Klasik milletlerarası hukukta birey, devletin kendi vatandaşına nasıl davrandığı konusunda söz sahibi değildi; bu mesele devletin iç işi sayılırdı. İkinci Dünya Savaşının yaşattığı yıkım, insan haklarını uluslararası denetime açan bir dönüşüm başlattı. Bugün bireyler bazı sözleşmeler sayesinde devletlerine karşı uluslararası bir yargı organına başvurabilmektedir. Bu alanın en etkili örneği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesidir (AİHM).
Evrensel düzey: Birleşmiş Milletler sistemi
BM Şartı ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi
BM Şartı, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygının geliştirilmesini örgütün amaçları arasında sayar (m.1/3); m.55 ve m.56 üyelere bu amaç için örgütle iş birliği yükümlülüğü yükler. Ancak Şart hakları tek tek saymaz.
Bu boşluğu dolduran ilk belge, Genel Kurulun 10 Aralık 1948 tarihinde kabul ettiği İnsan Hakları Evrensel Beyannamesidir. Beyanname bir Genel Kurul kararı olduğundan kabul edildiğinde hukuken bağlayıcı değildi; ancak içerdiği bazı kuralların (ör. işkence ve kölelik yasağı) zamanla örf ve adet hukukuna dönüştüğü kabul edilir.
1966 İkiz Sözleşmeler ve sözleşme organları
Beyannamedeki hakları bağlayıcı hâle getirmek için 1966’da iki sözleşme kabul edilmiştir:
| Belge | İçerik | Denetim organı |
|---|---|---|
| Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi (MSHS) | Yaşam hakkı, işkence yasağı, kişi özgürlüğü, adil yargılanma, ifade özgürlüğü vb. | İnsan Hakları Komitesi (devlet raporları; ihtiyari protokolle bireysel başvuru) |
| Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi (ESKHS) | Çalışma, sosyal güvenlik, eğitim, sağlık hakları | Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi |
Beyanname ve iki sözleşme birlikte “Uluslararası İnsan Hakları Bildirgesi” (International Bill of Human Rights) olarak anılır. BM sistemindeki sözleşme organlarının kararları mahkeme hükmü niteliğinde değildir; görüş ve tavsiye niteliği taşır.
İnsan Hakları Konseyi
2006’da İnsan Hakları Komisyonunun yerine Genel Kurulun yardımcı organı olarak İnsan Hakları Konseyi kurulmuştur. Konseyin en önemli aracı, bütün BM üyelerinin insan hakları sicilinin belirli aralıklarla gözden geçirildiği Evrensel Periyodik İncelemedir. Konsey bir yargı organı değildir; siyasi ve diplomatik denetim yapar.
Bölgesel düzey: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
Doğuşu ve Türkiye
AİHS, Avrupa Konseyi bünyesinde 1950’de Roma’da imzalanmış ve 1953’te yürürlüğe girmiştir. Türkiye Sözleşmeyi 1954’te onaylamıştır. Bireysel başvuru hakkını 1987’de, Mahkemenin zorunlu yargı yetkisini 1990’da tanımıştır. 11. Protokolün 1998’de yürürlüğe girmesinden sonra bireysel başvuru hakkının tanınması ihtiyari olmaktan çıkmış, tüm taraf devletler için zorunlu hâle gelmiştir.
Sözleşme sistemini değiştiren başlıca protokoller şunlardır:
| Protokol | Önemli değişiklik |
|---|---|
| 11. Protokol (1998) | Avrupa İnsan Hakları Komisyonu kaldırıldı; tam zamanlı, tek ve sürekli Mahkeme kuruldu |
| 14. Protokol (2010) | Tek yargıç düzeni, komitelerin yerleşik içtihada dayalı esas kararı, “önemli bir zarara uğramama” kabul edilemezlik ölçütü; yargıç görev süresi 9 yıl ve tek dönem |
| 15. Protokol (2021) | Başlangıca ikincillik ve takdir marjı ilkeleri eklendi; başvuru süresi 6 aydan 4 aya indirildi |
Korunan haklar ve askıya alma
Sözleşmenin I. Bölümü yaşam hakkı (m.2), işkence yasağı (m.3), kölelik ve zorla çalıştırma yasağı (m.4), özgürlük ve güvenlik hakkı (m.5), adil yargılanma hakkı (m.6), kanunsuz ceza olmaz ilkesi (m.7), özel ve aile hayatına saygı (m.8), düşünce, vicdan ve din özgürlüğü (m.9), ifade özgürlüğü (m.10), toplanma ve dernek kurma özgürlüğü (m.11), etkili başvuru hakkı (m.13) ve ayrımcılık yasağı (m.14) gibi hakları güvenceye alır. Mülkiyet hakkı, eğitim hakkı ve serbest seçim hakkı ise 1 No.lu Protokolde düzenlenmiştir.
AİHS m.15’e göre savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike hâlinde taraf devlet, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve milletlerarası hukuktan doğan diğer yükümlülüklerine aykırı olmamak kaydıyla Sözleşmeden doğan yükümlülüklerine aykırı önlemler alabilir. Ancak bazı haklar hiçbir koşulda askıya alınamaz:
- Yaşam hakkı (m.2) — hukuka uygun savaş fiilleri sonucu meydana gelen ölümler hariç,
- İşkence yasağı (m.3),
- Kölelik ve kulluk yasağı (m.4/1),
- Kanunsuz ceza olmaz ilkesi (m.7).
Askıya alma yoluna giden devlet, Avrupa Konseyi Genel Sekreterini aldığı önlemler ve gerekçeleri hakkında bilgilendirmek zorundadır. AY m.15 de benzer bir mantıkla, olağanüstü hâllerde temel hakların durdurulmasını “milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla” mümkün kılar.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Yapı
Mahkeme, taraf devlet sayısı kadar yargıçtan oluşur (m.20). Yargıçlar Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi tarafından, ilgili devletin sunduğu üç kişilik listeden seçilir ve 9 yıllık tek bir dönem için görev yapar (m.22–23). Mahkeme tek yargıç, üç yargıçlı komite, yedi yargıçlı daire ve on yedi yargıçlı Büyük Daire hâlinde çalışır (m.26).
Başvuru türleri
- Devlet başvurusu (m.33): Bir taraf devlet, başka bir taraf devletin Sözleşmeyi ihlal ettiğini ileri sürebilir; kendi vatandaşının mağdur olması şart değildir.
- Bireysel başvuru (m.34): Gerçek kişiler, hükümet dışı kuruluşlar ve kişi toplulukları, bir taraf devletin Sözleşmedeki haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek başvurabilir. Başvurucunun mağdur olması gerekir; Sözleşme soyut norm denetimine (actio popularis) izin vermez. Taraf devletler bu hakkın etkili biçimde kullanılmasını hiçbir şekilde engelleyemez.
Kabul edilebilirlik şartları (m.35)
| Şart | Açıklama |
|---|---|
| İç hukuk yollarının tüketilmesi | Etkili ve erişilebilir iç hukuk yolları kullanılmış olmalıdır (Türkiye bakımından kural olarak AYM’ye bireysel başvuru dâhil) |
| Süre | İç hukuktaki kesin karardan itibaren 4 ay |
| İmzasız olmama | Başvurucunun kimliği belli olmalıdır |
| Aynı başvuru olmama | Mahkemece incelenmiş veya başka bir uluslararası soruşturma ya da çözüm merciine sunulmuş, yeni bilgi içermeyen başvuru reddedilir |
| Açıkça dayanaktan yoksun olmama / hakkın kötüye kullanılmaması | Sözleşmeyle bağdaşmayan veya kötüye kullanma niteliğindeki başvurular kabul edilmez |
| Önemli bir zarar | Başvurucu önemli bir zarara uğramamışsa, insan haklarına saygı esastan incelemeyi gerektirmedikçe başvuru kabul edilemez |
Kararlar ve icrası
- Daire kararına karşı taraflar, karar tarihinden itibaren 3 ay içinde davanın Büyük Daireye gönderilmesini isteyebilir; bu istem beş yargıçlı bir kurulca kabul edilirse Büyük Daire inceler (m.43).
- Mahkeme ihlal tespit eder ve gerekirse hakkaniyete uygun bir tazminata (m.41) hükmeder. Mahkeme iç hukuktaki kararı bozamaz, kanunu iptal edemez.
- Taraf devletler kesinleşmiş kararlara uymayı taahhüt eder; kararların icrasını Bakanlar Komitesi denetler (m.46).
- Yapısal sorunlardan doğan çok sayıda benzer başvuruda Mahkeme, sorunun kaynağını ve alınması gereken genel önlemleri gösteren pilot karar usulünü uygular.
Türk hukukunda insan hakları sözleşmelerinin yeri
Anayasa, temel haklara ilişkin milletlerarası andlaşmalara kanunlar karşısında öncelik tanır.
Bu hüküm 2004 değişikliğiyle eklenmiştir. Sonuç olarak AİHS ile bir kanun çatışırsa hâkim AİHS’yi uygular; Anayasa ile çatışma hâlinde ise bu öncelik kuralı geçerli değildir. 2010 değişikliğiyle getirilen AYM’ye bireysel başvuru da AİHS ile doğrudan bağlantılıdır.
Uluslararası ceza yargısı ile bağlantı
Ağır insan hakları ihlallerinin failleri bireysel olarak da sorumludur. 1998’de kabul edilen Roma Statüsüyle kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçuna bakar; devletleri değil bireyleri yargılar ve ulusal yargıya göre tamamlayıcıdır. Türkiye Roma Statüsüne taraf değildir; buna karşın 2004 Anayasa değişikliğiyle vatandaşın verilmesi yasağına bir istisna eklenmiştir.
Türk ceza hukuku da soykırımı (TCK m.76) ve insanlığa karşı suçları (TCK m.77) düzenler. TCK m.13/1-a uyarınca İkinci Kitap Birinci Kısımdaki bu suçlar yabancı ülkede vatandaş veya yabancı tarafından işlense bile Türk kanunları uygulanır.
Özet
- BM Şartı insan haklarını amaçlar arasında sayar ama hakları tek tek düzenlemez; 1948 Evrensel Beyannamesi Genel Kurul kararı olarak bağlayıcı değildir.
- 1966 MSHS ve ESKHS bağlayıcıdır; sözleşme organlarının (ör. İnsan Hakları Komitesi) kararları tavsiye niteliğindedir. İnsan Hakları Konseyi 2006’da kurulan siyasi organdır.
- AİHS 1950’de imzalanmış, 1953’te yürürlüğe girmiştir; Türkiye bireysel başvuruyu 1987’de, zorunlu yargı yetkisini 1990’da tanımıştır.
- AİHS m.15’te yaşam hakkı (hukuka uygun savaş fiilleri hariç), işkence yasağı, kölelik yasağı ve kanunsuz ceza olmaz ilkesi askıya alınamaz.
- Bireysel başvuruda mağdurluk, iç hukuk yollarının tüketilmesi ve kesin karardan itibaren 4 ay süre aranır (15. Protokol).
- AİHM ihlal tespit eder ve tazminata hükmeder; iç hukuk kararını bozamaz. Kararların icrasını Bakanlar Komitesi denetler.
- AY m.90/5’e göre temel haklara ilişkin andlaşma ile kanun çatışırsa andlaşma esas alınır; 6216 m.45 AYM bireysel başvurusunu AİHS ile ortak koruma alanına bağlar.
- AY m.38 son fıkra Uluslararası Ceza Divanına ilişkin yükümlülükleri vatandaşın verilmemesi yasağından ayırır; TCK m.76–77 soykırım ve insanlığa karşı suçları düzenler.