Devletler arasındaki uyuşmazlıkların kuvvete başvurmadan çözülmesi, kuvvet kullanma yasağının zorunlu tamamlayıcısıdır. BM Şartı devletlere uyuşmazlıklarını barışçı yollarla çözme yükümlülüğü yükler, ancak hangi yolu seçeceklerini kural olarak serbest bırakır. Bu notta önce diplomatik ve hukuki çözüm yolları, ardından BM’nin temel yargı organı olan Uluslararası Adalet Divanı (UAD) incelenmektedir.
Barışçı çözüm yükümlülüğü
BM Şartı m.2/3’e göre üyeler uluslararası uyuşmazlıklarını uluslararası barış ve güvenliği ve adaleti tehlikeye düşürmeyecek biçimde barışçı yollarla çözerler. Şart m.33/1, sürmesi barışı tehlikeye düşürebilecek uyuşmazlıkların taraflarının çözümü önce müzakere, soruşturma, arabuluculuk, uzlaştırma, tahkim, yargısal çözüm, bölgesel kuruluş veya düzenlemelere başvurma ya da seçecekleri başka barışçı yollarla aramaları gerektiğini belirtir.
İki nokta önemlidir:
- Yol seçimi serbestliği: Yükümlülük, uyuşmazlığı barışçı biçimde çözmeye yöneliktir; belirli bir yola başvurma zorunluluğu ancak tarafların ayrıca kabul ettiği bir andlaşmadan doğar.
- Rıza ilkesi: Hiçbir devlet, rızası olmadan bir hakem veya uluslararası mahkeme önüne götürülemez.
Diplomatik (siyasi) çözüm yolları
| Yol | Üçüncü tarafın rolü | Sonucun niteliği |
|---|---|---|
| Müzakere | Yok; taraflar doğrudan görüşür | Anlaşma olursa bağlayıcı |
| İyi niyet hizmeti (dostane hizmet) | Tarafları masaya getirir, iletişim kanalı açar; esasa girmez | Bağlayıcı değil |
| Arabuluculuk | Görüşmelere aktif katılır, çözüm önerir | Bağlayıcı değil |
| Soruşturma (tahkikat) | Tartışmalı olguları tarafsızca tespit eder | Kural olarak bağlayıcı değil |
| Uzlaştırma | Komisyon olguları ve hukuki durumu inceleyip rapor ve çözüm önerisi sunar | Bağlayıcı değil |
Müzakere en yaygın yoldur ve çoğu andlaşmada diğer yollara geçmeden önce aranan ilk adımdır. İyi niyet hizmeti ile arabuluculuk arasındaki fark, üçüncü tarafın esasa ilişkin öneri sunup sunmamasıdır. Soruşturma, uyuşmazlığın olgulara ilişkin olduğu durumlarda yararlıdır ve 1899 ile 1907 Lahey Sözleşmeleriyle düzenlenmiştir. Uzlaştırma ise soruşturma ile arabuluculuğun birleşimi gibidir: kurumsal bir komisyon hem olguları hem hukuku inceler, ancak önerisi tarafları bağlamaz.
Hukuki çözüm yolları
Tahkim
Tahkim, uyuşmazlığın tarafların seçtiği hakem veya hakemlerce hukuka dayanarak ve bağlayıcı biçimde çözülmesidir. Tarafların rızası şu yollarla verilebilir:
- Uyuşmazlık doğduktan sonra yapılan tahkim anlaşması (compromis),
- Bir andlaşmaya konmuş, o andlaşmadan doğacak uyuşmazlıkları tahkime götüren tahkim şartı,
- Belirli türdeki bütün uyuşmazlıkları kapsayan genel tahkim andlaşmaları.
Tahkimde taraflar hakemleri, uygulanacak hukuku ve usulü belirleyebilir; bu esneklik onu yargısal çözümden ayırır. Modern devletlerarası tahkimin klasik örneği ABD ile Birleşik Krallık arasındaki Alabama (1872) tahkimidir. 1899 Lahey Sözleşmesiyle kurulan Daimi Hakemlik Mahkemesi, adına karşın sürekli bir mahkeme değil, hakem listesi ve sekreterlik hizmeti sunan bir kurumdur. Hakem kararı kesindir; ancak hakemlerin yetki aşımı, ağır usul ihlali veya hakemin bozulması gibi hâllerde kararın geçersizliği ileri sürülebilir.
Yargısal çözüm
Yargısal çözüm, önceden kurulmuş, sürekli bir mahkemece yapılır. Hâkimler taraflarca seçilmez, usul mahkemenin kendi statü ve içtüzüğüyle belirlenir. Genel yetkili tek evrensel mahkeme UAD’dir. Bunun yanında uzmanlaşmış mahkemeler de vardır: Hamburg’daki Uluslararası Deniz Hukuku Mahkemesi (BM Deniz Hukuku Sözleşmesiyle kurulmuştur), bireylerin cezai sorumluluğunu inceleyen Uluslararası Ceza Mahkemesi (1998 Roma Statüsü, 2002’de yürürlüğe girmiştir) ve bölgesel insan hakları mahkemeleri.
Bu hüküm 2004 değişikliğiyle eklenmiştir; Türkiye ise bugün Roma Statüsüne taraf değildir. Uluslararası Ceza Mahkemesi devletlerarası uyuşmazlığa değil, kişilerin uluslararası suçlarına bakar; bu yönüyle UAD’den tamamen ayrıdır.
Uluslararası Adalet Divanı
Kuruluş ve yapı
UAD, BM’nin temel yargı organıdır (Şart m.92). Merkezi Lahey’dedir ve 1945’te, 1922’den beri çalışan Uluslararası Daimi Adalet Divanı (UDAD) yerine kurulmuştur. Türkiye’nin taraf olduğu Lotus (1927) davası UDAD döneminin bilinen kararlarındandır. Divan Statüsü Şartın ayrılmaz parçasıdır; bütün BM üyeleri Statüye kendiliğinden taraftır (Şart m.93/1).
- Divan 15 yargıçtan oluşur; aynı devletin iki uyruğu yargıç olamaz (Statü m.3).
- Yargıçlar Genel Kurul ve Güvenlik Konseyinde ayrı ayrı salt çoğunlukla seçilir (m.10); bu seçimde daimi üyelerin vetosu yoktur.
- Görev süresi 9 yıldır, yargıçların üçte biri üç yılda bir yenilenir ve yeniden seçilme mümkündür (m.13).
- Kendi uyruğundan yargıç bulunmayan taraf devlet, o dava için ad hoc yargıç seçebilir (m.31).
- Divan belirli işler için daireler oluşturabilir (m.26).
Davaya taraf olma
Statü m.34/1’e göre Divan önünde yalnız devletler taraf olabilir. Bireyler, şirketler ve uluslararası örgütler çekişmeli davada taraf olamaz. Bir devlet vatandaşına verilen zarar nedeniyle, diplomatik koruma yoluyla davayı kendi adına açabilir.
Yargı yetkisi: rıza esastır
Divanın çekişmeli yargı yetkisi tarafların rızasına dayanır. Rıza şu yollarla verilebilir:
- Özel anlaşma (compromis): Taraflar, doğmuş bir uyuşmazlığı Divana götürmek için anlaşır (m.36/1).
- Andlaşmalardaki yargı şartı: Yürürlükteki bir andlaşma, yorum veya uygulamasından doğan uyuşmazlıkların Divana götürüleceğini öngörür (m.36/1).
- İhtiyari kayıt (optional clause) beyanları: Devletler, aynı yükümlülüğü kabul eden diğer devletlere karşı Divanın yargı yetkisini zorunlu sayan tek taraflı beyanda bulunabilir (m.36/2). Beyan; andlaşma yorumu, uluslararası hukukun herhangi bir sorunu, ihlal oluşturacak bir olgunun varlığı ve tazminatın niteliği veya kapsamı konusundaki hukuki uyuşmazlıkları kapsar. Beyanlar karşılıklılık esasına dayanır ve çekincelerle sınırlandırılabilir; davalı, davacının kendi beyanındaki çekinceye de dayanabilir.
- Forum prorogatum: Davalı devlet önceden rıza göstermemiş olsa da dava açıldıktan sonra davaya katılarak veya açıkça kabul ederek rızasını sonradan verebilir. Divanın ilk davası olan Korfu Boğazı (1948–1949) bu ilkeyle bağlantılı olarak bilinir.
Yargı yetkisinin bulunup bulunmadığı konusunda uyuşmazlık çıkarsa bunu Divanın kendisi karara bağlar (m.36/6).
Türkiye bakımından en bilinen örnek Ege Denizi Kıta Sahanlığı (1978) davasıdır. Yunanistan tek taraflı başvuruyla dava açmış, Türkiye rıza göstermediğini bildirerek duruşmalara katılmamış, Divan sonunda davaya bakmaya yetkili olmadığına karar vermiştir. Bu dava, rıza olmadan devletin Divan önüne getirilemeyeceğini somut biçimde gösterir.
Uygulanacak hukuk
Divan, önüne gelen uyuşmazlıkları milletlerarası hukuka göre çözer ve Statü m.38’de sayılan kaynakları uygular: andlaşmalar, uluslararası teamül, uygar ulusların tanıdığı genel hukuk ilkeleri ile yardımcı araç olarak yargı kararları ve öğreti. Taraflar kabul ederse Divan hakkaniyete göre (ex aequo et bono) de karar verebilir (m.38/2).
İhtiyati tedbirler
Divan, koşullar gerektiriyorsa tarafların haklarını korumak için geçici önlemler belirtebilir (m.41). Bu önlemlerin bağlayıcı olup olmadığı uzun süre tartışılmış, Divan LaGrand (2001) kararında ihtiyati tedbirlerin bağlayıcı olduğunu açıkça kabul etmiştir. Tedbir için Divanın görünüşte (prima facie) yetkili olması yeterlidir; kesin yetki kararı sonraya bırakılabilir.
Davaya müdahale
Uyuşmazlıktaki kararın kendi hukuki çıkarını etkileyebileceğini düşünen devlet müdahale talebinde bulunabilir ve buna Divan karar verir (m.62). Davadaki taraflar dışındaki devletlerin de taraf olduğu bir sözleşmenin yorumu söz konusuysa bu devletlerin müdahale hakkı vardır; müdahale ederlerse yapılan yorum onları da bağlar (m.63).
Kararların hukuki niteliği
| Konu | Statü / Şart hükmü | Kural |
|---|---|---|
| Bağlayıcılık | Statü m.59 | Karar yalnız taraflar ve o dava bakımından bağlayıcıdır; resmî bir emsal kuralı yoktur |
| Kesinlik | Statü m.60 | Karar kesindir, temyiz yolu yoktur; anlam veya kapsam konusunda uyuşmazlıkta yorum istenebilir |
| Yeniden görülme | Statü m.61 | Karar anında bilinmeyen ve belirleyici nitelikte yeni bir olgu üzerine; olgunun öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve karar tarihinden itibaren 10 yıl içinde |
| Uyma yükümlülüğü | Şart m.94/1 | Her üye, taraf olduğu davada Divan kararına uymayı üstlenir |
| Uymama | Şart m.94/2 | Diğer taraf Güvenlik Konseyine başvurabilir; Konsey tavsiyede bulunabilir veya önlem kararlaştırabilir |
Divan kararlarının cebri icrası için ayrı bir mekanizma yoktur; Şart m.94/2’deki yol da Konseyin siyasi takdirine ve vetoya bağlıdır.
Danışma görüşleri
Şart m.96’ya göre Genel Kurul ve Güvenlik Konseyi her türlü hukuki sorun hakkında Divandan danışma görüşü isteyebilir. Diğer BM organları ve uzman kuruluşlar ise Genel Kurulun yetki vermesi şartıyla ve yalnızca kendi faaliyet alanlarındaki hukuki sorunlar için görüş isteyebilir. Devletler danışma görüşü isteyemez. Görüşler kural olarak bağlayıcı değildir; ancak bazı andlaşmalar belirli görüşlere bağlayıcılık tanıyabilir. Hukuki ağırlıkları yüksektir; Reparation for Injuries (1949), Nükleer Silahların Tehdidi veya Kullanılmasının Hukukiliği (1996), Duvar (2004) ve Kosova (2010) görüşleri en çok bilinenlerdir.
Türk hukukundaki yansıma
Türkiye’nin taraf olduğu ve uyuşmazlıkların tahkim veya UAD’ye götürülmesini öngören andlaşmalar, iç hukukta usulüne göre yürürlüğe konulduğunda kanun hükmündedir.
Özet
- BM Şartı m.2/3 ve m.33 barışçı çözümü zorunlu kılar, ancak yolun seçimini taraflara bırakır; hiçbir devlet rızası olmadan yargı önüne götürülemez.
- Müzakere, iyi niyet hizmeti, arabuluculuk, soruşturma ve uzlaştırma diplomatik yollardır ve bağlayıcı sonuç doğurmaz.
- Tahkim ve yargısal çözüm hukuki yollardır ve bağlayıcıdır; tahkimde hakemleri ve usulü taraflar belirler.
- UAD 15 yargıçlı, 9 yıl görevli, Genel Kurul ve Konseyde ayrı ayrı salt çoğunlukla seçilen bir organdır; davada yalnız devletler taraf olabilir.
- Yargı yetkisi özel anlaşma, yargı şartı, m.36/2 ihtiyari kayıt beyanları (karşılıklılık) ve forum prorogatum yoluyla kurulur; yetkiye Divan karar verir.
- Ege Denizi Kıta Sahanlığı (1978) davasında Divan, Türkiye’nin rızası bulunmadığından yetkisizlik kararı vermiştir.
- İhtiyati tedbirler LaGrand (2001) kararından beri bağlayıcı kabul edilir; esas kararlar yalnız taraflar ve o dava için bağlayıcı, kesin ve temyizsizdir.
- Danışma görüşünü yalnız Genel Kurul, Güvenlik Konseyi ve yetkilendirilmiş organlar/uzman kuruluşlar isteyebilir; görüşler kural olarak bağlayıcı değildir.