Kuvvet kullanma yasağı, çağdaş milletlerarası hukukun temel taşıdır: devletler, uyuşmazlıklarını silah zoruyla değil barışçı yollarla çözmek zorundadır. Bu yasak Birleşmiş Milletler Şartı m.2/4’te ifade edilmiş, yalnızca andlaşma kuralı olarak değil örf ve adet kuralı olarak da bütün devletleri bağlar hâle gelmiştir. Sınavlarda yasağın kapsamı, meşru müdafaanın şartları ve Güvenlik Konseyinin VII. Bölüm yetkileri en çok sorulan noktalardır.
Tarihsel gelişim
Klasik milletlerarası hukukta savaş, devletin egemenlik yetkisinin doğal bir parçası sayılırdı; “haklı savaş” tartışmaları hukuki bir sınır getirmekten çok ahlaki bir çerçeve sunuyordu. Birinci Dünya Savaşından sonra bu anlayış adım adım değişti:
| Dönem | Belge | Getirdiği sınırlama |
|---|---|---|
| 1919 | Milletler Cemiyeti Misakı | Savaşa başvurmayı usule bağladı (önce tahkim veya Konsey incelemesi, sonra bekleme süresi); savaşı tamamen yasaklamadı |
| 1928 | Briand-Kellogg Paktı | Savaşı ulusal politika aracı olarak kınadı; ancak yalnızca “savaşı” hedef aldı, savaş sayılmayan silahlı eylemleri kapsamadı ve yaptırım öngörmedi |
| 1945 | BM Şartı m.2/4 | “Savaş” yerine “kuvvet” kavramını kullanarak yasağı genişletti; kuvvet tehdidini de yasakladı ve merkezi bir yaptırım sistemi (VII. Bölüm) kurdu |
BM Şartı m.2/4: yasağın içeriği
BM Şartı m.2/4’e göre üye devletler, uluslararası ilişkilerinde herhangi bir devletin ülke bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı ya da BM’nin amaçlarıyla bağdaşmayan başka herhangi bir biçimde kuvvet kullanmaktan veya kuvvet kullanma tehdidinde bulunmaktan kaçınmakla yükümlüdür. Hükmün tamamlayıcısı m.2/3’tür: üyeler uyuşmazlıklarını uluslararası barış, güvenlik ve adaleti tehlikeye düşürmeyecek biçimde barışçı yollarla çözmek zorundadır.
Yasağın unsurları
- Kuvvet: Baskın görüşe göre m.2/4’teki “kuvvet” silahlı kuvvettir. Ekonomik veya siyasi baskının da bu kapsama girdiği yönündeki görüş, Şartın hazırlık çalışmalarında kabul görmemiştir; bu tür baskılar m.2/4’ü değil, iç işlere karışmama ilkesini ihlal edebilir.
- Tehdit: Yalnızca fiilî kuvvet kullanımı değil, kuvvet kullanma tehdidi de yasaktır. Örneğin bir devletin, istediği toprak verilmezse işgal edeceğini ilan etmesi, tek kurşun atılmasa bile yasağı ihlal eder.
- Uluslararası ilişkiler: Yasak devletler arası ilişkileri düzenler. Bir devletin kendi ülkesinde iç düzeni sağlamak için kuvvet kullanması m.2/4’ün değil, insan hakları hukukunun ve silahlı çatışma hukukunun konusudur.
- Dolaylı kuvvet: Başka bir devletin ülkesinde faaliyet gösteren silahlı grupları örgütlemek, silahlandırmak, eğitmek veya bunlara lojistik destek vermek de kuvvet kullanma sayılabilir.
Hukuki niteliği
Kuvvet kullanma yasağı bugün hem andlaşma hem de örf ve adet kuralıdır; BM üyesi olmayan bir devlet de bu yasakla bağlıdır. Ayrıca saldırı yasağı, genel kabul gören görüşe göre emredici kural (jus cogens) niteliğindedir; bu nedenle iki devlet aralarında yapacakları bir andlaşmayla birbirlerine karşı saldırı serbestisi tanıyamaz.
Birinci istisna: meşru müdafaa (BM Şartı m.51)
BM Şartı m.51’e göre bir BM üyesine silahlı saldırı düzenlenmesi hâlinde, Güvenlik Konseyi uluslararası barış ve güvenliği korumak için gerekli önlemleri alıncaya kadar, Şartın hiçbir hükmü bireysel veya toplu meşru müdafaa doğal hakkını ortadan kaldırmaz. Meşru müdafaa amacıyla alınan önlemler derhâl Güvenlik Konseyine bildirilir ve Konseyin kendi yetkilerini kullanmasını etkilemez.
Şartlar
| Şart | Açıklama |
|---|---|
| Silahlı saldırı | Kuvvet kullanmanın en ağır biçimi olmalıdır; her sınır olayı silahlı saldırı sayılmaz |
| Gereklilik | Saldırıyı püskürtmek için kuvvetten başka makul bir yol bulunmamalıdır |
| Orantılılık | Karşılık, saldırıyı durdurmak ve tekrarını önlemek amacıyla sınırlı kalmalıdır; cezalandırma veya intikam amacı taşıyamaz |
| Bildirim | Alınan önlemler derhâl Güvenlik Konseyine bildirilmelidir |
| Geçicilik | Konsey gerekli önlemleri alınca meşru müdafaa hakkı ikincil hâle gelir |
Gereklilik ve orantılılık ölçütleri Şartta açıkça yazılı değildir; örf ve adet hukukundan gelir. Bu ölçütlerin klasik ifadesi Caroline olayı (1837) sonrasında yapılan diplomatik yazışmalardır: bu yazışmalarda kuvvete başvurma ihtiyacının acil ve karşı konulamaz olması, başka bir yol seçmeye ve düşünmeye zaman bırakmaması gerektiği vurgulanmıştır.
Toplu meşru müdafaa
Saldırıya uğrayan devletin yardımına başka devletler de koşabilir. Nikaragua kararında Divan, toplu meşru müdafaa için saldırıya uğrayan devletin saldırıya uğradığını beyan etmesini ve yardım talep etmesini aramıştır. Üçüncü bir devlet, mağdur devlet istemediği hâlde onun adına meşru müdafaa ileri süremez. NATO Antlaşması m.5 gibi ittifak hükümleri, toplu meşru müdafaanın andlaşmayla önceden düzenlenmiş örnekleridir.
Tartışmalı alanlar
- Önleyici (anticipatory) meşru müdafaa: Saldırı çok yakın ve kesin ise ilk darbe beklenmeden kuvvet kullanılabileceği görüşü öğretide geniş destek görür. Buna karşılık henüz somutlaşmamış, uzak bir tehlikeye karşı “önalıcı” (preventive) kuvvet kullanımı baskın görüşe göre m.51 dışında kalır.
- Devlet dışı aktörler: Silahlı saldırının bir devlete isnat edilemeyen terör örgütlerinden gelmesi hâlinde meşru müdafaanın ileri sürülüp sürülemeyeceği tartışmalıdır. Uygulamada bazı devletler, örgütün bulunduğu devletin “isteksiz veya yetersiz” olduğunu ileri sürerek bu hakkı kullanmaktadır; bu görüş genel kabul görmüş değildir.
- Misilleme: Silahlı misilleme, meşru müdafaadan farklı olarak cezalandırma ve caydırma amacı taşıdığından kuvvet kullanma yasağına aykırıdır.
İkinci istisna: Güvenlik Konseyinin VII. Bölüm önlemleri
BM Şartının VII. Bölümü (m.39–51) kolektif güvenlik sistemini kurar. Sistem kademelidir:
- Tespit (m.39): Güvenlik Konseyi barışın tehdit edildiğini, barışın bozulduğunu veya bir saldırı eylemi bulunduğunu tespit eder ve tavsiyede bulunur ya da önlem alınmasına karar verir.
- Geçici önlemler (m.40): Durumun ağırlaşmasını önlemek için taraflara ateşkes, geri çekilme gibi geçici önlemlere uymaları çağrısı yapılabilir.
- Silahlı kuvvet içermeyen önlemler (m.41): Ekonomik ilişkilerin, demiryolu, deniz, hava, posta ve diğer iletişim araçlarının tamamen veya kısmen kesilmesi ve diplomatik ilişkilerin kesilmesi bu kapsamdadır.
- Silahlı kuvvet içeren önlemler (m.42): m.41’deki önlemlerin yetersiz kalacağı veya kaldığı kanısına varılırsa Konsey hava, deniz ve kara kuvvetleri aracılığıyla gerekli eylemlere başvurabilir.
m.43, üyelerin Konseyin emrine silahlı kuvvet bırakmak için özel andlaşmalar yapmasını öngörmüştür; ancak bu andlaşmalar hiç yapılmamıştır. Bu nedenle uygulamada Konsey kendi ordusunu kullanmak yerine üye devletleri veya bölgesel örgütleri “gerekli bütün araçları kullanmaya” yetkilendirir. Konseyin VII. Bölüm kapsamındaki kararları m.25 uyarınca üyeler için bağlayıcıdır; bu kararlar m.27/3 gereğince daimî üyelerin olumsuz oyuyla (veto) engellenebilir.
Barış İçin Birlik ve barışı koruma
Konseyin veto nedeniyle kilitlendiği durumlar için Genel Kurul 1950 tarihli Barış İçin Birlik kararını kabul etmiştir. Buna göre Konsey görevini yapamazsa Genel Kurul toplanıp üyelere toplu önlem tavsiye edebilir; Genel Kurulun bu kararları bağlayıcı değildir. Şartta açıkça düzenlenmemiş olan barışı koruma operasyonları ise kural olarak tarafların rızasına, tarafsızlığa ve meşru müdafaa dışında kuvvet kullanmamaya dayanır; zorlayıcı yetkiler ancak ayrıca VII. Bölüm yetkilendirmesiyle kazanılır.
Tartışmalı diğer gerekçeler
| Gerekçe | Durum |
|---|---|
| Davet üzerine müdahale | Meşru hükümetin geçerli rızasıyla yabancı kuvvetin ülkeye girmesi kural olarak m.2/4’ü ihlal etmez; ancak iç savaşta hangi tarafın meşru hükümet olduğu ve rızanın geçerliliği tartışma konusudur |
| Yurt dışındaki vatandaşları kurtarma | Bazı devletlerce meşru müdafaanın uzantısı sayılır; genel kabul görmüş bağımsız bir istisna değildir |
| Tek taraflı insani müdahale | Ağır insan hakları ihlallerini durdurmak için Konsey izni olmadan kuvvet kullanılması baskın görüşe göre hukuka aykırıdır; savunanlar azınlıktadır |
| Koruma sorumluluğu (R2P) | 2005 Dünya Zirvesi belgesinde kabul edilen siyasi ilke; soykırım, savaş suçları, etnik temizlik ve insanlığa karşı suçlar hâlinde toplu eylemin Güvenlik Konseyi aracılığıyla yapılacağını öngörür, yeni bir tek taraflı istisna yaratmaz |
Kuvvet kullanma ve Türk hukuku
Anayasa, savaş hâli ilanını ve silahlı kuvvet kullanılmasını milletlerarası hukuka bağlamıştır.
Görüldüğü gibi Anayasa, savaş hâli ilanını “milletlerarası hukukun meşru saydığı haller” ile sınırlayarak m.2/4 ve m.51 sistemine açıkça atıf yapar. Uygulamada yurt dışına asker gönderilmesi için TBMM’nin belirli süreli tezkereleri bu hükme dayanır. Ayrıca AY m.15, savaş ve olağanüstü hâllerde temel hakların durdurulmasını “milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla” mümkün kılar.
Özet
- BM Şartı m.2/4, kuvvet kullanmayı ve kuvvet kullanma tehdidini yasaklar; yasak örf ve adet kuralıdır, saldırı yasağı jus cogens kabul edilir.
- Baskın görüşe göre m.2/4’teki “kuvvet” silahlı kuvvettir; ekonomik baskı iç işlere karışmama ilkesi kapsamında değerlendirilir.
- Şartta açık iki istisna vardır: m.51 meşru müdafaa ve VII. Bölüm kapsamında Güvenlik Konseyi önlemleri.
- Meşru müdafaa silahlı saldırı, gereklilik, orantılılık, Konseye derhâl bildirim ve geçicilik şartlarına bağlıdır; ölçütlerin klasik kaynağı Caroline olayıdır (1837).
- Toplu meşru müdafaada mağdur devletin saldırı beyanı ve yardım talebi aranır (Nikaragua, 1986).
- Konsey m.39’da tespit yapar; m.41 silahsız, m.42 silahlı önlemleri düzenler; m.43 andlaşmaları yapılmadığından uygulama yetkilendirme yoluyla yürür.
- Tek taraflı insani müdahale baskın görüşe göre hukuka aykırıdır; koruma sorumluluğu Konsey aracılığıyla işler.
- AY m.92, savaş hâli ilanını milletlerarası hukukun meşru saydığı hâllere bağlar ve yetkiyi TBMM’ye verir; ani saldırıda Meclis tatildeyse Cumhurbaşkanı karar verebilir.