İfa imkânsızlığı, borcun konusu olan edimin artık hiç kimse tarafından ya da borçlu tarafından yerine getirilemeyecek hâle gelmesidir. İmkânsızlığın ne zaman ortaya çıktığı (sözleşmeden önce mi sonra mı) ve borçlunun bundan sorumlu olup olmadığı, sonuçları tamamen değiştirir: Kimi zaman sözleşme hiç doğmamış sayılır, kimi zaman borç kendiliğinden sona erer, kimi zaman da borçlu tazminat ödemek zorunda kalır. TBK’da konu tek bir yerde değil, m.27, m.112 ve m.136–137 arasında dağınık biçimde düzenlenmiştir.
İmkânsızlığın türleri
Zaman bakımından: başlangıçtaki ve sonraki imkânsızlık
- Başlangıçtaki imkânsızlık: Edim, sözleşme kurulduğu anda zaten imkânsızdır. Objektif (herkes için) başlangıç imkânsızlığında sözleşme kesin olarak hükümsüzdür (TBK m.27/1).
- Sonraki imkânsızlık: Sözleşme geçerli biçimde kurulduktan sonra edim imkânsızlaşır. Bu durumda sözleşme geçerliliğini korur; sonuç, borçlunun imkânsızlıktan sorumlu olup olmamasına göre belirlenir (TBK m.112 veya m.136).
Başlangıç imkânsızlığı sözleşmenin yalnızca bir bölümünü etkiliyorsa TBK m.27/2 devreye girer: Hükümsüzlük kural olarak o kısımla sınırlı kalır, diğer hükümler ayakta kalır. Ancak imkânsız kısım olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa sözleşmenin tamamı kesin hükümsüz olur. Örneğin bir paket tur sözleşmesinde sözleşme tarihinden önce kapatılmış bir müzeye yapılacak ziyaret, turun asıl amacı değilse yalnızca o edimi hükümsüz kılar; tur tamamen o müze için düzenlenmişse sözleşmenin tümü hükümsüz olur.
Başlangıç imkânsızlığının kesin hükümsüzlük doğurmasının pratik sonucu şudur: Taraflar sözleşmeye dayanarak ifa ya da müspet zarar isteyemez; verilmiş edimler sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenir. İmkânsızlığı bilen veya bilmesi gereken tarafın, sözleşmenin geçerliliğine güvenen karşı tarafa karşı sözleşme görüşmelerindeki özen yükümlülüğüne aykırılık (culpa in contrahendo) nedeniyle olumsuz zarardan sorumlu tutulabileceği öğretide kabul edilir.
Kapsam bakımından: objektif ve sübjektif imkânsızlık
Objektif imkânsızlıkta edimi kimse yerine getiremez (satılan tek tablonun yanması). Sübjektif imkânsızlıkta (yetersizlik) edim başkası tarafından yapılabilir ama borçlu yapamaz (satılan mal üçüncü kişiye devredilmiş ve geri alınması mümkün değilse). Öğretide baskın görüş, başlangıçtaki sübjektif imkânsızlığın sözleşmeyi hükümsüz kılmadığını, borçlunun ifa edememesi nedeniyle borca aykırılık hükümlerine göre sorumlu olacağını kabul eder.
Diğer ayrımlar
- Fiilî (maddi) imkânsızlık: Şeyin yok olması, ölüm, hastalık gibi.
- Hukuki imkânsızlık: Edimin sonradan çıkan bir yasakla yapılamaz hâle gelmesi (ihracat yasağı, kamulaştırma).
- Ekonomik imkânsızlık: Edim fiilen mümkün olsa da dürüstlük kuralına göre borçludan beklenemeyecek ölçüde güçleşmiştir. Bu hâl, TBK m.138’deki aşırı ifa güçlüğü kapsamında ele alınır.
- Tam ve kısmi imkânsızlık: Edimin tamamının ya da bir bölümünün imkânsızlaşması.
- Sürekli ve geçici imkânsızlık: Geçici engelde (örneğin kısa süreli liman kapanması) kural olarak temerrüt hükümleri uygulanır; ancak geçici engel ifayı alacaklı için anlamsız kılacak kadar uzunsa sürekli imkânsızlık gibi değerlendirilir.
Borçlunun sorumlu tutulamayacağı sonraki imkânsızlık
Borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebepler; beklenmedik hâl, mücbir sebep, üçüncü kişinin fiili ya da alacaklının fiili gibi borçlunun kusuruna dayanmayan olaylardır. Sonuçlar şöyledir:
- Borç kendiliğinden sona erer (TBK m.136/1). Ayrıca bir irade beyanına gerek yoktur; borçlu tazminat da ödemez.
- Karşılıklı sözleşmede karşı edim düşer: Borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri verir ve henüz kendisine ifa edilmemiş edimi isteme hakkını kaybeder (TBK m.136/2). Bu, hasarın kural olarak borçluda (edim borçlusunda) kaldığını gösterir.
- İstisna – hasarın alacaklıya geçtiği hâller: Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletildiği durumlarda borçlu karşı edimi isteyebilir (TBK m.136/2 son cümle). Satış sözleşmesine ilişkin özel hasar kuralları bu istisnaya örnektir.
- Bildirim ve zararı önleme yükü: Borçlu, imkânsızlığı alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür (TBK m.136/3).
Kısmi imkânsızlık
TBK m.137’ye göre borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle kısmen imkânsızlaşırsa borçlu yalnızca imkânsızlaşan kısımdan kurtulur. Ancak kısmi imkânsızlık önceden öngörülseydi tarafların böyle bir sözleşme yapmayacakları açıkça anlaşılıyorsa borcun tamamı sona erer.
Karşılıklı sözleşmelerde alacaklı kısmi ifaya razı olursa karşı edim de o oranda ifa edilir. Alacaklı razı olmazsa veya karşı edim bölünemiyorsa tam imkânsızlık hükümleri uygulanır (TBK m.137/2).
Borçlunun sorumlu olduğu (kusurlu) sonraki imkânsızlık
İmkânsızlık borçlunun kusuruna dayanıyorsa borç sona ermez; ifa borcu tazminat borcuna dönüşür.
Kusur karine olarak kabul edilir; borçlu kusursuzluğunu ispat etmek zorundadır. Kusursuzluğu ispat edilirse durum TBK m.136’ya kayar. Kusurlu imkânsızlıkta alacaklı kural olarak olumlu (müspet) zararını ister. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde öğretide baskın görüş, alacaklının kendi edimini ifa ederek olumlu zararın tamamını isteyebileceğini ya da TBK m.125’teki seçimlik hakların kıyasen uygulanmasıyla sözleşmeden dönerek kendi ediminden kurtulup olumsuz zararını isteyebileceğini kabul eder. Bu durumda TBK m.124 uyarınca süre verilmesine gerek yoktur; çünkü imkânsızlaşmış edim için süre vermek etkisizdir.
Temerrüt sırasında gerçekleşen beklenmedik hâl sebebiyle imkânsızlıkta ise TBK m.119 uygulanır: Temerrütteki borçlu, kusursuzluğunu veya zamanında ifada da zararın doğacağını ispat edemedikçe sorumludur.
| Karşılaştırma | Kusursuz sonraki imkânsızlık (TBK m.136) | Kusurlu sonraki imkânsızlık (TBK m.112) |
|---|---|---|
| Borcun akıbeti | Kendiliğinden sona erer | Tazminat borcuna dönüşür |
| Karşı edim | İstenemez; alınmışsa sebepsiz zenginleşmeye göre iade | Alacaklının seçimine göre ifa edilir veya dönme ile düşer |
| Tazminat | Yok (yalnızca bildirim ve önlem ihmali hâlinde m.136/3 zararı) | Olumlu zarar (dönmede olumsuz zarar) |
| İspat | Borçlu, imkânsızlığın kendisinden kaynaklanmadığını ileri sürer | Borçlu kusursuzluğunu ispat etmedikçe sorumlu |
Aşırı ifa güçlüğünden farkı
TBK m.138’deki aşırı ifa güçlüğünde edim imkânsız değildir; sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan, öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, ifayı borçlu aleyhine dürüstlük kuralına aykırı düşecek derecede ağırlaştırmıştır. Sonuç da farklıdır: Borç kendiliğinden sona ermez; borçlu hâkimden uyarlama, bu mümkün değilse dönme, sürekli edimli sözleşmelerde kural olarak fesih ister. Bu hüküm yabancı para borçlarında da uygulanır (TBK m.138/2).
Özet
- Objektif başlangıç imkânsızlığında sözleşme kesin hükümsüzdür (TBK m.27/1); sübjektif başlangıç imkânsızlığı baskın görüşe göre borca aykırılık sorunudur.
- Borçlunun sorumlu tutulamayacağı sonraki imkânsızlıkta borç kendiliğinden sona erer (TBK m.136/1).
- Karşılıklı sözleşmede karşı edim de düşer; alınan edim sebepsiz zenginleşmeye göre iade edilir; hasarın alacaklıya yükletildiği hâller istisnadır (TBK m.136/2).
- Borçlu imkânsızlığı gecikmeksizin bildirmek ve zararı önlemek zorundadır (TBK m.136/3).
- Kısmi imkânsızlıkta borçlu yalnızca imkânsızlaşan kısımdan kurtulur; alacaklı razı olmazsa tam imkânsızlık hükümleri uygulanır (TBK m.137).
- Kusurlu imkânsızlıkta borç tazminat borcuna dönüşür; kusur karinesi borçlu aleyhinedir (TBK m.112).
- Çeşit borcunda ve para borcunda kural olarak imkânsızlık doğmaz.
- Aşırı ifa güçlüğü imkânsızlık değildir; uyarlama, dönme veya fesih sonucunu doğurur (TBK m.138).