Borç ilişkisinin tarafları zaman içinde değişebilir. Alacaklı alacağını bir başkasına devredebilir (alacağın devri / temlik), borçlunun yerini yeni bir borçlu alabilir (borcun üstlenilmesi) ya da bir sözleşmedeki taraf sıfatı bütün hak ve borçlarıyla birlikte başkasına geçebilir (sözleşmenin devri). Bu değişikliklerin hangi koşullarla ve kimin rızasıyla yapılabileceği, korunması gereken tarafa göre belirlenir: Alacak devrinde borçlunun, borç üstlenmesinde ise alacaklının çıkarı ön plandadır. Konu TBK m.183–206 arasında düzenlenmiştir.
Alacağın devri
Koşullar
Alacağın devri, devreden (eski alacaklı) ile devralan (yeni alacaklı) arasında yapılan bir tasarruf işlemidir; borçlunun rızası gerekmez. Çünkü borçlu bakımından kime ödeme yapacağı dışında bir değişiklik yoktur. Devrin engelleri üç gruptur:
- Kanun: Örneğin bakım alacaklısının hakkı devredilemez (TBK m.619/1); nafaka gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı bazı alacaklar da devredilemez.
- Sözleşme: Taraflar devir yasağı (pactum de non cedendo) kararlaştırabilir. Ancak borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış üçüncü kişiye karşı bu yasağı ileri süremez (TBK m.183/2).
- İşin niteliği: Edimin alacaklının kişiliğine göre belirlendiği hâllerde (örneğin belirli bir kişiye verilecek özel ders) devir mümkün değildir.
Şekil
Öğretide yazılı şeklin yalnızca devredenin imzasını gerektirdiği kabul edilir; çünkü borç altına giren değil, alacağından vazgeçen devredendir. Devir sözü (temlik vaadi) ise şekle tabi değildir. Kanun veya mahkeme kararıyla gerçekleşen devir (yasal veya yargısal devir) özel bir şekle ve önceki alacaklının rızasına gerek olmaksızın üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir (TBK m.185).
Borçlunun korunması
- İyiniyetle ifa: Devir kendisine bildirilmemiş borçlu, önceki alacaklıya; alacak birkaç kez devredilmişse önceki devralanlardan birine iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulur (TBK m.186). Bildirim devrin geçerlilik koşulu değildir; yalnızca borçlunun iyiniyetini ortadan kaldırır.
- Çekişmeli alacak: Alacağın kime ait olduğu çekişmeliyse borçlu ifadan kaçınabilir ve edimi hâkimin belirlediği yere tevdi ederek borçtan kurtulur (TBK m.187).
- Savunmalar: Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebilir (TBK m.188/1).
- Takas: Borçlu, devri öğrendiği anda muaccel olmayan alacağını, devredilen alacaktan önce veya onunla aynı anda muaccel olması koşuluyla takas edebilir (TBK m.188/2).
Devrin hükümleri
Devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar (rehin, kefalet gibi) devralana geçer; asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş sayılır (TBK m.189). Devreden, alacak senedini ve ispat belgelerini teslim etmek ve gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür (TBK m.190).
Garanti: Alacak bir edim karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücünü garanti etmiş olur. Karşılıksız devirde veya kanun gereği geçişte bu sorumluluk yoktur (TBK m.191). Garanti yükümlüsü devredenden; ödenen karşı edim faiziyle, devir giderleri, sonuçsuz tahsil girişimlerinin giderleri ve devreden kusursuzluğunu ispat etmedikçe diğer zararlar istenebilir (TBK m.193).
Borcun üstlenilmesi
Borcun üstlenilmesinde borçlu değiştiği için alacaklı korunur: Alacaklının, ödeme gücünü bilmediği bir kişiyi borçlu olarak kabule zorlanmaması gerekir. Bu nedenle kanun iki ayrı sözleşme öngörür.
İç üstlenme
İç üstlenme, borçlu ile üstlenen arasında yapılır. Üstlenen, borcu bizzat ifa ederek veya alacaklının rızasıyla borcu üstlenerek borçluyu borçtan kurtarma yükümlülüğü altına girer (TBK m.195/1). Bu sözleşme alacaklıya karşı bir etki doğurmaz; alacaklı yine eski borçluya başvurur. Borçlu, iç üstlenmeden doğan kendi borçlarını ifa etmedikçe üstlenenden ifa isteyemez; borçtan kurtarılmamışsa güvence isteyebilir (TBK m.195/2-3).
Dış üstlenme
Dış üstlenme, üstlenen ile alacaklı arasında yapılır ve eski borçluyu borçtan kurtarır (borcu nakleden üstlenme). Kanun şekil öngörmemiştir. İç üstlenmenin, üstlenen veya onun izniyle borçlu tarafından alacaklıya bildirilmesi, dış üstlenme önerisi sayılır. Alacaklının kabulü açık veya örtülü olabilir; çekincesiz olarak üstlenenin ifasını kabul etmesi ya da onun borçlu sıfatıyla yaptığı başka bir işleme rıza göstermesi kabul sayılır (TBK m.196/2-3).
Öneri alacaklı tarafından her zaman kabul edilebilir; ancak üstlenen veya önceki borçlu kabul için süre koyabilir ve alacaklı bu süre içinde susarsa öneri reddedilmiş sayılır (TBK m.197/1).
Sonuçlar
- Borçlunun kişiliğine özgü olanlar dışındaki bağlı haklar saklı kalır; ancak rehin veren üçüncü kişinin ve kefilin sorumluluğu, ancak borcun üstlenilmesine yazılı olarak rıza göstermeleri hâlinde devam eder (TBK m.198).
- Üstlenilen borca ilişkin savunmalar yeni borçluya geçer; ancak yeni borçlu, aksi anlaşılmadıkça önceki borçlunun kişisel savunmalarını ileri süremez. İç üstlenmeden kaynaklanan savunmaları da alacaklıya karşı ileri süremez (TBK m.199).
- Dış üstlenme sözleşmesi hükümsüz hâle gelirse iyiniyetli üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak üzere eski borç bütün bağlı borçlarıyla birlikte varlığını sürdürür (TBK m.200).
Borca katılma
Borca katılma, mevcut borca borçlunun yanında yer almak üzere katılan ile alacaklı arasında yapılan sözleşmedir. Eski borçlu borçtan kurtulmaz; katılan ile borçlu alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olur (TBK m.201). Kefaletten farkı, katılanın fer’i değil asli ve bağımsız bir borç altına girmesidir.
| Kurum | Taraflar | Eski borçlu |
|---|---|---|
| İç üstlenme | Borçlu – üstlenen | Alacaklıya karşı borçlu kalır |
| Dış üstlenme | Alacaklı – üstlenen | Borçtan kurtulur |
| Borca katılma | Alacaklı – katılan | Katılanla birlikte müteselsilen sorumlu |
Malvarlığı veya işletmenin devralınması ve sözleşmenin devri
Bir malvarlığını veya işletmeyi aktif ve pasifleriyle devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ilanla duyurduğu tarihten itibaren borçlardan sorumlu olur. Önceki borçlu da iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu kalır; süre muaccel borçlarda bildirim veya duyurudan, sonradan muaccel olacaklarda muacceliyet tarihinden işler. Bildirim veya ilan yapılmadıkça iki yıllık süre başlamaz (TBK m.202).
Sözleşmenin devri, devreden, devralan ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin taraf sıfatını bütün hak ve borçlarıyla devralana geçiren anlaşmadır. Kalan tarafın önceden izni veya sonradan onayıyla devreden ile devralan arasında da yapılabilir. Geçerliliği devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır (TBK m.205).
Özet
- Alacaklı, kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacağını borçlunun rızası olmadan devredebilir (TBK m.183).
- Devir yazılı şekle tabidir; devir sözü şekle bağlı değildir (TBK m.184).
- Devirden habersiz borçlunun eski alacaklıya iyiniyetle ifası onu borçtan kurtarır (TBK m.186); borçlu savunmalarını devralana karşı da ileri sürer (TBK m.188).
- Bağlı haklar ve işlemiş faizler devralana geçer (TBK m.189); ivazlı devirde devreden alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücünü garanti eder (TBK m.191).
- İç üstlenme borçlu ile üstlenen arasındadır ve alacaklıyı bağlamaz; dış üstlenme alacaklı ile üstlenen arasındadır ve eski borçluyu kurtarır (TBK m.195–196).
- Kefil ve rehin veren üçüncü kişi, üstlenmeye yazılı rıza göstermedikçe sorumlu olmaz (TBK m.198).
- Borca katılan ile borçlu müteselsilen sorumludur (TBK m.201); işletme devrinde eski borçlu iki yıl müteselsilen sorumlu kalır (TBK m.202).
- Sözleşmenin devri üç taraflı bir anlaşmadır ve devredilen sözleşmenin şekline tabidir (TBK m.205).