Tanzimat ve Kanunlaştırma Hareketleri

1839 Tanzimat ve 1856 Islahat fermanları; ceza, ticaret, arazi ve usul kanunları, medeni kanun tartışması ve hukuk ikiliği (düalizm).

Son güncelleme: 21 Ekim 2026 7 dk okuma AY m.10/1, AY m.38/1, AY m.38/3

Tanzimat dönemi, Osmanlı hukukunun Batı’dan kanun alma (iktibas) ve hukuku yazılı, sistemli kanunlarda toplama (kanunlaştırma) yoluna girdiği dönemdir. 1839’da ilan edilen Tanzimat Fermanı ile başlayan bu süreç, ceza, ticaret, toprak ve usul hukukunda yeni kanunlar doğurmuş, ancak şer’î hukukla Batı kaynaklı hukukun yan yana yaşadığı bir hukuk ikiliği yaratmıştır. Sınavlarda fermanların içeriği, kanunların kaynak aldığı ülkeler ve medeni kanun tartışması öne çıkar.

Tanzimat Fermanı (1839)

İlanı ve niteliği

Tanzimat Fermanı (Gülhane Hatt-ı Hümayunu) 3 Kasım 1839’da Sultan Abdülmecid döneminde, Hariciye Nazırı Mustafa Reşid Paşa tarafından Gülhane’de okunarak ilan edilmiştir. Ferman, padişahın kendi iradesiyle kendi yetkisini sınırlamayı kabul ettiği bir belgedir. Padişah fermanın hükümlerine uyacağına yemin etmiş, devlet ileri gelenlerine de yemin ettirilmiştir.

Öğretide Tanzimat Fermanı, Osmanlı’da anayasal gelişmenin önemli bir aşaması sayılır. Ancak bir anayasa değildir; çünkü devletin temel organlarını kurmaz, halkın yönetime katılımını öngörmez ve padişahın tek taraflı iradesine dayanır.

Temel ilkeleri

Fermanın öngördüğü başlıca güvenceler şunlardır:

İlkeİçerik
Can güvenliğiKimse kanuna uygun yargılanmadan cezalandırılamaz; açık (alenî) yargılama
Mal güvenliğiMülkiyet güvence altındadır; mahkûmların mallarına el konulmaz (müsadere kaldırılır), mirasçıların hakları korunur
Namus (ırz) güvenliğiKişilerin onur ve namusu korunur
Vergide adaletVergiler herkesin gücüne göre belirlenir; iltizam usulünün kaldırılması hedeflenir
Askerlikte düzenAskerlik süresi ve asker alma usulü düzenlenir
Herkes için uygulanmaGüvenceler Müslüman ve gayrimüslim bütün tebaaya uygulanır

Fermanda ayrıca bu ilkeleri uygulamak için kanunlar yapılacağı belirtilmiş ve bu kanunların hazırlanmasında Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye’nin görev alması öngörülmüştür. Böylece ferman, sonraki kanunlaştırma hareketinin başlangıç noktası olmuştur.

Islahat Fermanı (1856)

Islahat Fermanı 1856’da, Kırım Savaşı’nın sonunda ve Paris Barış Konferansı öncesinde ilan edilmiştir. Avrupa devletlerinin gayrimüslim tebaanın durumuna ilişkin baskıları fermanın hazırlanmasında etkili olmuştur. Ferman ağırlıklı olarak gayrimüslimlerin haklarını genişletir:

  • devlet memuriyetine girme ve okullara kabul edilmede eşitlik,
  • din ve ibadet serbestisinin güvence altına alınması, dinî yapıların onarımında kolaylık,
  • askerlik yükümlülüğünde eşitlik ve bedel ödeme imkânı,
  • Müslüman ile gayrimüslim arasındaki ticari ve cezai davalarda karma mahkemelerin görev yapması,
  • vergilerde eşitlik,
  • yabancıların mülk edinmesine imkân tanınması yönünde düzenleme vaadi.

Islahat Fermanı’ndaki vaatlerin bir kısmı sonraki yıllarda kanunlarla hayata geçirilmiştir. Örneğin yabancıların Osmanlı ülkesinde taşınmaz edinmesine ilişkin düzenleme 1867’de yapılmıştır. Fermanın gayrimüslimlere tanıdığı haklar, Osmanlı vatandaşlığı (tabiiyet) kavramının gelişmesine ve 1876’da Kanun-i Esasi’deki eşitlik hükümlerine de zemin hazırlamıştır.

KarşılaştırmaTanzimat FermanıIslahat Fermanı
Tarih18391856
Temel muhatapBütün tebaaAğırlıkla gayrimüslim tebaa
Öne çıkan ilkeCan, mal, namus güvenliği; kanunsuz ceza olmazEşitlik, memuriyet, karma mahkemeler
Dış etkiGörece sınırlıAvrupa devletlerinin baskısı belirgin

Kanunlaştırmanın nedenleri

Tanzimat sonrası kanunlaştırmayı hızlandıran etkenler şöyle sıralanabilir:

  • fermanlarda verilen güvencelerin (yargılamasız ceza verilmemesi, mülkiyetin korunması) ancak yazılı kanunlarla somutlaştırılabilmesi,
  • Avrupa devletleriyle artan ticari ilişkiler ve yabancı tacirlerin bilinen, öngörülebilir kurallar talep etmesi,
  • yabancı devletlerin gayrimüslim tebaa ve kendi uyrukları adına yaptığı siyasi baskılar,
  • dağınık fıkıh eserleri yerine hâkimlerin kolayca başvurabileceği tek bir metne duyulan ihtiyaç,
  • devletin merkezîleşme ve modernleşme hedefleri.

Kanunlaştırma ve iktibas

Tanzimat’tan sonra çıkarılan kanunlar iki yöntemle hazırlanmıştır: bir kısmı Batı’dan (özellikle Fransa’dan) iktibas edilmiş, bir kısmı ise İslam hukukunun kanunlaştırılması yoluyla oluşturulmuştur.

Ceza hukuku

  • 1840 Ceza Kanunu: Tanzimat’ın ilan ettiği ilkeleri uygulamaya koymak için hazırlanan ilk ceza kanunudur; özellikle devlet görevlilerinin suçlarına ağırlık verir.
  • 1851 Kanun-ı Cedid: 1840 Kanunu’nun eksiklerini gidermek için çıkarılmıştır.
  • 1858 Ceza Kanunnamesi: 1810 Fransız Ceza Kanunu’ndan büyük ölçüde yararlanılarak hazırlanmıştır. Bununla birlikte had ve kısas gibi şer’î cezalar bakımından şer’î hukuka atıf yapılmıştır. Uzun süre yürürlükte kalan bu kanun, Cumhuriyet döneminde 1926 tarihli Türk Ceza Kanunu ile yürürlükten kalkmıştır.

Ticaret hukuku

  • 1850 Ticaret Kanunnamesi: Fransız Ticaret Kanunu’ndan (1807) iktibas edilmiştir. Batı’dan alınan ilk kapsamlı kanunlardan biridir. Yabancı tacirlerle ilişkilerin artması ve ticari uyuşmazlıkların çözümü ihtiyacı bu iktibası hızlandırmıştır.
  • Ardından deniz ticaretine ilişkin Ticaret-i Bahriye Kanunnamesi ile ticari usule ilişkin düzenlemeler de yine Fransız kaynaklarından yararlanılarak çıkarılmıştır.

Toprak hukuku

  • 1858 Arazi Kanunnamesi: Miri arazi rejimini sistemleştiren bu kanun, iktibas değil, Osmanlı’nın kendi toprak hukukunun kanunlaştırılmasıdır. Tapu düzenine ilişkin düzenlemeler de bunu tamamlamıştır.

Diğer düzenlemeler

  • 1869 Tabiiyet-i Osmaniye Kanunnamesi: Osmanlı vatandaşlığını (tabiiyet) düzenleyen ilk kanundur.
  • Usul kanunları: Nizamiye mahkemelerinde uygulanmak üzere hukuk ve ceza usulüne ilişkin kanunlar Fransız modelinden yararlanılarak çıkarılmıştır.
  • 1917 Hukuk-ı Aile Kararnamesi: Aile hukukunu ilk kez devlet eliyle kanunlaştırmış, yalnız Hanefi mezhebiyle yetinmeyip diğer mezheplerden de yararlanmış, gayrimüslimlere ilişkin hükümler de içermiştir. Kısa bir süre sonra yürürlükten kaldırılmıştır.

Kanun ve nizamname

Tanzimat döneminde yazılı hukuk kuralları “kanun”, “kanunname” ve “nizamname” gibi adlarla çıkarılmıştır. Nizamnameler bazen bugünkü tüzük ve yönetmeliklere, bazen de kanunlara benzeyen düzenlemelerdir. Bu metinler, ilgili meclislerde hazırlandıktan sonra padişahın onayıyla (irade-i seniyye) yürürlüğe girerdi. 1868’de kurulan Şûra-yı Devlet, kanun ve nizamname tasarılarının hazırlanmasında önemli görev üstlenmiştir. Bu yapı, yasama yetkisinin hâlâ padişahta olduğunu, ancak kanun yapımının uzman meclisler eliyle kurumsallaştığını gösterir.

Medeni kanun tartışması ve Mecelle

Tanzimat döneminde özel hukukun (borçlar, eşya) nasıl kanunlaştırılacağı tartışılmıştır. Bir görüş, Fransız Medeni Kanunu’nun (Code civil) tercüme edilerek alınmasını savunuyordu. Diğer görüş ise toplumun yapısına uygun olarak İslam hukukuna dayalı bir kanun hazırlanması gerektiğini ileri sürüyordu. Ahmed Cevdet Paşa’nın öncülüğünde ikinci görüş ağır basmış ve sonuçta Mecelle hazırlanmıştır (1869–1876).

Bu tercihin önemli bir sonucu, aile ve miras hukukunun Tanzimat boyunca büyük ölçüde şer’î hukukta kalması ve Batılılaşma hareketinin özel hukuka sınırlı ölçüde yansımasıdır.

Hukuk ikiliği (düalizm)

Tanzimat’ın en belirgin sonucu, hukuk ve yargıda ikiliktir:

AlanGeleneksel yapıTanzimat’la eklenen yapı
Hukuk kaynağıŞer’î hukuk, MecelleBatı’dan iktibas edilen kanunlar
MahkemeŞer’iye mahkemeleriNizamiye ve ticaret mahkemeleri
EğitimMedreseBatı tarzı okullar, hukuk mektebi
Hukukçu tipiKadı (ilmiye)Nizamiye hâkimi

Bu ikilik, hukuk birliğini bozmuş; ancak aynı zamanda Batı hukuk kurumlarının tanınmasına ve Cumhuriyet dönemindeki köklü reformlar için zemin hazırlanmasına yardımcı olmuştur.

Tanzimat ilkelerinin bugünkü karşılığı

Tanzimat Fermanı’nın “kimse yargılanmadan ve kanuna dayanmadan cezalandırılamaz” düşüncesi ve Islahat Fermanı’nın eşitlik vurgusu, bugün Anayasa’da temel güvenceler olarak yer alır:

Fermandaki müsaderenin kaldırılması ilkesi de bugünkü hukukta genel müsadere cezasının yasaklanmasıyla (AY m.38) karşılık bulur.

Özet

  • Tanzimat Fermanı 3 Kasım 1839’da Abdülmecid döneminde Mustafa Reşid Paşa tarafından okunmuştur; can, mal, namus güvenliği, yargılamasız ceza verilmemesi ve vergide adalet ilkelerini getirir; anayasa değildir.
  • Islahat Fermanı 1856’da Kırım Savaşı sonrasında ilan edilmiş, ağırlıkla gayrimüslimlere eşitlik ve karma mahkemeler getirmiştir.
  • Ceza alanında 1840 Ceza Kanunu, 1851 Kanun-ı Cedid ve 1810 Fransız Ceza Kanunu’ndan yararlanan 1858 Ceza Kanunnamesi çıkarılmıştır.
  • 1850 Ticaret Kanunnamesi Fransız Ticaret Kanunu’ndan iktibastır.
  • 1858 Arazi Kanunnamesi iktibas değil, Osmanlı toprak hukukunun kanunlaştırılmasıdır; 1869’da Tabiiyet Kanunnamesi çıkarılmıştır.
  • Medeni hukukta Fransız Medeni Kanunu yerine İslam hukukuna dayalı Mecelle tercih edilmiştir.
  • 1917 Hukuk-ı Aile Kararnamesi aile hukukunu ilk kez kanunlaştırmıştır.
  • Sonuç, hukukta ve yargıda ikiliktir (şer’iye–nizamiye).

Kaynakça

Mini deneme: Tanzimat ve Kanunlaştırma Hareketleri

10 soru · ücretsiz
  1. 1. Tanzimat Fermanı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

  2. 2. 1856 Islahat Fermanı'nın Tanzimat Fermanı'ndan ayrılan en belirgin yönü aşağıdakilerden hangisidir?

  3. 3. 1858 Ceza Kanunnamesi'nin hazırlanmasında büyük ölçüde yararlanılan kaynak aşağıdakilerden hangisidir?

  4. 4. I. 1850 Ticaret Kanunnamesi
    II. 1858 Arazi Kanunnamesi
    III. 1858 Ceza Kanunnamesi
    IV. Mecelle
    Yukarıdakilerden hangileri Batı'dan iktibas yoluyla değil, Osmanlı'nın kendi hukukunun kanunlaştırılması yoluyla hazırlanmıştır?

  5. 5. 1860'lı yıllarda bir Osmanlı tacir ile Fransız uyruklu bir tacir arasında mal teslimine ilişkin uyuşmazlık çıkmış; aynı Osmanlı tacirin eşiyle arasında da nafaka uyuşmazlığı doğmuştur. Bu iki uyuşmazlığın çözüm yolu dikkate alındığında Tanzimat döneminin hangi özelliği ortaya çıkar?

  6. 6. 1870'te İstanbul'da yaşayan D, bir yabancı devletin uyruğuna mı yoksa Osmanlı tabiiyetine mi tabi olduğu konusunda uyuşmazlık yaşamaktadır. Bu meselenin çözümünde başvurulacak, Osmanlı vatandaşlığını düzenleyen ilk kanun aşağıdakilerden hangisidir?

  7. 7. Tanzimat döneminde özel hukukun kanunlaştırılması tartışmasında ağır basan görüş ve bunun sonucu aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

  8. 8. Tanzimat Fermanı'nın "kimse kanuna uygun biçimde yargılanmadan cezalandırılamaz" düşüncesinin bugünkü Anayasa'daki en doğrudan karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?

  9. 9. Aile hukukunu ilk kez devlet eliyle kanunlaştıran ve yalnız Hanefi mezhebiyle yetinmeyip diğer mezheplerden de yararlanan düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

  10. 10. Bir hukuk tarihçisi, Tanzimat'ın Batı'dan kanun alma hareketinin özel hukuka "sınırlı ölçüde" yansıdığını ileri sürmektedir. Bu görüşü en iyi destekleyen olgu aşağıdakilerden hangisidir?

Bu not 5. konu olarak Türk Hukuk Tarihi dersinin bir parçasıdır. Notlar bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kanun metinleri mevzuat.gov.tr'den alıntılanmıştır; hata bildirimi için iletişim.