Kanun-i Esasi, 1876’da ilan edilen ilk Osmanlı anayasasıdır ve Türk anayasa tarihinin başlangıç noktası kabul edilir. Padişahın yanında seçimle oluşan bir meclise yer vererek meşruti monarşiye geçişi sağlamış, ancak padişahın geniş yetkilerini korumuştur. I. ve II. Meşrutiyet dönemleri, 1909 değişiklikleri ve Cumhuriyet’e geçişte Kanun-i Esasi’nin akıbeti sınavlarda en çok sorulan konulardır.
Anayasal gelişmenin öncülleri
Kanun-i Esasi’den önce padişahın yetkilerini sınırlayan veya hukuki güvenceleri genişleten belgeler öğretide “anayasal gelişmenin aşamaları” olarak incelenir:
| Belge | Tarih | Önemi |
|---|---|---|
| Sened-i İttifak | 1808 | Padişah ile ayanlar arasında yapılan bir anlaşma; padişahın ilk kez kendi dışındaki bir güçle karşılıklı yükümlülük altına girmesi |
| Tanzimat Fermanı | 1839 | Padişahın kendi iradesiyle yetkisini sınırlaması; can, mal, namus güvenliği |
| Islahat Fermanı | 1856 | Gayrimüslimlere eşitlik; karma mahkemeler |
| Kanun-i Esasi | 1876 | İlk anayasa; meclisli meşruti monarşi |
Sened-i İttifak, halkın değil, ayanların haklarını güvence altına aldığı ve kısa süre içinde uygulanmaz hâle geldiği için sınırlı etkili bir belge olarak değerlendirilir.
Kanun-i Esasi’nin ilanı
Hazırlık
1860’lardan itibaren Yeni Osmanlılar (Namık Kemal, Ziya Paşa gibi aydınlar) meşrutiyet ve meclis taleplerini dile getirdiler. Midhat Paşa başta olmak üzere devlet adamları da bu yönde çaba gösterdi. Sultan II. Abdülhamid, tahta çıkmadan önce meşrutiyeti ilan edeceği yönünde güvence vermişti.
Anayasa metni, Cemiyet-i Mahsusa adı verilen bir komisyon tarafından hazırlandı. Hazırlıkta dönemin Avrupa anayasalarından, özellikle 1831 Belçika ve 1850 Prusya anayasalarından yararlanıldığı kabul edilir.
İlan ve niteliği
Kanun-i Esasi 23 Aralık 1876’da ilan edildi. Aynı tarihte Osmanlı’nın iç işlerine ilişkin reform taleplerinin görüşüldüğü İstanbul (Tersane) Konferansı toplanmıştı; ilan zamanlaması bu dış baskılarla da ilişkilendirilir.
Kanun-i Esasi’nin hukuki niteliği şöyle özetlenir:
- Ferman yoluyla verilmiş (tek taraflı) bir anayasadır. Halk tarafından veya halkın seçtiği bir kurucu meclis tarafından yapılmamış, padişahın iradesiyle yürürlüğe konmuştur.
- Meşruti monarşi kurmuştur: Padişah devletin başıdır, ancak yanında bir meclis bulunur.
- Egemenlik padişahtadır; millet egemenliği ilkesi yoktur.
- Devletin dini İslam’dır ve resmî dil Türkçedir.
Kanun-i Esasi’nin organları
Padişah
Padişah kutsal ve sorumsuz kabul edilmiştir. Başlıca yetkileri:
- vekilleri (bakanları) atamak ve görevden almak,
- Heyet-i Ayan üyelerini atamak,
- meclisi toplantıya çağırmak, tatil etmek ve Heyet-i Mebusan’ı feshetmek,
- kanunları onaylamak; onaylanmayan kanun yürürlüğe giremez (mutlak veto),
- antlaşma yapmak, savaş ve barış ilan etmek.
En çok tartışılan yetki ise m.113’te yer alan, devletin güvenliğini bozduğu güvenilir zabıta soruşturmasıyla sabit olanları ülke dışına çıkarma (sürgün) yetkisidir. Kanun-i Esasi’nin hazırlanmasında öncü rol oynayan Midhat Paşa, kısa süre sonra bu yetkiye dayanılarak yurt dışına gönderilmiştir.
Meclis-i Umumi
Yasama organı Meclis-i Umumidir ve iki kanatlıdır:
| Kanat | Oluşumu | Süre |
|---|---|---|
| Heyet-i Ayan | Üyeler padişah tarafından atanır | Ömür boyu |
| Heyet-i Mebusan | Üyeler halk tarafından seçilir | Belirli dönem |
Kanun teklif yetkisi esas olarak hükümete aitti; meclisler ancak belirli konularda kanun yapılmasını isteyebilirdi. Bir kanunun yürürlüğe girmesi için her iki kanattan geçmesi ve padişahın onayı gerekirdi.
Heyet-i Vükela (Bakanlar Kurulu)
Vekiller padişah tarafından atanır ve padişaha karşı sorumludur. Meclisin hükümeti güvensizlik oyuyla düşürme yetkisi yoktu. Bu nedenle sistem parlamenter değil, padişahın ağırlıklı olduğu bir meşruti monarşidir.
Temel haklar
Kanun-i Esasi, “Osmanlı” kavramını din farkı gözetmeksizin bütün tebaayı kapsayacak şekilde kullanmış; kişi özgürlüğü, kanun önünde eşitlik, mülkiyetin korunması, basın ve eğitim özgürlüğü gibi hakları tanımıştır. Ancak bu hakların önemli bir kısmı kanunla sınırlanmaya açık bırakılmıştır.
Yargıya ilişkin hükümler
Kanun-i Esasi yargı alanında da yenilikler getirmiştir: hâkimlerin azlolunamayacağı ilkesi kabul edilmiş, duruşmaların kural olarak açık (alenî) yapılacağı öngörülmüş ve kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir mahkemeye götürülemeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca vekillerin ve bazı yüksek görevlilerin yargılanması için Divan-ı Âli adlı özel bir yüce mahkeme öngörülmüştür. Bu hükümler, Tanzimat’la başlayan hukuk güvenliği düşüncesinin anayasal düzeye taşınması anlamına gelir.
I. Meşrutiyet ve meclisin tatili
İlk Meclis-i Umumi 1877’de toplandı. Ancak aynı yıl başlayan Osmanlı–Rus Savaşı (93 Harbi) sırasında meclis ile hükümet arasında gerginlikler yaşandı. II. Abdülhamid, 1878’de padişaha tanınan yetkiye dayanarak meclisi süresiz olarak tatil etti.
Bu tatilin hukuki sonucu önemlidir: Kanun-i Esasi yürürlükten kaldırılmamış, yalnızca meclis toplanmamıştır. Anayasa metni yürürlükte kalmış, ancak 1908’e kadar uygulanmamıştır.
II. Meşrutiyet ve 1909 değişiklikleri
1908’de İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin etkisiyle Kanun-i Esasi yeniden yürürlüğe konuldu ve meclis yeniden toplandı. Buna II. Meşrutiyet denir. 1909’daki 31 Mart Vakası’nın bastırılmasının ardından II. Abdülhamid tahttan indirildi.
Aynı yıl Kanun-i Esasi’de kapsamlı değişiklikler yapıldı. 1909 değişikliklerinin temel yönü padişahın yetkilerini daraltıp meclisi güçlendirmektir:
- hükümet (Heyet-i Vükela) meclise karşı sorumlu hâle getirildi; parlamenter sisteme yaklaşıldı,
- padişahın Heyet-i Mebusan’ı feshetme yetkisi ağır koşullara bağlandı,
- m.113’teki sürgün yetkisi kaldırıldı,
- meclise kanun teklif etme yetkisi tanındı,
- toplanma ve dernek kurma gibi hakların güvenceleri genişletildi.
Sonraki yıllarda yapılan değişikliklerle padişahın fesih yetkisi yeniden genişletilmiştir.
| Karşılaştırma | 1876 metni | 1909 değişikliği sonrası |
|---|---|---|
| Hükümetin sorumluluğu | Padişaha karşı | Meclise karşı |
| Sürgün yetkisi (m.113) | Var | Kaldırıldı |
| Meclisin kanun teklifi | Sınırlı | Tanındı |
| Fesih | Padişahın geniş yetkisi | Ağır koşullara bağlandı |
| Sistem | Meşruti monarşi | Parlamenter monarşiye yaklaşma |
Kronoloji
| Tarih | Olay |
|---|---|
| 23 Aralık 1876 | Kanun-i Esasi’nin ilanı (I. Meşrutiyet) |
| 1877 | İlk Meclis-i Umumi’nin toplanması |
| 1878 | Meclisin süresiz tatili |
| 1908 | Kanun-i Esasi’nin yeniden yürürlüğe konması (II. Meşrutiyet) |
| 1909 | 31 Mart Vakası; II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesi; kapsamlı anayasa değişikliği |
| 1921 | Teşkilat-ı Esasiye Kanunu |
| 1924 | Kanun-i Esasi’nin 1924 Anayasası ile yürürlükten kalkması |
Kronoloji, Kanun-i Esasi’nin yaklaşık yarım asırlık yürürlük süresinin önemli bir kısmında fiilen uygulanmadığını açıkça gösterir.
Kanun-i Esasi’nin değerlendirilmesi
Kanun-i Esasi’nin Türk anayasa tarihindeki yeri iki yönlü değerlendirilir. Olumlu yönleri:
- Osmanlı’da ilk kez yazılı bir anayasa ile devlet organları ve temel haklar düzenlenmiştir.
- Seçimle oluşan bir meclis kurulmuş, halk ilk kez yönetime temsilcileri aracılığıyla katılmıştır.
- Din farkı gözetmeksizin bütün tebaayı kapsayan “Osmanlı” kavramıyla eşitlik düşüncesi anayasal düzeye taşınmıştır.
Eleştirilen yönleri ise padişahın geniş ve denetlenemeyen yetkileri, hükümetin meclise karşı sorumlu olmaması, atanmış Heyet-i Ayan’ın seçilmiş Heyet-i Mebusan’ı dengelemesi ve anayasanın fiilen uzun süre askıya alınabilmesidir.
Cumhuriyet’e geçiş
- 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu: TBMM tarafından kabul edilen ve egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu ilan eden bu kanun, Kanun-i Esasi’yi açıkça yürürlükten kaldırmamıştır. Öğretide baskın görüşe göre bu dönemde Kanun-i Esasi’nin Teşkilat-ı Esasiye’ye aykırı olmayan hükümleri uygulanmaya devam etmiştir.
- 1 Kasım 1922: Saltanat kaldırılmıştır.
- 29 Ekim 1923: Cumhuriyet ilan edilmiştir.
- 1924 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu (1924 Anayasası): Kanun-i Esasi’yi ve 1921 Teşkilat-ı Esasiye’yi yürürlükten kaldırmıştır.
Bugün Anayasa’nın ilk maddeleri, Kanun-i Esasi düzeniyle temel farkları açıkça gösterir:
| Karşılaştırma | Kanun-i Esasi (1876) | 1982 Anayasası |
|---|---|---|
| Devlet şekli | Meşruti monarşi | Cumhuriyet (AY m.1) |
| Egemenlik | Padişah | Millet (AY m.6) |
| Yasama | Meclis-i Umumi + padişah onayı | TBMM (AY m.7) |
| Meclis yapısı | İki kanatlı (Ayan atanır, Mebusan seçilir) | Tek meclis |
| Yapılış | Padişahın verdiği anayasa | Kurucu meclis + halkoylaması |
Özet
- Kanun-i Esasi 23 Aralık 1876’da II. Abdülhamid döneminde ilan edilen ilk Osmanlı anayasasıdır; padişahın verdiği (ferman yoluyla) bir anayasadır.
- Öncülleri Sened-i İttifak (1808), Tanzimat (1839) ve Islahat (1856) fermanlarıdır.
- Meşruti monarşi kurmuş, egemenliği padişahta bırakmıştır.
- Meclis-i Umumi iki kanatlıdır: Heyet-i Ayan (atanmış, ömür boyu) ve Heyet-i Mebusan (seçilmiş).
- Vekiller padişaha karşı sorumludur; padişahın mutlak vetosu ve m.113 sürgün yetkisi vardır.
- Meclis 1878’de süresiz tatil edilmiş, ancak anayasa yürürlükten kaldırılmamıştır.
- 1908’de II. Meşrutiyet ilan edilmiş; 1909 değişiklikleri hükümeti meclise karşı sorumlu kılmış ve sürgün yetkisini kaldırmıştır.
- Kanun-i Esasi, 1924 Anayasası ile yürürlükten kalkmıştır.