Hukuk sosyolojisi, hukuku normatif bir sistem olarak değil, toplumsal bir olgu olarak inceleyen disiplindir. Hukuk felsefesi “hukuk nedir ve ne olmalıdır?” diye sorarken, hukuk sosyolojisi “hukuk toplumda nasıl doğar, nasıl işler ve toplumu nasıl etkiler?” sorusunu sorar. Disiplinin kavramları, 18. yüzyıldan 20. yüzyılın başına kadar yazan birkaç düşünürün eserlerinde biçimlenmiştir; sınavlarda bu isimler ile temel kavramlarının eşleştirilmesi sıkça sorulur.
Hukuk sosyolojisinin konusu ve yöntemi
Hukuk sosyolojisi şu konularla ilgilenir: hukukun toplumsal kaynakları, hukuk kurallarının fiilen uygulanıp uygulanmadığı (etkililik), hukuk ile toplumsal değişme arasındaki ilişki, hukuk mesleği ve mahkemeler, hukuk bilinci. Yöntemi betimleyici ve açıklayıcıdır; değer yargısında bulunmak yerine gözlem, istatistik ve karşılaştırma kullanır.
Hukuk dogmatiği (pozitif hukuk bilimi) ile farkı şöyle özetlenebilir:
| Hukuk dogmatiği | Hukuk sosyolojisi | |
|---|---|---|
| Soru | Geçerli kural nedir, nasıl yorumlanır? | Kural toplumda nasıl işler, neden doğar? |
| Alan | Olması gereken (norm) | Olan (toplumsal olgu) |
| Yöntem | Yorum, sistematik | Gözlem, ampirik araştırma |
Öncüler
Montesquieu
Montesquieu, 1748’de yayımlanan Kanunların Ruhu Üzerine adlı eseriyle hukuk sosyolojisinin öncüsü sayılır. Montesquieu’ye göre kanunlar keyfî iradenin ürünü değildir; bir ülkenin iklimi, coğrafyası, nüfusu, dini, ekonomisi, gelenekleri ve yönetim biçimiyle bağlantılıdır. Kanunları bu etkenlerle ilişkisi içinde incelemek gerektiğini savunması, hukuku toplumsal koşullarla açıklayan yaklaşımın başlangıcıdır. Aynı eser, kuvvetler ayrılığı düşüncesinin klasik kaynağı olarak da bilinir.
Henry Sumner Maine
Henry Sumner Maine, 1861 tarihli Eski Hukuk (Ancient Law) adlı eserinde hukukun tarihsel gelişimini karşılaştırmalı olarak incelemiştir. Ünlü tezi, ilerleyen toplumların hareketinin statüden sözleşmeye doğru olduğudur: geleneksel toplumlarda kişinin hak ve yükümlülükleri aile ve doğumla belirlenen konumuna (statü) bağlıyken, modern toplumlarda bu ilişkiler giderek bireylerin serbest iradesiyle kurulan sözleşmelere dayanır.
Karl Marx
Karl Marx, hukuku toplumun ekonomik altyapısı (üretim ilişkileri) üzerinde yükselen bir üstyapı kurumu olarak görür. Hukuk, egemen sınıfın çıkarlarını genel çıkar gibi gösteren ve mevcut mülkiyet ilişkilerini koruyan bir araçtır. Marx’a göre sınıfsız toplumda devlet ve hukuk zamanla gereksizleşecektir. Marx sistemli bir hukuk sosyolojisi yazmamıştır; ancak hukuku ekonomik ilişkilerle açıklayan yaklaşım sonraki eleştirel çalışmaları derinden etkilemiştir.
Émile Durkheim
Émile Durkheim, 1893 tarihli Toplumsal İşbölümü Üzerine adlı eserinde hukuku, toplumsal dayanışma türünün gözlemlenebilir göstergesi olarak kullanmıştır. Durkheim’a göre dayanışma doğrudan ölçülemez; ancak hukukun türü incelenerek toplumun nasıl bir arada durduğu anlaşılabilir.
| Mekanik dayanışma | Organik dayanışma | |
|---|---|---|
| Toplum tipi | Basit, geleneksel, işbölümü az | Karmaşık, modern, işbölümü gelişmiş |
| Bağın kaynağı | Benzerlik; ortak inanç ve duygular (kolektif bilinç güçlü) | Farklılık ve karşılıklı bağımlılık (kolektif bilinç zayıflamış) |
| Hâkim hukuk türü | Baskıcı (cezalandırıcı) hukuk – ceza hukuku | İade edici (onarıcı) hukuk – medeni, ticaret, idare, usul hukuku |
| Yaptırımın amacı | Kolektif bilinci incitene acı çektirmek, toplumsal tepki | Bozulan durumu eski hâline getirmek |
Durkheim’a göre suç, toplumun kolektif bilincini inciten davranıştır; ceza ise bu bilinci yeniden pekiştirir. Toplumlar geliştikçe ve işbölümü arttıkça cezalandırıcı hukukun payı azalır, onarıcı hukukun payı artar.
Pozitif hukukta bu ayrımın karşılığı kolayca görülebilir: ceza hukuku baskıcı yaptırımın, haksız fiil sorumluluğu ise onarıcı yaptırımın tipik örneğidir.
Max Weber
Max Weber’in hukuk sosyolojisi, ölümünden sonra yayımlanan Ekonomi ve Toplum adlı eserinde yer alır. Weber’in temel ilgisi, Batı’da hukukun nasıl ussallaştığı (rasyonelleştiği) ve bunun kapitalizmin gelişimiyle ilişkisidir.
Hukuk tipleri
Weber, hukuk yaratma ve hukuk bulma süreçlerini iki ölçüte göre sınıflandırır: süreç biçimsel midir (yalnız hukuk sisteminin kendi iç ölçütlerine mi bağlıdır) yoksa maddi midir (etik, siyasi, dini değerler gibi dış ölçütlere mi dayanır); ve süreç ussal mıdır (genel kurallarla öngörülebilir mi) yoksa ussal olmayan mı?
| Ussal olmayan | Ussal | |
|---|---|---|
| Biçimsel | Kehanet, yemin, ordali gibi akılla denetlenemeyen yöntemler | Soyut ve genel kurallardan mantıksal çıkarım; sistemli hukuk (modern kıta Avrupası hukuku) |
| Maddi | Somut olayda duygusal, siyasi veya etik değerlendirmeye dayanan karar (Weber’in “kadı adaleti” diye nitelediği tip) | Dini veya ideolojik genel ilkelere dayanan ama hukuk dışı ölçütlü düzen |
Weber’e göre modern Batı hukukunu ayırt eden özellik biçimsel-ussal niteliğidir; bu nitelik hukuki öngörülebilirlik sağlar ve kapitalist ekonominin ihtiyaç duyduğu hesaplanabilirliği mümkün kılar.
Meşru otorite (egemenlik) tipleri
| Otorite tipi | Meşruiyetin dayanağı | Tipik örnek |
|---|---|---|
| Geleneksel | Eskiden beri süregelen düzenin kutsallığı | Hanedan yönetimi, ataerkil düzen |
| Karizmatik | Liderin olağanüstü kişisel nitelikleri | Peygamber, devrim önderi |
| Yasal-ussal | Usulüne uygun konulmuş genel ve soyut kurallara inanç | Modern devlet ve bürokrasi |
Yasal-ussal otoritenin en saf örgütlenme biçimi bürokrasidir: yetkilerin kurallarla belirlenmesi, hiyerarşi, yazılılık, uzmanlık ve kişisel olmayan işleyiş.
Eugen Ehrlich
Eugen Ehrlich, 1913 tarihli Hukuk Sosyolojisinin Temelleri adlı eseriyle disiplinin kurucularından kabul edilir. Ehrlich’e göre hukuk gelişiminin ağırlık merkezi ne kanun koymada, ne hukuk biliminde, ne de yargı kararlarındadır; toplumun kendisindedir.
Ehrlich’in en bilinen kavramı yaşayan hukuktur: devletin koyduğu kurallardan bağımsız olarak, toplumsal birlikler (aile, köy, ticari topluluklar, dernekler) içinde fiilen uyulan ve gündelik yaşamı yöneten kurallar. Ehrlich, Bukovina bölgesindeki farklı etnik toplulukların resmî kanunlardan çok kendi geleneksel kurallarına göre yaşadığını gözlemlemiş ve hukukun asıl kaynağının bu toplumsal birliklerin iç düzeni olduğunu savunmuştur.
Ehrlich üç tür hukuk ayırt eder:
- Toplumsal birliklerin hukuku (yaşayan hukuk): birliklerin iç düzenini belirleyen kurallar;
- Hukukçular hukuku (karar normları): mahkemelerin uyuşmazlık çözümünde kullandığı kurallar;
- Devlet hukuku: devletin koyduğu ve devlet organlarınca uygulanan kurallar.
Yaşayan hukuk düşüncesinin Türk pozitif hukukundaki en açık karşılığı, örf ve âdet hukukunun yazılı kanundan sonra gelen bir hukuk kaynağı olarak tanınmasıdır:
Diğer önemli isimler
- Roscoe Pound: Sosyolojik hukuk bilimi; kitaplardaki hukuk ile işleyen hukuk ayrımı; hukukun çatışan toplumsal menfaatleri dengeleyen bir toplum mühendisliği aracı olması.
- Georges Gurvitch: Devlet hukuku dışında toplumsal grupların kendiliğinden ürettiği “sosyal hukuk” ve hukuki çoğulculuk.
- Theodor Geiger: Hukukun etkililiğini ve toplumsal düzen ile hukuk arasındaki ilişkiyi ampirik açıdan incelemiştir.
- Niklas Luhmann: Sistem kuramı; hukuku kendi öğelerini kendisi üreten (otopoietik) bir toplumsal alt sistem olarak görür. Hukuk sistemi “hukuka uygun / hukuka aykırı” ikili koduyla işler ve normatif beklentileri hayal kırıklığına karşı istikrara kavuşturur.
Kurucu isimler – kavram eşleştirmesi
| Düşünür | Temel kavram / tez | Eser |
|---|---|---|
| Montesquieu | Kanunların toplumsal ve doğal koşullarla ilişkisi | Kanunların Ruhu Üzerine (1748) |
| Maine | Statüden sözleşmeye | Eski Hukuk (1861) |
| Marx | Hukuk üstyapıdır | — |
| Durkheim | Mekanik/organik dayanışma; baskıcı/onarıcı hukuk | Toplumsal İşbölümü Üzerine (1893) |
| Weber | Biçimsel-ussal hukuk; geleneksel, karizmatik, yasal-ussal otorite | Ekonomi ve Toplum |
| Ehrlich | Yaşayan hukuk; ağırlık merkezi toplumdadır | Hukuk Sosyolojisinin Temelleri (1913) |
| Pound | Toplum mühendisliği; kitaplardaki ve işleyen hukuk | — |
| Luhmann | Otopoietik hukuk sistemi | — |
Özet
- Hukuk sosyolojisi hukuku toplumsal bir olgu olarak, gözlem ve ampirik yöntemlerle inceler.
- Montesquieu kanunları iklim, coğrafya, din ve ekonomi gibi koşullarla açıklamıştır; Maine toplumların statüden sözleşmeye geçtiğini savunmuştur.
- Marx’a göre hukuk ekonomik altyapı üzerinde yükselen ve egemen sınıfa hizmet eden bir üstyapıdır.
- Durkheim: mekanik dayanışma benzerliğe ve cezalandırıcı hukuka, organik dayanışma işbölümüne ve onarıcı hukuka dayanır.
- Weber: modern Batı hukuku biçimsel-ussaldır; otorite geleneksel, karizmatik ve yasal-ussal olarak üçe ayrılır; bürokrasi yasal-ussal otoritenin örgütlenmesidir.
- Ehrlich: hukukun ağırlık merkezi toplumdadır; toplumsal birliklerde fiilen uyulan kurallar “yaşayan hukuk”tur.
- Pound toplum mühendisliğini, Luhmann otopoietik hukuk sistemini öne çıkarır.
- TMK m.1/2’nin örf ve âdet hukukunu tanıması, toplumda kendiliğinden oluşan hukukun pozitif hukuktaki yansımasıdır.