Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye, Tanzimat döneminde İslam hukukunun borçlar ve eşya hukuku ile yargılama usulüne ilişkin kurallarını madde madde kanunlaştıran büyük bir eserdir. Batı’dan medeni kanun alınması yerine yerli kaynağa dayanan bir kanunlaştırma tercihinin ürünüdür ve 1926’da Türk Kanunu Medenisi yürürlüğe girinceye kadar Osmanlı ve erken Cumhuriyet döneminde uygulanmıştır. Sınavlarda hazırlanış tarihleri, Ahmed Cevdet Paşa, dayandığı mezhep, kitap ve madde sayısı, kapsam dışında kalan alanlar ve küllî kaideler sorulur.
Hazırlanışı
Arka plan
Tanzimat’tan sonra ticari hayatın gelişmesi, nizamiye mahkemelerinin kurulması ve yabancılarla ilişkilerin artması, özel hukuk kurallarının kolay bulunabilir ve uygulanabilir hâle getirilmesi ihtiyacını doğurdu. Fıkıh kuralları çok sayıda eserde dağınık hâlde bulunuyordu; aynı meselede mezhep içinde farklı görüşler vardı. Özellikle şer’î eğitim almamış nizamiye hâkimlerinin bu eserlerden hüküm çıkarması güçtü.
Bu ihtiyacı karşılamak için iki görüş ileri sürüldü:
| Görüş | Önerisi |
|---|---|
| İktibas taraftarları | Fransız Medeni Kanunu’nun (Code civil) tercüme edilerek alınması |
| Yerli kaynak taraftarları | İslam hukukuna dayalı, Osmanlı toplumuna uygun bir kanunun hazırlanması |
İkinci görüş ağır bastı. Bu görüşün önde gelen savunucusu Ahmed Cevdet Paşadır.
Mecelle Cemiyeti ve süre
Ahmed Cevdet Paşa başkanlığında, ilmiye sınıfından hukukçulardan oluşan Mecelle Cemiyeti kuruldu. Cemiyet eseri kitaplar hâlinde hazırladı; her kitap tamamlandıkça padişahın onayıyla (irade-i seniyye) yürürlüğe kondu. Çalışmalar 1869’da başladı ve son kitabın yürürlüğe girmesiyle 1876’da tamamlandı. Hazırlık sürecinde cemiyetin üyeleri değişmiş, Ahmed Cevdet Paşa bir dönem görevden uzaklaştırılmış, ancak eser büyük ölçüde onun öncülüğünde tamamlanmıştır.
Kaynağı ve yöntemi
Hanefi mezhebi
Mecelle, Osmanlı’nın resmî mezhebi olan Hanefi mezhebine dayanır. Hazırlayıcılar Hanefi mezhebi içindeki farklı görüşler arasından zamanın ihtiyaçlarına en uygun olanını seçmişlerdir. Bu nedenle bazı meselelerde mezhebin kurucusu Ebû Hanîfe’nin değil, öğrencisi Ebû Yûsuf veya İmam Muhammed’in görüşü tercih edilmiştir. Mecelle, mezhep dışındaki görüşlere başvurmamıştır; diğer mezheplerden yararlanma (telfik) yöntemi daha sonra 1917 Hukuk-ı Aile Kararnamesi’nde belirgin hâle gelmiştir.
Kazuistik yöntem
Mecelle, modern kanunlardaki gibi soyut ve genel kurallar koymak yerine, çoğunlukla somut olaylar ve örnekler üzerinden hüküm koyan kazuistik bir yöntem kullanır. Pek çok maddede bir kural verildikten sonra “mesela” diye başlayan örnekler yer alır. Bu yöntemin özellikleri:
- uygulayıcı için anlaşılır ve kolay kullanılır,
- ancak madde sayısını artırır ve kanunun öngörmediği yeni durumlara uyumu güçleştirir,
- genel ilke ihtiyacı, eserin başındaki küllî kaideler ile karşılanmaya çalışılmıştır.
Yapısı
Mecelle bir mukaddime (giriş) ve 16 kitaptan oluşur; toplam 1851 madde içerir.
Mukaddime ve küllî kaideler
Mukaddimenin ilk maddesi fıkhı tanımlar. 2–100. maddeler ise kavâid-i külliye (küllî kaideler) adı verilen genel hukuk ilkeleridir. Bu kaideler kısa, özlü ve atasözü niteliğinde ifadelerdir; hâkime yorum ve boşluk doldurmada yol gösterir. Çok bilinen örnekleri:
| Madde | Kaide | Bugünkü karşılık (yaklaşık) |
|---|---|---|
| m.2 | “Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir.” | İşlemlerde amaç ve iradenin esas alınması |
| m.4 | “Şek ile yakîn zâil olmaz.” | Kesin olan bilgi şüpheyle ortadan kalkmaz |
| m.14 | “Mevrid-i nassda ictihada mesağ yoktur.” | Açık hüküm bulunan yerde yoruma yer yoktur |
| m.17 | “Meşakkat teysiri celbeder.” | Zorluk kolaylığı gerektirir |
| m.20 | “Zarar izâle olunur.” | Zararın giderilmesi ilkesi |
| m.36 | “Âdet muhakkemdir.” | Örf ve âdetin hüküm kaynağı olması |
| m.39 | “Ezmanın tağayyürü ile ahkâmın tağayyürü inkâr olunamaz.” | Zaman değiştikçe hükümlerin değişebilmesi |
| m.76 | “Beyyine müddeî için ve yemin münkir içindir.” | İspat yükü iddia edendedir; inkâr eden yemin eder |
Kitaplar
| Sıra | Kitap | Konusu |
|---|---|---|
| 1 | Büyû | Alım satım |
| 2 | İcârât | Kira (icare), hizmet ve eser ilişkileri |
| 3 | Kefâlet | Kefalet |
| 4 | Havâle | Havale |
| 5 | Rehin | Rehin |
| 6 | Emânât | Emanet, vedia, ariyet |
| 7 | Hibe | Bağışlama |
| 8 | Gasb ve İtlâf | Gasp ve mala zarar verme (haksız fiil) |
| 9 | Hacr, İkrah ve Şuf’a | Kısıtlılık, zorlama ve önalım |
| 10 | Şirket | Ortaklıklar, paylı mülkiyet |
| 11 | Vekâlet | Vekâlet |
| 12 | Sulh ve İbrâ | Sulh ve borçtan kurtarma |
| 13 | İkrar | İkrar |
| 14 | Dava | Dava |
| 15 | Beyyinât ve Tahlîf | Deliller ve yemin |
| 16 | Kazâ | Yargı ve hâkimlik |
Tablo, Mecelle’nin yalnız maddi hukuku değil, son kitaplarında yargılama usulünü ve ispat hukukunu da düzenlediğini gösterir.
Kapsamı ve kapsam dışı alanlar
Mecelle bir “medeni kanun” olarak anılsa da bugünkü medeni kanunlardan farklı olarak bütün özel hukuku düzenlemez:
| Düzenlenen alanlar | Düzenlenmeyen alanlar |
|---|---|
| Borçlar hukuku (sözleşmeler, haksız fiil) | Aile hukuku |
| Eşya hukukunun bir kısmı (paylı mülkiyet, şuf’a) | Miras hukuku |
| Kişiler hukukunun bazı yönleri (hacr) | Vakıf hukukunun büyük kısmı |
| Yargılama usulü ve ispat | Miri arazi (Arazi Kanunnamesi’ne tabi) |
Aile ve miras hukuku Mecelle’nin kapsamına alınmamış, bu alanlarda şer’î hukuk fıkıh eserlerinden uygulanmaya devam etmiştir. Aile hukuku ancak 1917 Hukuk-ı Aile Kararnamesi ile kanunlaştırılmıştır. Ticari ilişkilerde ise Ticaret Kanunnamesi gibi iktibas kanunlar uygulanıyordu.
Uygulanması ve önemi
Mecelle hem şer’iye hem de nizamiye mahkemelerinde uygulanmıştır. Önemi şu noktalarda toplanır:
- İslam hukukunu devlet eliyle, maddeler hâlinde ve resmî olarak kanunlaştıran ilk büyük girişimlerden biridir.
- Hâkimleri dağınık fıkıh eserlerinden belirli ve tek bir metne yönlendirerek hukuki güvenliği artırmıştır.
- Osmanlı’dan ayrılan bazı ülkelerde, Türkiye’de yürürlükten kalktıktan sonra da uzun süre uygulanmıştır.
Eleştiriler ise şunlardır: kazuistik yöntem nedeniyle yeni ihtiyaçlara uyum güçlüğü, aile ve miras hukukunu kapsamaması ve ticari hayatın gerekleriyle tam uyuşmaması.
Yürürlükten kalkışı
Mecelle, Cumhuriyet döneminde 17 Şubat 1926’da kabul edilip 4 Ekim 1926’da yürürlüğe giren Türk Kanunu Medenisi ve aynı tarihte yürürlüğe giren Borçlar Kanunu ile yürürlükten kalkmıştır. Böylece İsviçre kaynaklı medeni ve borçlar kanunları, Mecelle’nin düzenlediği alanların yerini almıştır.
Mecelle ile bugünkü Medeni Kanun’un yöntem farkı
Mecelle kazuistik yöntemle çok sayıda somut olay için hüküm koymaya çalışmış, genel ilke ihtiyacını küllî kaidelerle karşılamıştır. Bugünkü Türk Medeni Kanunu ise soyut kurallar koyar ve boşluk hâlinde hâkime açıkça kural koyma yetkisi tanır:
Mecelle’nin “Âdet muhakkemdir” kaidesi örfe hüküm kaynağı olarak yer verirken, bugün örf ve âdet kanundan sonra gelen yardımcı kaynaktır. Mecelle’nin “Ezmanın tağayyürü ile ahkâmın tağayyürü inkâr olunamaz” kaidesi ise somut olayın özelliklerine göre esneklik ihtiyacını dile getirir; bugünkü hukukta bu ihtiyaç hâkimin takdir yetkisiyle karşılanır:
| Karşılaştırma | Mecelle | Türk Medeni Kanunu |
|---|---|---|
| Kaynak | Hanefi fıkhı | İsviçre Medeni Kanunu (1926); 2001’de yenilendi |
| Yöntem | Kazuistik, örnekli | Soyut ve genel kurallar |
| Genel ilkeler | Küllî kaideler (m.2–100) | Başlangıç hükümleri (TMK m.1–7) |
| Aile ve miras | Kapsam dışı | Kapsamda |
| Boşluk doldurma | Kaideler ve fıkıh eserleri | Örf ve âdet, hâkimin kural koyması (TMK m.1) |
Özet
- Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye, Ahmed Cevdet Paşa başkanlığındaki Mecelle Cemiyeti tarafından 1869–1876 arasında kitap kitap hazırlanıp yürürlüğe konmuştur.
- Fransız Medeni Kanunu’nun iktibası yerine İslam hukukunun kanunlaştırılması tercih edilmiştir.
- Kaynağı Hanefi mezhebidir; mezhep içi görüşlerden ihtiyaca uygun olanı seçilmiştir.
- Bir mukaddime, 16 kitap ve 1851 maddeden oluşur; ilk kitap Büyû (alım satım), son kitap Kazâ’dır.
- Mukaddimenin m.2–100 arası küllî kaidelerdir.
- Yöntemi kazuistiktir; borçlar, eşya hukukunun bir kısmı, usul ve ispatı düzenler.
- Aile ve miras hukuku kapsam dışıdır.
- 4 Ekim 1926’da Türk Kanunu Medenisi ve Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle yürürlükten kalkmıştır.