Hukuk ve ahlak, insan davranışını düzenleyen iki temel normatif düzendir. İkisi de “nasıl davranmalıyız?” sorusuna cevap verir ve içerikleri çoğu zaman örtüşür: öldürmemek, hırsızlık yapmamak, sözünü tutmak hem ahlaki hem hukuki birer gerekliliktir. Buna rağmen iki düzen kaynak, yaptırım ve konu bakımından ayrılır. Hukuk felsefesinin temel tartışmalarından biri, bu ayrımın nerede çizileceği ve devletin ahlakı hukuk yoluyla dayatıp dayatamayacağıdır.
Hukuk ile ahlakı ayırma ölçütleri
Tarih boyunca iki düzeni ayırmak için çeşitli ölçütler önerilmiştir. Bunların hiçbiri tek başına kesin değildir; ancak birlikte değerlendirildiğinde farkı ortaya koyar.
İç–dış ölçütü (Thomasius)
Christian Thomasius’a göre ahlak insanın iç dünyasıyla (niyet, vicdan, düşünce), hukuk ise dış davranışlarıyla ilgilidir. Hukuk dışa yansımayan düşünceyi düzenlemez; ahlak ise kötü niyetin kendisini de değerlendirir.
Bu ölçüt eleştirilmiştir: hukuk da iç dünyayla ilgilenir. Ceza hukukunda kast ve taksir, özel hukukta iyiniyet ve irade bozuklukları kişinin iç durumuna bağlanmış sonuçlardır. Ancak hukuk iç dünyayı yalnızca dış davranışa yansıdığı ölçüde dikkate alır.
Legalite–moralite ve özerklik ölçütü (Kant)
Immanuel Kant, davranışın kurala dıştan uygunluğu (legalite) ile kurala ödev duygusuyla, yani doğru olduğu için uyulması (moralite) arasında ayrım yapar. Hukuk legaliteyle yetinir; kişi cezadan korktuğu için de olsa kurala uyduysa hukuk tatmin olur. Ahlaki değer ise ancak ödev bilinciyle yapılan davranışta ortaya çıkar.
Kaynak bakımından ahlak özerktir (otonom): kişi ahlak kuralını kendi aklıyla kendisine koyar. Hukuk ise yaderktir (heteronom): kural kişiye dışarıdan, devlet tarafından konulur.
Yaptırım ölçütü
Hukuk kurallarının yaptırımı maddi, örgütlü ve devlet gücüne dayalıdır (ceza, tazminat, cebri icra, hükümsüzlük). Ahlak kurallarının yaptırımı ise iç (vicdan azabı, pişmanlık) veya örgütsüz toplumsal (kınama, dışlanma) niteliktedir.
İki yanlılık–tek yanlılık
Hukuk kuralları genellikle karşılıklıdır: birinin yükümlülüğü karşısında başkasının talep hakkı vardır. Ahlak kurallarının çoğu ise kişiye karşı tarafa bir talep hakkı tanımadan ödev yükler; örneğin yardım etme ahlaki ödevi, yardım bekleyene dava hakkı vermez.
| Ölçüt | Hukuk | Ahlak |
|---|---|---|
| Düzenleme alanı | Dış davranış (iç dünya yansıdığı ölçüde) | İç dünya ve davranış |
| Uygunluk türü | Legalite (dış uygunluk yeterli) | Moralite (ödev bilinci) |
| Kaynak | Yaderk (devlet koyar) | Özerk (vicdan, akıl) |
| Yaptırım | Maddi, örgütlü, devlet gücüyle | İç (vicdan) veya örgütsüz toplumsal |
| Yapı | Çoğunlukla iki yanlı (hak–borç) | Çoğunlukla tek yanlı (ödev) |
| Belirlilik | Yazılı, açık, usulle konulmuş | Genellikle yazısız, kişiden kişiye değişebilir |
İki düzen arasındaki ilişki
Etik asgari tezi
Georg Jellinek’e atfedilen görüşe göre hukuk, ahlakın asgari içeriğidir (etik asgari): toplumsal yaşamın sürdürülebilmesi için zorunlu olan ahlaki kurallar hukuka dönüştürülerek devlet yaptırımıyla korunur. Bu görüşe göre hukuk, ahlakın içinde daha küçük bir dairedir.
Ancak tez her durumu açıklamaz:
- Ahlaken nötr birçok hukuk kuralı vardır: trafikte sağdan gitme, bir dilekçenin süresi, tescil şekli gibi teknik kurallar ahlaki bir içerik taşımaz.
- Bazen hukuk ahlakla çatışabilir; örneğin zamanaşımı, haklı bir alacağın dava yoluyla istenmesini engeller.
Ahlakın hukuka etkisi
Ahlak hukuku birçok yoldan etkiler: kanun koyucuya ilham verir, genel hükümlerin (dürüstlük kuralı, genel ahlak, hakkaniyet) içini doldurur ve hâkimin takdir yetkisini yönlendirir. Hukuk da zamanla ahlakı etkileyebilir; belirli bir davranışı uzun süre yasaklamak, toplumun ahlaki değerlendirmesini de dönüştürebilir.
Doğal hukuk ve pozitivizm açısından
Doğal hukukçular için ahlak, hukukun geçerliliğinin en azından uç durumlarda bir şartıdır (bkz. Radbruch formülü). Pozitivistler ise hukuk ile ahlak arasında zorunlu bir bağ bulunmadığını savunur; ahlaka aykırı bir kural da geçerli hukuk olabilir, ancak ahlaken eleştirilebilir ve itaat edilmemesi ahlaken haklı görülebilir.
Olası dört ilişki
Bir davranış bakımından hukuk ile ahlak dört farklı biçimde ilişkilenebilir:
| Ahlaka uygun | Ahlaka aykırı | |
|---|---|---|
| Hukuka uygun | Borcunu vadesinde ödemek | Zamanaşımı def’iyle haklı bir borcu ödememek |
| Hukuka aykırı | Vicdani sebeplerle hukuk kuralına uymamak (sivil itaatsizlik tartışması) | Hırsızlık, dolandırıcılık |
Tablonun çapraz hücreleri, hukuk ile ahlakın her zaman örtüşmediğini ve iki düzenin bağımsız değerlendirme ölçütleri olduğunu gösterir.
Hukuk ahlakı dayatabilir mi? Hart–Devlin tartışması
İngiltere’de eşcinsel ilişkilerin ve fuhuşun suç olmaktan çıkarılmasını öneren 1957 tarihli Wolfenden Raporu, hukuk ile ahlak arasındaki ilişkiye dair ünlü bir tartışmayı başlatmıştır.
- Lord Patrick Devlin, toplumun ortak bir ahlak anlayışıyla bir arada durduğunu, bu ortak ahlakı tehdit eden davranışların, kimseye doğrudan zarar vermese bile, hukukla yasaklanabileceğini savunmuştur. Ölçüt, sıradan makul insanın yoğun tepkisidir.
- H. L. A. Hart, Law, Liberty and Morality (1963) adlı eserinde bu görüşe karşı çıkmıştır. Hart, John Stuart Mill’in Özgürlük Üzerine (1859) adlı eserindeki zarar ilkesini temel alır: devlet bireyin özgürlüğüne ancak başkalarına zarar verilmesini önlemek için müdahale edebilir. Yalnızca ahlaken onaylanmayan, fakat başkasına zarar vermeyen davranışların cezalandırılması (hukuki ahlakçılık) meşru değildir. Hart, kişinin kendisini korumak amacıyla sınırlı müdahaleleri (hukuki paternalizm) ise belirli koşullarda kabul eder.
| Devlin | Hart | |
|---|---|---|
| Temel ölçüt | Toplumun ortak ahlakının korunması | Başkasına zarar ilkesi |
| Özel alandaki ahlaka aykırı davranış | Yasaklanabilir | Yalnızca ahlaka aykırı diye yasaklanamaz |
| Dayandığı düşünce | Toplumsal bütünlük | Mill’in liberal özgürlük anlayışı |
Pozitif hukukta ahlak
Türk özel hukuku “ahlak” kavramına doğrudan hukuki sonuçlar bağlar. Bu hükümlerde kastedilen kişisel ahlak değil, toplumda geçerli olan genel ahlaktır; hâkim bunu kendi kişisel kanaatine göre değil, toplumun hâkim değer yargılarına göre belirler.
Ahlaka aykırı sözleşmeler
Bu hükümle ahlak, sözleşme özgürlüğünün sınırlarından biri hâline gelir. Hükümsüzlük kesindir; herkes ileri sürebilir ve hâkim kendiliğinden dikkate alır.
Ahlaka aykırı fiille zarar verme
Bu hüküm, hukuk kuralının boş bıraktığı alanda ahlakın doğrudan bir sorumluluk sebebi olabileceğini gösterir. Ancak ahlaka aykırı fiil için kast aranır; ihmal yeterli değildir.
Ahlaki ödevin yerine getirilmesi
Ahlaki ödev dava yoluyla istenemez; ancak kendiliğinden yerine getirilirse hukuk bu ifayı korur ve geri istemeye izin vermez. Bu, hukuk ile ahlak arasındaki geçiş bölgesini gösteren tipik bir örnektir.
Son olarak TMK m.2’deki dürüstlük kuralı, toplumda beklenen dürüst davranış ölçüsünü hukuki bir yükümlülük hâline getirir ve hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuki korumadan yoksun bırakır.
Özet
- Hukuk ve ahlak içerikte büyük ölçüde örtüşür; kaynak, yaptırım ve yapı bakımından ayrılır.
- Thomasius: ahlak iç dünya, hukuk dış davranış; hukuk iç dünyayı ancak dışa yansıdığı ölçüde dikkate alır.
- Kant: hukuk legaliteyle (dış uygunluk), ahlak moraliteyle (ödev bilinci) ilgilidir; ahlak özerk, hukuk yaderktir.
- Hukukun yaptırımı maddi, örgütlü ve devlet gücüne dayalı; ahlakınki iç veya örgütsüz toplumsaldır.
- Etik asgari tezi (Jellinek): hukuk ahlakın asgarisidir; ahlaken nötr teknik kurallar tezin sınırını gösterir.
- Hart–Devlin tartışması: Devlin ortak ahlakın hukukla korunmasını savunur; Hart, Mill’in zarar ilkesine dayanarak hukuki ahlakçılığı reddeder.
- TBK m.27 ahlaka aykırı sözleşmeyi kesin hükümsüz sayar; TBK m.49/2 ahlaka aykırı fiille kasten zarar vereni sorumlu tutar; TBK m.78/2 ahlaki ödevin ifasının geri istenemeyeceğini öngörür.