İdarenin sorumluluğunun asıl ve öncelikli türü hizmet kusurudur. Ancak bazı durumlarda idareye hiçbir kusur yüklenemediği halde, zararın zarar gören üzerinde bırakılması hakkaniyete aykırı düşer. İdarenin tehlikeli bir faaliyet yürüttüğü, kamu yararı için belirli kişilere ağır bir külfet yüklediği ya da toplumsal bir riskin tek tek bireylere yansıdığı bu hallerde kusursuz sorumluluk devreye girer. Kusursuz sorumluluk, hizmet kusurunun bulunmadığı durumlarda tamamlayıcı (ikincil) bir sorumluluk türü olarak uygulanır.
Anayasal temel ve genel nitelik
Bu hüküm sorumluluk için kusur şartı aramaz. Bu nedenle öğretide AY m.125/son, kusursuz sorumluluğun da anayasal dayanağı olarak kabul edilir. Kusursuz sorumluluğun ilkeleri ise büyük ölçüde idari yargı içtihadıyla, Fransız idare hukukunun etkisiyle gelişmiştir. Sosyal hukuk devleti ilkesi (AY m.2) ve eşitlik ilkesi (AY m.10) de bu sorumluluğun dayandığı genel ilkeler arasında anılır.
Kusursuz sorumluluğun hizmet kusurundan temel farkları şunlardır:
| Ölçüt | Hizmet kusuru | Kusursuz sorumluluk |
|---|---|---|
| Kusur | İdarenin kusuru aranır | İdarenin kusuru aranmaz |
| Faaliyetin hukuka uygunluğu | Faaliyet çoğunlukla hukuka aykırıdır | Faaliyet hukuka uygun olabilir |
| Uygulama sırası | Asıl sorumluluk türü | Hizmet kusuru yoksa başvurulur (ikincil) |
| İlliyet bağını kesen nedenler | Zorlayıcı neden, zarar görenin kusuru, üçüncü kişinin kusuru; beklenmeyen hal de kusuru ortadan kaldırabilir | Zorlayıcı neden ve zarar görenin kusuru; beklenmeyen hal kurtarmaz |
| Zararın niteliği | Gerçek, kesin ve kişisel zarar | Özellikle fedakârlığın denkleştirilmesinde ayrıca özel ve olağandışı zarar |
Risk ilkesi
Risk ilkesine göre, kamu yararı için tehlikeli araç, yöntem veya faaliyetler kullanan idare, bu tehlikenin gerçekleşmesinden doğan zararları kusuru olmasa da üstlenmelidir. Faaliyetin yararını toplum gördüğüne göre, riskin bedelini de tek bir kişi değil toplum (idare aracılığıyla) taşımalıdır.
Tehlikeli faaliyet, araç ve yöntemler
- Tehlikeli şeyler: Patlayıcı madde depoları, silahlar, elektrik ve doğalgaz hatları, nükleer tesisler gibi tehlike kaynaklarından doğan zararlar.
- Tehlikeli yöntemler: Örneğin koruma altındaki kişilere (ruh sağlığı yerinde olmayan, tutuklu veya hükümlü) açık rejim veya izin uygulanması gibi yöntemlerin üçüncü kişilere verdiği zararlar.
- Tehlikeli komşuluk: Kamu tesislerinin (cephanelik, askerî atış alanı, havaalanı) çevresinde oturanların uğradığı ve olağan komşuluk külfetini aşan zararlar.
Mesleki risk
Kamu görevlilerinin görevlerini yaparken, görevin doğasındaki tehlike nedeniyle uğradıkları zararlar (iş kazası, görev sırasında yaralanma veya ölüm) mesleki risk ilkesi kapsamında idare tarafından karşılanır. Sosyal güvenlik mevzuatına göre yapılan ödemelerle karşılanmayan zararlar için bu ilke işlevseldir. Gönüllü olarak kamu hizmetine yardım eden kişilerin (ör. yangın söndürmeye katılan vatandaş) uğradıkları zararlar da bu kapsamda değerlendirilir.
Fedakârlığın denkleştirilmesi (kamu külfetleri önünde eşitlik)
Bu ilkeye göre idare, kamu yararı için hukuka uygun bir işlem veya faaliyet yürütürken bazı kişilere, toplumun diğer üyelerinin katlanmadığı özel ve olağandışı bir külfet yüklerse, bu külfetin karşılığını ödemelidir. Kamu yararından herkes yararlanırken bedelini yalnızca birkaç kişinin ödemesi eşitlik ilkesiyle bağdaşmaz.
İlkenin uygulanması için zararın şu iki niteliği taşıması gerekir:
- Özel zarar: Zarar herkesi değil, belirli bir kişiyi veya sınırlı bir grubu etkilemelidir. Toplumun genelinin katlandığı külfetler (ör. genel vergi artışları) tazmin edilmez.
- Olağandışı (anormal) zarar: Zarar, toplum hayatında herkesin katlanması beklenen olağan külfetlerin ötesinde, belirli bir ağırlığa ulaşmalıdır.
Uygulamadaki tipik örnekler:
- Kamu yararı gerekçesiyle bir yolun uzun süre trafiğe kapatılması nedeniyle bu yol üzerindeki işyerlerinin olağandışı gelir kaybı.
- Kamu sağlığını korumak amacıyla hukuka uygun olarak verilen bir karar (ör. salgın nedeniyle belirli bir bölgedeki hayvanların itlafı) nedeniyle yalnızca o bölgedeki üreticilerin uğradığı ağır ekonomik kayıp.
- Kamu yararı için yapılan bir yatırımın (ör. baraj, otoyol) yakın çevredeki taşınmazların kullanımını olağan ölçünün ötesinde güçleştirmesi.
Sosyal risk ilkesi
Sosyal risk ilkesi, Türk idari yargısının özellikle terör olayları nedeniyle geliştirdiği bir kuramdır. Buna göre bazı zararlar idarenin bir faaliyetinden değil, toplumdaki sosyal çatışma ve şiddet ortamından kaynaklanır; idarenin bunu önleyememesi bir kusura dayanmasa bile, toplumsal bir riskin bedelinin tek tek bireyler üzerinde bırakılmaması gerekir. Bu ilkede illiyet bağı, klasik anlamda idarenin faaliyeti ile zarar arasında değil, toplumsal olay ile zarar arasında kurulur.
Sosyal risk ilkesi öğretide eleştirilmiştir. Eleştirilerin özü, illiyet bağının gevşetilmesi ve sorumluluğun sınırlarının belirsizleşmesidir. Bu ilkenin yerine veya yanında, kanun koyucu bazı alanlarda özel düzenlemeler yapmıştır. Bunların en önemlisi 5233 sayılı Kanundur.
5233 sayılı Kanunun özellikleri şunlardır:
- Kapsam maddi zararlarla sınırlıdır; zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddi zararları sulhen karşılanır (m.2/1).
- Sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar; hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen zararlar, yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri ve terörle mücadele faaliyetleri nedeniyle mal varlığına ulaşamamaktan doğan maddi zararlardır (m.7).
- Devletçe başka bir şekilde karşılanan, mahkeme kararıyla veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı ya da dostane çözüm yoluyla karşılanan zararlar kapsam dışıdır (m.2/2).
- Zararın tespitinde zarar görenin kusur veya ihmali de dikkate alınır (m.8/1).
Kusursuz sorumluluğun sınırları
- Zorlayıcı neden (mücbir sebep): Dış kaynaklı, öngörülemez ve karşı konulamaz olay illiyet bağını keser; idare kusursuz sorumluluk esasına göre de sorumlu tutulamaz. Doğal afetlerde idarenin sorumluluğu ancak afete karşı alınması gereken önlemleri almamışsa, yani hizmet kusuru varsa doğar.
- Zarar görenin kusuru: Zarar tamamen zarar görenin kusurundan doğmuşsa idare sorumlu olmaz; kısmi katkı tazminattan indirim nedenidir.
- Beklenmeyen hal: Kusursuz sorumlulukta idareyi kurtarmaz. Faaliyetin iç alanından kaynaklanan, nedeni açıklanamayan olayların riskini idare taşır.
- Zararın niteliği: Zarar gerçek, kesin ve kişisel olmalıdır; fedakârlığın denkleştirilmesinde ayrıca özel ve olağandışı nitelik aranır.
| Neden | Hizmet kusuru | Kusursuz sorumluluk |
|---|---|---|
| Zorlayıcı neden | Kurtarır | Kurtarır |
| Beklenmeyen hal | Kusur yoksa kurtarabilir | Kurtarmaz |
| Zarar görenin kusuru | Kurtarır veya indirir | Kurtarır veya indirir |
Dava yolu
Kusursuz sorumluluğa dayalı tazminat istemleri de idari yargıda tam yargı davası ile ileri sürülür (İYUK m.2/1-b). Zarar idari bir eylemden doğmuşsa İYUK m.13 uyarınca öğrenmeden itibaren bir yıl, her halde eylemden itibaren beş yıl içinde idareye başvurulması ve ret üzerine (veya 30 günlük sürenin cevapsız geçmesi halinde) dava açılması gerekir. Hakim, davacı yalnızca hizmet kusuruna dayansa bile, olayın niteliğine göre sorumluluğu kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırabilir; sorumluluğun hukuki nitelendirmesi hakime aittir.
Özet
- Kusursuz sorumluluk, idarenin kusuru bulunmadığı halde zarardan sorumlu tutulmasıdır; hizmet kusuru yoksa ikincil olarak uygulanır. AY m.125/son kusur şartı aramaz.
- Risk ilkesi: tehlikeli şeyler, tehlikeli yöntemler, tehlikeli komşuluk ve mesleki risk.
- Fedakârlığın denkleştirilmesi: hukuka uygun faaliyetten doğan özel ve olağandışı zarar tazmin edilir; kamu külfetleri önünde eşitlik ilkesine dayanır.
- Sosyal risk: toplumsal şiddet olaylarından doğan zararlar; illiyet toplumsal olay ile zarar arasında kurulur; öğretide eleştirilir.
- 5233 sayılı Kanun: terör veya terörle mücadele nedeniyle uğranılan maddi zararların sulhen karşılanması.
- Zorlayıcı neden ve zarar görenin kusuru illiyeti keser; beklenmeyen hal kusursuz sorumlulukta idareyi kurtarmaz.
- Dava yolu tam yargı davasıdır; eylemlerde İYUK m.13’teki ön başvuru zorunludur.