Borçlunun temerrüdü, ifası hâlâ mümkün olan muaccel bir borcun zamanında ifa edilmemesidir. Borca aykırılığın en sık görülen türüdür ve sınavlarda hem koşulları hem de karşılıklı sözleşmelerde alacaklıya tanınan seçimlik haklar bakımından ayrıntılı biçimde sorulur. Konu TBK m.117–126 arasında düzenlenmiştir; temerrüt faizinin oranı ise ayrıca özel mevzuata bağlanmıştır.
Temerrüdün koşulları
1. Borcun muaccel olması
Alacaklının ifayı isteyebilmesi için borcun muaccel olması gerekir (TBK m.90). Henüz vadesi gelmemiş bir borç için yapılan ihtar sonuç doğurmaz. Öğretide, ihtarın muacceliyetle birlikte (aynı anda) yapılabileceği kabul edilir; örneğin süresiz bir ödünç ilişkisinde borcu muaccel kılan bildirim aynı zamanda ihtar niteliği taşıyabilir.
2. İhtar
İhtar, alacaklının borçluya ifayı istediğini açıkça bildiren, varması gerekli tek taraflı bir irade beyanıdır. Kanun bir şekil öngörmemiştir; sözlü ihtar da geçerlidir, ancak ispat kolaylığı için noter, iadeli taahhütlü mektup veya kayıtlı elektronik posta gibi yollar tercih edilir. Dava açılması ve icra takibine girişilmesi de yerleşik görüşe göre ihtar hükmündedir.
3. İhtarın gerekmediği hâller
TBK m.117/2, ihtar aranmaksızın temerrüdün gerçekleştiği hâlleri sayar:
| Hâl | Temerrüt anı |
|---|---|
| İfa günü taraflarca birlikte belirlenmişse (kesin vade) | Belirlenen günün geçmesiyle |
| İfa günü, sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak usulüne uygun bildirimle belirlenmişse | Bildirilen günün geçmesiyle |
| Haksız fiil | Fiilin işlendiği tarihte |
| Sebepsiz zenginleşme | Zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte; zenginleşen iyiniyetli ise bildirim şarttır |
“Belirli gün” ifadesi, takvim üzerinde kesin olarak saptanabilen bir günü anlatır (“15 Mart 2027”, “sözleşmeden itibaren 30 gün”). “Mümkün olan en kısa sürede”, “işler açılınca” gibi belirsiz ifadeler kesin vade oluşturmaz; bu durumda ihtar gerekir.
4. İfanın hâlâ mümkün olması
Temerrüt, gecikmiş ama hâlâ yapılabilir ifayı varsayar. İfa imkânsızlaşmışsa temerrüt değil, imkânsızlık hükümleri (TBK m.112, 136) gündeme gelir.
Kusur temerrüdün koşulu mudur?
Hayır. Borçlu kusursuz olsa da temerrüde düşer; kusur, temerrüdün bazı sonuçları (gecikme tazminatı, beklenmedik hâlden sorumluluk, aşkın zarar, dönmede menfi zarar) bakımından önem taşır. Bu sonuçlarda kusur karine olarak kabul edilir; kusursuzluğunu ispat yükü borçludadır. Temerrüt faizi ise kusura bağlı değildir.
Temerrüdün genel sonuçları
Gecikme tazminatı
Gecikme tazminatı, ifaya ek olarak istenir: alacaklı hem edimi hem de geç ifadan doğan zararı (örneğin teslim gecikmesi yüzünden kiralanan başka bir makinenin bedelini) talep eder.
Beklenmedik hâlden sorumluluk
Temerrüde düşen borçlu, beklenmedik hâl sebebiyle doğacak zarardan da sorumludur (TBK m.119/1). Borçlu bu ağırlaştırılmış sorumluluktan iki yolla kurtulabilir: temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ya da borcunu zamanında ifa etmiş olsaydı bile beklenmedik hâlin ifa konusu şeye zarar vereceğini ispat ederek (TBK m.119/2).
Temerrüt faizi
TBK m.120’ye göre temerrüt faizi oranı sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükteki mevzuata göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak temerrüt faizi, bu oranın yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz kararlaştırılmış, temerrüt faizi kararlaştırılmamış ve akdî faiz kanuni orandan yüksekse temerrüt faizi olarak akdî faiz oranı uygulanır (TBK m.120/3).
Para borcunda temerrüt faizi, alacaklının bir zarara uğradığını ispat etmesine gerek kalmadan ve borçlunun kusuru aranmadan işler. Özel durumlar:
- Faiz, irat veya bağışlanan para borcunda temerrüt faizi, icra takibine girişildiği veya dava açıldığı günden itibaren işler; buna aykırı anlaşmalar ceza koşulu hükümlerine tabidir (TBK m.121/1-2).
- Temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülemez (TBK m.121/3).
Aşkın zarar
Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramışsa, borçlu kusursuzluğunu ispat etmedikçe bu zararı da gidermekle yükümlüdür (TBK m.122/1). Bu zarar görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, hâkim davacının istemi üzerine esas hakkında karar verirken onun miktarına da hükmeder (TBK m.122/2). Örneğin kur farkı, yüksek maliyetli kredi kullanma zorunluluğu gibi zararlar aşkın zarar olarak ileri sürülebilir; ispat yükü alacaklıdadır.
Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde temerrüt
Süre verilmesi
Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri temerrüde düşerse diğeri, ifa için uygun bir süre verebilir veya hâkimden süre verilmesini isteyebilir (TBK m.123). Süre verilmesi, seçimlik hakların özellikle ifadan vazgeçme ve dönme hakkının kullanılabilmesi için kural olarak gereklidir.
TBK m.124’e göre süre verilmesine gerek olmayan üç durum şunlardır:
- Borçlunun durumundan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa (borçlu ifa etmeyeceğini açıkça bildirmiş, malı başkasına satmış gibi).
- Temerrüt sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa (düğün tarihinden sonra teslim edilecek gelinlik gibi).
- İfanın belirli bir zamanda veya süre içinde gerçekleşmemesi üzerine artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa (kesin vadeli işlem / sabit günlü sözleşme).
Seçimlik haklar
Verilen süre içinde ifa gerçekleşmezse veya süre verilmesine gerek yoksa alacaklı TBK m.125’e göre üç seçimlik haktan birini kullanır:
| Seçimlik hak | İçeriği | Zarar |
|---|---|---|
| 1. İfa + gecikme tazminatı | Sözleşme ayakta kalır, alacaklı aynen ifayı ister | Gecikme zararı |
| 2. İfadan vazgeçip olumlu zararın giderimi | Alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı hakkından vazgeçtiğini hemen bildirir; sözleşme ayakta kalır, edim yerine tazminat istenir | Olumlu (müspet) zarar: sözleşme gereği gibi ifa edilseydi alacaklının malvarlığının ulaşacağı durumla mevcut durum arasındaki fark |
| 3. Sözleşmeden dönme | Taraflar ifa yükümlülüğünden kurtulur, ifa edilenler geri istenir | Olumsuz (menfi) zarar: sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle uğranan zarar; borçlu kusursuzluğunu ispat ederse istenemez |
Birinci seçimlik hak “her zaman” vardır; ikinci ve üçüncü haklar için vazgeçme iradesinin hemen bildirilmesi gerekir (TBK m.125/2). Alacaklı bildirimi geciktirirse, ilk hakkı (ifa) seçmiş sayılabilir; bu sonuç dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilir.
Sürekli edimli sözleşmeler
İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde (kira, hizmet, abonelik gibi) geçmişe etkili dönme yerine fesih söz konusudur. Alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi sözleşmeyi feshederek sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir (TBK m.126). Fesih ileriye etkilidir; o ana kadar ifa edilmiş edimler iade edilmez.
Özet
- Muaccel borcun borçlusu ihtarla temerrüde düşer; belirli gün, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmede ihtar gerekmez (TBK m.117).
- Kusur temerrüdün koşulu değildir; sonuçlarda kusur karinesi işler.
- Gecikme tazminatı (TBK m.118) ve beklenmedik hâlden sorumluluk (TBK m.119) temerrüdün genel sonuçlarıdır.
- Sözleşmesel temerrüt faizi kanuni oranın yüzde yüz fazlasını aşamaz; temerrüt faizine faiz yürütülmez (TBK m.120–121).
- Faizi aşan zarar, borçlu kusursuzluğunu ispat etmedikçe istenebilir (TBK m.122).
- Karşılıklı sözleşmelerde uygun süre verilir; etkisizlik, yararsızlık ve kesin vadeli işlemde süre gerekmez (TBK m.123–124).
- Seçimlik haklar: ifa + gecikme tazminatı; ifadan vazgeçip olumlu zarar; dönme + olumsuz zarar (TBK m.125).
- İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde dönme yerine fesih ve erken sona erme zararı (TBK m.126).