Uluslararası sorumluluk, bir devletin uluslararası hukuktan doğan bir yükümlülüğü ihlal etmesi hâlinde ortaya çıkan yeni hukuki ilişkidir: ihlalci devlet ihlali sona erdirmek ve verdiği zararı gidermekle yükümlü hâle gelir. Konu büyük ölçüde örf ve adet hukukuna dayanır ve BM Uluslararası Hukuk Komisyonunun (ILC) 2001’de kabul ettiği Devletlerin Uluslararası Haksız Fiillerden Sorumluluğu Taslak Maddeleri (bundan sonra “Taslak”) ile sistemleştirilmiştir. Taslak bir andlaşma değildir; ancak hükümlerinin önemli bir kısmı örf ve adet hukukunu yansıttığı için uluslararası yargı kararlarında sürekli başvurulan temel metindir.
Temel ilke ve haksız fiilin unsurları
Taslak m.1’e göre bir devletin her uluslararası haksız fiili, o devletin uluslararası sorumluluğunu doğurur. Taslak m.2 haksız fiilin iki unsurunu sayar:
- İsnat edilebilirlik (öznel unsur): Davranış (eylem veya ihmal) uluslararası hukuka göre devlete yüklenebilmelidir.
- Yükümlülük ihlali (nesnel unsur): Bu davranış devletin bir uluslararası yükümlülüğünü ihlal etmelidir.
Klasik görüşün aradığı zarar ve kusur, Taslakta genel unsur olarak yer almaz. Zarar, tazmin borcunun kapsamını belirlemede önem taşır; kusur ise ancak ihlal edilen birincil kural öyle gerektiriyorsa aranır (ör. özen yükümlülüğü). Bu yüzden sınavda “zarar her hâlde sorumluluğun kurucu unsurudur” ifadesi yanlış kabul edilmelidir.
İç hukuk mazeret değildir
Bir fiilin uluslararası hukuka aykırı olup olmadığı uluslararası hukuka göre belirlenir; iç hukukta hukuka uygun sayılması bu nitelendirmeyi etkilemez (Taslak m.3). Devlet, yükümlülüğünü yerine getirmemesine gerekçe olarak iç hukukunu gösteremez (Taslak m.32; ayrıca 1969 Viyana Andlaşmalar Hukuku Sözleşmesi m.27). Türk hukuku bakımından andlaşmaların iç hukuktaki yeri AY m.90’da belirlenmiştir.
Aynı fıkranın 2004’te eklenen son cümlesi, temel hak ve özgürlüklere ilişkin andlaşmalarla kanunlar çatıştığında andlaşma hükümlerinin esas alınacağını öngörür. Bu düzenleme, iç hukuk ile uluslararası yükümlülük arasındaki çatışmanın sorumluluk doğurmasını önlemeye yönelik bir güvencedir.
Davranışın devlete isnadı
Devlet soyut bir kişi olduğundan, ancak adına hareket eden insanların davranışları aracılığıyla hukuka aykırı fiil işleyebilir. Taslak, isnat hâllerini sınırlı biçimde düzenler:
| Taslak maddesi | İsnat hâli | Açıklama |
|---|---|---|
| m.4 | Devlet organları | Yasama, yürütme, yargı veya başka bir işlev gören her organ; merkezî veya yerel olması, hiyerarşideki yeri fark etmez |
| m.5 | Kamu yetkisi kullanan kişi ve kuruluşlar | Organ olmayan ama kanunla kamu yetkisi kullanmaya yetkili kılınanlar (ör. özel cezaevi şirketi) |
| m.6 | Başka devletin emrine verilen organlar | Emrine verildiği devletin kamu yetkisini kullanırken |
| m.7 | Yetki aşımı (ultra vires) | Organ yetkisini aşsa veya talimatlara aykırı davransa bile, resmî sıfatla hareket ettikçe davranış devlete isnat edilir |
| m.8 | Devletin talimatı, yönlendirmesi veya kontrolü altındaki kişiler | Özel kişilerin davranışı ancak bu koşulla isnat edilir |
| m.9 | Resmî makamların yokluğunda kamu yetkisi kullanılması | Olağanüstü durumlarda |
| m.10 | İsyancı hareketler | İktidara gelen veya yeni devlet kuran hareketin davranışı, bu devlete isnat edilir |
| m.11 | Devletin benimsemesi | Devlet bir davranışı kendi davranışı olarak tanır ve benimserse |
Özel kişilerin davranışları kural olarak devlete isnat edilmez. Ancak devlet, özel kişilerin eylemlerini önlemek veya cezalandırmak için gereken özeni göstermezse kendi ihmalinden sorumlu olur. Özel kişilerin isnadında UAD, Nikaragua (1986) kararında devletin belirli operasyonlar üzerinde etkin kontrol kurmuş olmasını aramıştır.
Yükümlülük ihlali
Devletin davranışı, kaynağı ne olursa olsun (andlaşma, örf ve adet, tek taraflı işlem) yükümlülüğün gerektirdiğine uymadığında ihlal vardır (Taslak m.12). Yükümlülük, fiil anında devleti bağlıyor olmalıdır (m.13). İhlal anlık olabileceği gibi sürekli (ör. hukuka aykırı olarak bir kişiyi tutma) veya bileşik (ör. sistematik ayrımcılık gibi bir dizi eylemden oluşan) nitelikte de olabilir (m.14–15).
Hukuka aykırılığı kaldıran hâller
Taslak m.20–25, bir fiilin hukuka aykırılığını ortadan kaldıran altı hâli sayar:
| Hâl | Madde | Özü |
|---|---|---|
| Rıza | m.20 | Zarar gören devletin geçerli rızası, rıza sınırları içindeki fiilin hukuka aykırılığını kaldırır |
| Meşru müdafaa | m.21 | BM Şartı m.51’e uygun meşru müdafaa önlemi |
| Karşı önlem | m.22 | Önceki bir haksız fiile karşılık, ihlalciyi yükümlülüğe uymaya zorlamak için alınan orantılı önlem |
| Mücbir sebep | m.23 | Karşı konulamaz güç veya öngörülemeyen olay, yükümlülüğü yerine getirmeyi maddeten imkânsız kılarsa |
| Tehlike hâli (distress) | m.24 | Fiili yapan kişinin, kendisinin veya gözetimindekilerin hayatını kurtarmak için başka makul yolu olmaması |
| Zaruret hâli | m.25 | Devletin temel bir menfaatini ağır ve yakın bir tehlikeye karşı korumanın tek yolu olması; çok dar yorumlanır |
Bu hâllerden hiçbiri, emredici kurallardan (jus cogens) doğan yükümlülüklerin ihlalini hukuka uygun hâle getiremez (m.26). Karşı önlemler kuvvet kullanmayı, temel insan haklarının ihlalini, insancıl nitelikli yükümlülüklerin ihlalini ve emredici kuralların çiğnenmesini içeremez (m.50); ayrıca orantılı olmalı (m.51) ve kural olarak önceden ihlalciye çağrıda bulunulmalıdır (m.52). Hukuka aykırılığın kalkması, gerçekleşen maddi zararın tazmini sorununa halel getirmez (m.27).
Sorumluluğun hukuki sonuçları
Sorumluluk, ihlal edilen yükümlülüğü sona erdirmez; ihlalci devlet yükümlülüğe uymaya devam etmek zorundadır (Taslak m.29). Ayrıca:
- Sona erdirme ve tekrarlamama: Süren haksız fiil durdurulmalı; koşullar gerektiriyorsa uygun güvenceler verilmelidir (m.30).
- Tam tazmin: İhlalci devlet, haksız fiilin yol açtığı maddi ve manevi zararı tamamen gidermelidir (m.31). Bu ilke, Daimi Uluslararası Adalet Divanının Chorzów Fabrikası (1928) kararında açıkça ifade edilmiştir: tazmin, mümkün olduğunca hukuka aykırı fiilin bütün sonuçlarını silmeli ve fiil işlenmeseydi var olacak durumu yeniden kurmalıdır.
Tam tazminin biçimleri (m.34–37) bir sıra izler:
| Biçim | Madde | İçerik |
|---|---|---|
| İade (restitutio in integrum) | m.35 | Fiilden önceki durumun yeniden kurulması (ör. el konulan malın geri verilmesi); maddeten imkânsız veya orantısız külfetliyse aranmaz |
| Tazminat | m.36 | İadeyle giderilemeyen, parayla ölçülebilen zararın karşılanması; yoksun kalınan kâr dahil |
| Tatmin (tarziye) | m.37 | İade veya tazminatla giderilemeyen zarar için ihlalin kabulü, üzüntü bildirimi, resmî özür; aşağılayıcı biçim alamaz |
Faiz (m.38) ve zarar görenin zarara katkısı (m.39) tazminin hesabında dikkate alınır.
Sorumluluğun ileri sürülmesi
Yükümlülük doğrudan kendisine karşı borçlanılmışsa zarar gören devlet sorumluluğu ileri sürer (Taslak m.42). Bazı yükümlülükler ise bütün uluslararası topluma karşıdır (erga omnes); UAD bu kavramı Barcelona Traction (1970) kararında saldırganlık, soykırım ve temel insan hakları gibi örneklerle açıklamıştır. Bu tür yükümlülüklerin ihlalinde zarar görmeyen devletler de ihlalin sona erdirilmesini ve zarar görenler yararına tazmini talep edebilir (m.48).
Diplomatik koruma
Bir devletin, kendi vatandaşına başka devletin haksız fiiliyle verilen zarar nedeniyle bu davayı kendi davası olarak üstlenmesine diplomatik koruma denir. Diplomatik koruma devletin hakkıdır, kişinin değil; devlet korumayı kullanıp kullanmamakta takdir yetkisine sahiptir. İki temel koşulu vardır:
- Uyrukluk: Zarar gören kişi, zarar anından talebin ileri sürülmesine kadar koruyan devletin vatandaşı olmalıdır (sürekli uyrukluk). Şirketlerde kural olarak şirketin kurulduğu devlet koruma hakkına sahiptir (Barcelona Traction, 1970).
- İç hukuk yollarının tüketilmesi: Zarar gören kişi, sorumlu devletin ülkesindeki etkili ve ulaşılabilir iç hukuk yollarını önceden tüketmiş olmalıdır.
Sorumluluk ile yargı bağışıklığı ayrı kavramlardır. Bir devletin iç mahkemelerde yargılanamaması, sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; yalnız başka devletin mahkemelerinin yetkisini sınırlar. Türk hukuku bu konuda sınırlı bağışıklık anlayışını benimser.
Buna göre yabancı devletin egemenlik yetkisine dayanan işlemleri (acta jure imperii) bağışıklıktan yararlanırken, özel hukuk ilişkilerinden doğan işlemleri (acta jure gestionis) yararlanmaz.
Özet
- Devletin her uluslararası haksız fiili sorumluluğunu doğurur (Taslak m.1); unsurlar isnat edilebilirlik ve yükümlülük ihlalidir (m.2).
- Zarar ve kusur genel kurucu unsur değildir; iç hukuk ihlale gerekçe gösterilemez (m.3, m.32).
- Bütün devlet organlarının davranışı, yetki aşımı dahil, devlete isnat edilir; özel kişilerin davranışı ancak talimat, kontrol veya benimseme ile isnat edilir.
- Rıza, meşru müdafaa, karşı önlem, mücbir sebep, tehlike ve zaruret hukuka aykırılığı kaldırır; jus cogens ihlali bunlarla meşrulaşmaz.
- Sorumluluk, sona erdirme ve tam tazmin borcu doğurur; biçimleri iade, tazminat ve tatmindir (Chorzów Fabrikası, 1928).
- Erga omnes yükümlülüklerde zarar görmeyen devletler de sorumluluğu ileri sürebilir (Barcelona Traction, 1970).
- Diplomatik koruma devletin hakkıdır; uyrukluk ve iç hukuk yollarının tüketilmesi koşullarına bağlıdır.
- MÖHUK m.49 uyarınca yabancı devlet özel hukuk uyuşmazlıklarında yargı muafiyetinden yararlanamaz.