Devletlerin Uluslararası Sorumluluğu

Uluslararası haksız fiilin unsurları, devlete isnat, hukuka aykırılığı kaldıran haller, tam tazmin (iade, tazminat, tatmin) ve diplomatik koruma.

Son güncelleme: 21 Ekim 2026 7 dk okuma AY m.90/5, MÖHUK m.49, ILC Devletlerin Sorumluluğu Taslak Maddeleri (2001) m.1–58

Uluslararası sorumluluk, bir devletin uluslararası hukuktan doğan bir yükümlülüğü ihlal etmesi hâlinde ortaya çıkan yeni hukuki ilişkidir: ihlalci devlet ihlali sona erdirmek ve verdiği zararı gidermekle yükümlü hâle gelir. Konu büyük ölçüde örf ve adet hukukuna dayanır ve BM Uluslararası Hukuk Komisyonunun (ILC) 2001’de kabul ettiği Devletlerin Uluslararası Haksız Fiillerden Sorumluluğu Taslak Maddeleri (bundan sonra “Taslak”) ile sistemleştirilmiştir. Taslak bir andlaşma değildir; ancak hükümlerinin önemli bir kısmı örf ve adet hukukunu yansıttığı için uluslararası yargı kararlarında sürekli başvurulan temel metindir.

Temel ilke ve haksız fiilin unsurları

Taslak m.1’e göre bir devletin her uluslararası haksız fiili, o devletin uluslararası sorumluluğunu doğurur. Taslak m.2 haksız fiilin iki unsurunu sayar:

  1. İsnat edilebilirlik (öznel unsur): Davranış (eylem veya ihmal) uluslararası hukuka göre devlete yüklenebilmelidir.
  2. Yükümlülük ihlali (nesnel unsur): Bu davranış devletin bir uluslararası yükümlülüğünü ihlal etmelidir.

Klasik görüşün aradığı zarar ve kusur, Taslakta genel unsur olarak yer almaz. Zarar, tazmin borcunun kapsamını belirlemede önem taşır; kusur ise ancak ihlal edilen birincil kural öyle gerektiriyorsa aranır (ör. özen yükümlülüğü). Bu yüzden sınavda “zarar her hâlde sorumluluğun kurucu unsurudur” ifadesi yanlış kabul edilmelidir.

İç hukuk mazeret değildir

Bir fiilin uluslararası hukuka aykırı olup olmadığı uluslararası hukuka göre belirlenir; iç hukukta hukuka uygun sayılması bu nitelendirmeyi etkilemez (Taslak m.3). Devlet, yükümlülüğünü yerine getirmemesine gerekçe olarak iç hukukunu gösteremez (Taslak m.32; ayrıca 1969 Viyana Andlaşmalar Hukuku Sözleşmesi m.27). Türk hukuku bakımından andlaşmaların iç hukuktaki yeri AY m.90’da belirlenmiştir.

Aynı fıkranın 2004’te eklenen son cümlesi, temel hak ve özgürlüklere ilişkin andlaşmalarla kanunlar çatıştığında andlaşma hükümlerinin esas alınacağını öngörür. Bu düzenleme, iç hukuk ile uluslararası yükümlülük arasındaki çatışmanın sorumluluk doğurmasını önlemeye yönelik bir güvencedir.

Davranışın devlete isnadı

Devlet soyut bir kişi olduğundan, ancak adına hareket eden insanların davranışları aracılığıyla hukuka aykırı fiil işleyebilir. Taslak, isnat hâllerini sınırlı biçimde düzenler:

Taslak maddesiİsnat hâliAçıklama
m.4Devlet organlarıYasama, yürütme, yargı veya başka bir işlev gören her organ; merkezî veya yerel olması, hiyerarşideki yeri fark etmez
m.5Kamu yetkisi kullanan kişi ve kuruluşlarOrgan olmayan ama kanunla kamu yetkisi kullanmaya yetkili kılınanlar (ör. özel cezaevi şirketi)
m.6Başka devletin emrine verilen organlarEmrine verildiği devletin kamu yetkisini kullanırken
m.7Yetki aşımı (ultra vires)Organ yetkisini aşsa veya talimatlara aykırı davransa bile, resmî sıfatla hareket ettikçe davranış devlete isnat edilir
m.8Devletin talimatı, yönlendirmesi veya kontrolü altındaki kişilerÖzel kişilerin davranışı ancak bu koşulla isnat edilir
m.9Resmî makamların yokluğunda kamu yetkisi kullanılmasıOlağanüstü durumlarda
m.10İsyancı hareketlerİktidara gelen veya yeni devlet kuran hareketin davranışı, bu devlete isnat edilir
m.11Devletin benimsemesiDevlet bir davranışı kendi davranışı olarak tanır ve benimserse

Özel kişilerin davranışları kural olarak devlete isnat edilmez. Ancak devlet, özel kişilerin eylemlerini önlemek veya cezalandırmak için gereken özeni göstermezse kendi ihmalinden sorumlu olur. Özel kişilerin isnadında UAD, Nikaragua (1986) kararında devletin belirli operasyonlar üzerinde etkin kontrol kurmuş olmasını aramıştır.

Yükümlülük ihlali

Devletin davranışı, kaynağı ne olursa olsun (andlaşma, örf ve adet, tek taraflı işlem) yükümlülüğün gerektirdiğine uymadığında ihlal vardır (Taslak m.12). Yükümlülük, fiil anında devleti bağlıyor olmalıdır (m.13). İhlal anlık olabileceği gibi sürekli (ör. hukuka aykırı olarak bir kişiyi tutma) veya bileşik (ör. sistematik ayrımcılık gibi bir dizi eylemden oluşan) nitelikte de olabilir (m.14–15).

Hukuka aykırılığı kaldıran hâller

Taslak m.20–25, bir fiilin hukuka aykırılığını ortadan kaldıran altı hâli sayar:

HâlMaddeÖzü
Rızam.20Zarar gören devletin geçerli rızası, rıza sınırları içindeki fiilin hukuka aykırılığını kaldırır
Meşru müdafaam.21BM Şartı m.51’e uygun meşru müdafaa önlemi
Karşı önlemm.22Önceki bir haksız fiile karşılık, ihlalciyi yükümlülüğe uymaya zorlamak için alınan orantılı önlem
Mücbir sebepm.23Karşı konulamaz güç veya öngörülemeyen olay, yükümlülüğü yerine getirmeyi maddeten imkânsız kılarsa
Tehlike hâli (distress)m.24Fiili yapan kişinin, kendisinin veya gözetimindekilerin hayatını kurtarmak için başka makul yolu olmaması
Zaruret hâlim.25Devletin temel bir menfaatini ağır ve yakın bir tehlikeye karşı korumanın tek yolu olması; çok dar yorumlanır

Bu hâllerden hiçbiri, emredici kurallardan (jus cogens) doğan yükümlülüklerin ihlalini hukuka uygun hâle getiremez (m.26). Karşı önlemler kuvvet kullanmayı, temel insan haklarının ihlalini, insancıl nitelikli yükümlülüklerin ihlalini ve emredici kuralların çiğnenmesini içeremez (m.50); ayrıca orantılı olmalı (m.51) ve kural olarak önceden ihlalciye çağrıda bulunulmalıdır (m.52). Hukuka aykırılığın kalkması, gerçekleşen maddi zararın tazmini sorununa halel getirmez (m.27).

Sorumluluğun hukuki sonuçları

Sorumluluk, ihlal edilen yükümlülüğü sona erdirmez; ihlalci devlet yükümlülüğe uymaya devam etmek zorundadır (Taslak m.29). Ayrıca:

  • Sona erdirme ve tekrarlamama: Süren haksız fiil durdurulmalı; koşullar gerektiriyorsa uygun güvenceler verilmelidir (m.30).
  • Tam tazmin: İhlalci devlet, haksız fiilin yol açtığı maddi ve manevi zararı tamamen gidermelidir (m.31). Bu ilke, Daimi Uluslararası Adalet Divanının Chorzów Fabrikası (1928) kararında açıkça ifade edilmiştir: tazmin, mümkün olduğunca hukuka aykırı fiilin bütün sonuçlarını silmeli ve fiil işlenmeseydi var olacak durumu yeniden kurmalıdır.

Tam tazminin biçimleri (m.34–37) bir sıra izler:

BiçimMaddeİçerik
İade (restitutio in integrum)m.35Fiilden önceki durumun yeniden kurulması (ör. el konulan malın geri verilmesi); maddeten imkânsız veya orantısız külfetliyse aranmaz
Tazminatm.36İadeyle giderilemeyen, parayla ölçülebilen zararın karşılanması; yoksun kalınan kâr dahil
Tatmin (tarziye)m.37İade veya tazminatla giderilemeyen zarar için ihlalin kabulü, üzüntü bildirimi, resmî özür; aşağılayıcı biçim alamaz

Faiz (m.38) ve zarar görenin zarara katkısı (m.39) tazminin hesabında dikkate alınır.

Sorumluluğun ileri sürülmesi

Yükümlülük doğrudan kendisine karşı borçlanılmışsa zarar gören devlet sorumluluğu ileri sürer (Taslak m.42). Bazı yükümlülükler ise bütün uluslararası topluma karşıdır (erga omnes); UAD bu kavramı Barcelona Traction (1970) kararında saldırganlık, soykırım ve temel insan hakları gibi örneklerle açıklamıştır. Bu tür yükümlülüklerin ihlalinde zarar görmeyen devletler de ihlalin sona erdirilmesini ve zarar görenler yararına tazmini talep edebilir (m.48).

Diplomatik koruma

Bir devletin, kendi vatandaşına başka devletin haksız fiiliyle verilen zarar nedeniyle bu davayı kendi davası olarak üstlenmesine diplomatik koruma denir. Diplomatik koruma devletin hakkıdır, kişinin değil; devlet korumayı kullanıp kullanmamakta takdir yetkisine sahiptir. İki temel koşulu vardır:

  1. Uyrukluk: Zarar gören kişi, zarar anından talebin ileri sürülmesine kadar koruyan devletin vatandaşı olmalıdır (sürekli uyrukluk). Şirketlerde kural olarak şirketin kurulduğu devlet koruma hakkına sahiptir (Barcelona Traction, 1970).
  2. İç hukuk yollarının tüketilmesi: Zarar gören kişi, sorumlu devletin ülkesindeki etkili ve ulaşılabilir iç hukuk yollarını önceden tüketmiş olmalıdır.

Sorumluluk ile yargı bağışıklığı ayrı kavramlardır. Bir devletin iç mahkemelerde yargılanamaması, sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; yalnız başka devletin mahkemelerinin yetkisini sınırlar. Türk hukuku bu konuda sınırlı bağışıklık anlayışını benimser.

Buna göre yabancı devletin egemenlik yetkisine dayanan işlemleri (acta jure imperii) bağışıklıktan yararlanırken, özel hukuk ilişkilerinden doğan işlemleri (acta jure gestionis) yararlanmaz.

Özet

  • Devletin her uluslararası haksız fiili sorumluluğunu doğurur (Taslak m.1); unsurlar isnat edilebilirlik ve yükümlülük ihlalidir (m.2).
  • Zarar ve kusur genel kurucu unsur değildir; iç hukuk ihlale gerekçe gösterilemez (m.3, m.32).
  • Bütün devlet organlarının davranışı, yetki aşımı dahil, devlete isnat edilir; özel kişilerin davranışı ancak talimat, kontrol veya benimseme ile isnat edilir.
  • Rıza, meşru müdafaa, karşı önlem, mücbir sebep, tehlike ve zaruret hukuka aykırılığı kaldırır; jus cogens ihlali bunlarla meşrulaşmaz.
  • Sorumluluk, sona erdirme ve tam tazmin borcu doğurur; biçimleri iade, tazminat ve tatmindir (Chorzów Fabrikası, 1928).
  • Erga omnes yükümlülüklerde zarar görmeyen devletler de sorumluluğu ileri sürebilir (Barcelona Traction, 1970).
  • Diplomatik koruma devletin hakkıdır; uyrukluk ve iç hukuk yollarının tüketilmesi koşullarına bağlıdır.
  • MÖHUK m.49 uyarınca yabancı devlet özel hukuk uyuşmazlıklarında yargı muafiyetinden yararlanamaz.

Kaynakça

Mini deneme: Devletlerin Uluslararası Sorumluluğu

10 soru · ücretsiz
  1. 1. ILC'nin 2001 tarihli Devletlerin Sorumluluğu Taslak Maddeleri m.2'ye göre uluslararası haksız fiilin unsurları aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

  2. 2. K Devletinin bir valisi, merkezî hükümetin açık talimatına aykırı olarak, yabancı bir şirketin tesislerine kolluk eliyle el koydurur. K Devleti, valinin yetkisini aştığını ileri sürerek sorumluluğu reddetmektedir. Bu olayda aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  3. 3. Tam tazmin biçimlerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

  4. 4. Şiddetli bir fırtınada yakıtı biten ve yolcularının hayatı tehlikeye giren bir uçağın pilotu, izin almadan komşu devletin havaalanına iner. Pilotun başka makul bir seçeneği yoktur. Bu davranışın hukuka aykırılığını kaldıran hâl aşağıdakilerden hangisidir?

  5. 5. Karşı önlemlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?
    I. Karşı önlem, önceden işlenmiş bir haksız fiile karşılık olarak alınabilir.
    II. Karşı önlem orantılı olmalıdır.
    III. Karşı önlem kuvvet kullanmayı içerebilir.
    IV. Karşı önlem temel insan haklarının ihlalini içeremez.

  6. 6. Bir devletin uluslararası yükümlülüğünü yerine getirmemesini kendi iç hukukunun buna izin vermemesiyle gerekçelendirmesine ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  7. 7. M Devletinin vatandaşı olan bir iş insanının N Devletinde bulunan fabrikasına hukuka aykırı biçimde el konulmuştur. İş insanı N Devletinde hiçbir dava açmadan M Devletinden kendisini korumasını istemektedir. Diplomatik koruma bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  8. 8. Özel kişilerin davranışlarının devlete isnadına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

  9. 9. P Devleti, ağır bir ekonomik kriz sırasında çıkardığı bir kararnameyle Q Devleti uyruklu kişilere ait bir şirketin mallarına kamu hizmeti amacı göstermeksizin el koymuş, ardından şirketin Türk mahkemesinde P Devletine karşı açtığı ticari alacak davasında yargı muafiyeti ileri sürmüştür. Aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  10. 10. Erga omnes yükümlülüklere ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Bu not 5. konu olarak Milletlerarası Hukuk dersinin bir parçasıdır. Notlar bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kanun metinleri mevzuat.gov.tr'den alıntılanmıştır; hata bildirimi için iletişim.