
Özet
- Eda davasıyla vermeye, yapmaya veya yapmamaya mahkûmiyet istenir; hüküm icra edilebilir.
- Tespit davası hak veya hukuki ilişkinin varlığı-yokluğu ya da belgenin sahteliği için açılır; güncel hukuki yarar şarttır ve maddi vakıalar tek başına tespit konusu olamaz.
- İnşai hükümler kanunda aksi yoksa geçmişe etkili değildir.
- Belirsiz alacak davası (m.107) 7589 sayılı Kanunla 31/7/2026’dan itibaren kaldırılmıştır; önceden açılmış davalarda uygulanmaya devam eder.
- Kısmi davada talep, bir defaya mahsus ve tahkikat sonuna kadar iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan artırılabilir; artırılan kısımda zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır (m.109/4).
- Davaların yığılmasında aynı yargı çeşidi ve ortak yetkili mahkeme gerekir.
- Terditli davada fer’î talep ancak asli talep esastan reddedilirse incelenir.
- Seçimlik dava, seçim hakkı borçlu veya üçüncü kişideyken bu hak kullanılmadığında açılır; topluluk davası tespit, giderme ve önleme amaçlıdır.