Yargılamanın amacı, uyuşmazlığı bağlayıcı ve sürekli biçimde çözen bir karara ulaşmaktır. Bu kararın adı hükümdür. Hükmün değeri, bir kez kesinleştikten sonra aynı uyuşmazlığın yeniden tartışılamamasından gelir; kesin hüküm kurumu hukuk güvenliğinin ve yargı kararlarına saygının usul hukukundaki karşılığıdır. Sınavlarda özellikle kesin hükmün üç unsuru, sübjektif sınırları ve tavzih ile tamamlama arasındaki fark sorulur.
Karar türleri ve hüküm kavramı
Mahkeme yargılama boyunca pek çok karar verir. Bunlar iki gruba ayrılır:
- Ara kararlar: Yargılamanın yürütülmesine ilişkindir (tanık dinlenmesi, bilirkişi atanması, süre verilmesi). Davayı sona erdirmez, kural olarak tek başına kanun yoluna götürülemez ve mahkeme kural olarak bunlarla bağlı değildir.
- Nihai kararlar: Davayı o mahkeme bakımından sona erdirir. Usule ilişkin nihai kararlar (görevsizlik, dava şartı yokluğundan usulden ret) ve esasa ilişkin nihai kararlar olarak ikiye ayrılır.
Dar anlamda hüküm, esasa ilişkin nihai karardır. Bununla birlikte hükme ilişkin kurallar, niteliğine aykırı düşmedikçe usule ilişkin nihai kararlara da uygulanır (m.294/6).
Hükmün verilmesi
Tefhim
Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur (m.294/2). Tefhim, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunmasıyla olur (m.294/3). Zorunlu nedenlerle yalnızca hüküm sonucu tefhim edilmişse, gerekçeli kararın tefhim tarihinden itibaren bir ay içinde yazılması gerekir (m.294/4). Tefhimi duruşmada bulunanlar ayakta dinler (m.294/5).
Müzakere ve oylama
Hüküm gizli müzakere edilerek hazırlanır ve alenen tefhim olunur (m.295/1). Hükmü, yargılamanın sona erdiğinin bildirildiği duruşmada hazır bulunan hâkim veya hâkimler verir. Toplu mahkemelerde başkan, oyları en kıdemsiz üyeden başlayarak alır ve en son kendi oyunu açıklar; hüküm oy çokluğuyla da verilebilir (m.296).
Hükmün kapsamı
Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve m.297/1’de sayılan unsurları içerir: mahkeme ve hâkimler, tarafların kimlikleri, iddia ve savunmaların özeti, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hüküm sonucu, yargılama giderleri, kanun yolları ve süresi, hüküm tarihi, imzalar ve gerekçeli kararın yazıldığı tarih.
Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz (m.298/2); karşı oy da gerekçesiyle hükümde yer alır (m.298/3).
Hüküm nüshası ve ilam
Taraflara verilen hüküm nüshası ilamdır (m.301/2). Nüshalar arasında fark varsa karar kartonundaki esas alınır (m.301/3). Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğine, takibe konmasına ve kanun yoluna başvurulmasına engel değildir (m.302/2).
Şekli anlamda kesinlik
Bir hükmün artık olağan kanun yollarıyla (istinaf ve temyiz) değiştirilememesi hâline şekli anlamda kesinlik denir. Hüküm; kanun yolu süresinin başvurusuz geçmesi, kanun yolu incelemesinin tamamlanması, kanun yolundan feragat edilmesi veya kararın baştan kesin olması (parasal sınır altında kalması gibi) hâllerinde şekli anlamda kesinleşir. Kesinleşme, ilamın altına veya arkasına yazılıp tarih ve mühürle imzalanarak belirtilir (m.302/4).
Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez (m.350/2, m.367/2). Diğer kararlar ise kural olarak kesinleşmeden de icraya konulabilir.
Maddi anlamda kesinlik (kesin hüküm)
Şekli anlamda kesinleşen hüküm, aynı uyuşmazlığın başka bir davada yeniden incelenmesini engeller. Buna maddi anlamda kesinlik veya kısaca kesin hüküm denir.
Üç ayniyet şartı
| Unsur | Anlamı | Dikkat |
|---|---|---|
| Taraf ayniyeti | İki davanın tarafları aynı olmalıdır | Tarafların yer değiştirmesi (davacının davalı olması) ayniyeti bozmaz; külli halefler ve belirli hâllerde cüzi halefler de kapsamdadır. |
| Dava sebebi ayniyeti | Talebin dayandığı vakıalar aynı olmalıdır | Farklı vakıalara dayanan yeni dava, kesin hükümle engellenmez. |
| Konu ayniyeti | İlk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davanın talep sonucu aynı olmalıdır | Gerekçe değil, hüküm fıkrası esastır. |
Usul hukukundaki işlevi
Kesin hüküm olumsuz dava şartıdır: Aynı davanın daha önce kesin hükme bağlanmamış olması gerekir (m.114/1-i). Dava şartı olduğu için mahkeme bunu yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetir ve kesin hüküm varsa davayı usulden reddeder. Ayrıca kesin hüküm, öğretide ve uygulamada kesin delil olarak da kabul edilir: Önceki kesin hükümde tespit edilen sonuç, sonraki davada başka bir talebin ön meselesi olarak ortaya çıktığında bağlayıcıdır.
Objektif sınırlar
Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden yalnızca hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm oluşturur (m.303/2). Hakkında karar verilmeyen bir talep kesin hükmün kapsamına girmez; o talep için ya tamamlama yoluna gidilir ya da yeni dava açılabilir. Gerekçede yer alan değerlendirmelerin kesin hükme dâhil olup olmadığı tartışmalıdır: Baskın görüş, kesin hükmün kural olarak hüküm fıkrasıyla sınırlı olduğunu, gerekçenin ise ancak hüküm fıkrasının anlamını belirlemek için dikkate alınacağını kabul eder.
Sübjektif sınırlar
| Kişi | Kesin hüküm etkisi |
|---|---|
| Taraflar | Bağlar |
| Külli halefler (mirasçılar, birleşen şirketler) | Bağlar (m.303/3) |
| Hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini devralan veya üzerinde sınırlı ayni hak ya da fer’î zilyetlik kazanan | Bağlar; ancak TMK’nın iyiniyetle mal edinmeye ilişkin hükümleri saklıdır (m.303/4) |
| Müteselsil borçlu veya alacaklılardan yalnız bir kısmı ile oluşan kesin hüküm | Diğerleri hakkında geçerli değildir (m.303/5) |
Kesin hüküm oluşturmayan kararlar
- Çekişmesiz yargı kararları, kanunda aksine hüküm yoksa maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz (m.388/1).
- Geçici hukuki koruma kararları (ihtiyati tedbir gibi) esas hakkında kesin hüküm oluşturmaz.
- Usule ilişkin nihai kararlar (örneğin dava şartı yokluğundan ret) esas hakkında kesin hüküm oluşturmaz; eksiklik giderilerek yeniden dava açılabilir.
Feragat, kabul ve sulh ise hüküm olmamakla birlikte kesin hüküm gibi sonuç doğurur (m.311, m.315/1).
Hükmün tashihi, tavzihi ve tamamlanması
Hüküm verildikten sonra mahkeme kural olarak kendi hükmünü değiştiremez. Kanun buna üç dar istisna tanır:
| Yol | Konu | Kim, ne zaman | Sınır |
|---|---|---|---|
| Tashih (m.304) | Yazı, hesap ve benzeri açık hatalar | Mahkeme resen veya taraf talebiyle; hüküm tebliğ edilmişse tarafları dinlemeden düzeltemez | Yalnız açık hatalar |
| Tavzih (m.305) | Yeterince açık olmayan, icrada tereddüt doğuran veya çelişkili fıkralar içeren hüküm | Taraflardan her biri, icrası tamamlanıncaya kadar | Haklar ve borçlar sınırlandırılamaz, genişletilemez, değiştirilemez |
| Tamamlama (m.305/A) | İleri sürülen veya resen hükme geçirilmesi gereken ama hakkında karar verilmeyen hususlar | Taraflardan her biri, nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde | Ek karar verilir; bu karara karşı kanun yolu açıktır |
Tavzih veya tamamlama talebi, taraf sayısı kadar nüsha ile hükmü veren mahkemeye dilekçeyle yapılır; mahkeme cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinden karar verebilir (m.306).
Özet
- Esasa ilişkin nihai karar hükümdür; hükme ilişkin kurallar usule ilişkin nihai kararlara da niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanır (m.294).
- Hüküm sonucu tutanağa geçirilip okunarak tefhim edilir; yalnız hüküm sonucu tefhim edilmişse gerekçeli karar bir ayda yazılır.
- Gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz; taraflara verilen hüküm nüshası ilamdır.
- Şekli kesinlik olağan kanun yollarının kapanmasıdır; maddi kesinlik aynı uyuşmazlığın yeniden incelenememesidir.
- Kesin hüküm için taraf, dava sebebi ve konu ayniyeti gerekir; kesin hüküm resen gözetilen olumsuz dava şartıdır (m.114/1-i).
- Yalnız hükme bağlanan talepler kesin hüküm oluşturur; külli halefleri ve kesinleşmeden sonra devralanları bağlar, diğer müteselsil borçluları bağlamaz.
- Çekişmesiz yargı kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz (m.388).
- Tashih açık hatayı, tavzih belirsizliği giderir; tamamlama (m.305/A) karar verilmeyen husus için tebliğden itibaren bir ay içinde istenir.