Roma hukukunda her anlaşma sözleşme değildi. Dava edilebilir bir borç doğuran anlaşmalar, hukuk düzenince tanınmış belirli tiplere uyan anlaşmalardı. Bu sistemde tarafların iradesi ancak bir kalıba girdiğinde hukuki bağ yaratırdı. Modern hukuktaki “sözleşme serbestisi” ve “şekil serbestisi” ilkeleri, Roma’nın bu tipler sisteminin yüzyıllar içinde aşılmasıyla ortaya çıkmıştır.
Contractus ve pactum ayrımı
Roma’da contractus, ius civile tarafından tanınan ve dava ile korunan anlaşmadır. Pactum ise tipe uymayan, şekilsiz anlaşmadır. Ulpianus’a ait Digesta parçasındaki (D.2.14.7.4) kurala göre çıplak anlaşma borç doğurmaz, yalnız def’i doğurur: nuda pactio obligationem non parit, sed parit exceptionem. Yani tipe uymayan bir anlaşmaya dayanarak dava açılamaz; ancak bu anlaşma, karşı tarafın açtığı davaya karşı bir savunma olarak ileri sürülebilir.
Gaius’un dörtlü sözleşme ayrımı
Gaius (Gai. 3.89), sözleşmeden doğan borçları kuruluş biçimine göre dört türe ayırır: şeyin teslimiyle (re), sözle (verbis), yazıyla (litteris) ve rıza ile (consensu).
| Tür | Kuruluş unsuru | Örnekler |
|---|---|---|
| Ayni (re) | Bir şeyin teslimi | Mutuum, commodatum, depositum, pignus |
| Sözlü (verbis) | Belirli sözlerin söylenmesi | Stipulatio, dotis dictio |
| Yazılı (litteris) | Hesap defterine kayıt | Nomen transscripticium |
| Rızai (consensu) | Yalnız irade uyuşması | Emptio venditio, locatio conductio, societas, mandatum |
Ayni sözleşmeler
Ayni sözleşmelerde borç, irade uyuşmasıyla değil, şeyin karşı tarafa teslimiyle doğar. Teslimden önce yapılan anlaşma tek başına dava hakkı vermez.
- Tüketim ödüncü (mutuum): Para veya misli şeylerin mülkiyeti ödünç alana geçer; ödünç alan aynı tür ve miktarda şey iade eder. Tek tarafa borç yükler ve karşılıksızdır; faiz ayrıca bir stipulatio ile kararlaştırılmalıydı. Hasar mülkiyetle birlikte ödünç alana geçer.
- Kullanım ödüncü (commodatum): Bir şeyin karşılıksız olarak kullanılmak üzere verilmesi. Ödünç alan yalnız zilyet değil detentor olur; mülkiyet ve zilyetlik verende kalır. Ödünç alan, sözleşmeden kendisi yararlandığı için hafif ihmalden de sorumludur.
- Saklama (depositum): Bir taşınırın karşılıksız olarak saklanmak üzere verilmesi. Saklayan kural olarak yalnız kasıt ve ağır ihmalden sorumludur. Yangın, yıkılma gibi zorunlu hâllerde yapılan saklamada (depositum miserabile) saklayanın kastı varsa iki kat değerden sorumluluk öngörülmüştür.
- Rehin sözleşmesi (pignus): Rehin verenle rehin alan arasında rehnin iadesine ilişkin borç ilişkisi.
Sözlü sözleşme: stipulatio
Stipulatio, alacaklının soru biçiminde bir teklifine borçlunun aynı fiille ve hemen cevap vermesiyle kurulan sözlü sözleşmedir: “Centum dare spondes?” – “Spondeo.” (“Yüz vermeyi taahhüt ediyor musun?” – “Taahhüt ediyorum.”) Spondeo fiili yalnız Roma vatandaşlarına özgüydü; diğer fiillerle (promitto, dabis) yabancılar da bu işleme katılabilirdi.
Stipulatio Roma’nın en esnek sözleşmesiydi; çünkü her türlü edimi konu alabilirdi. Herhangi bir anlaşma stipulatio kalıbına dökülerek dava edilebilir hâle getirilirdi. Tek tarafa borç yükler ve soyuttur: borcun sebebinden bağımsız olarak geçerlidir. Bunun sakıncası, praetorun hile def’i (exceptio doli) ve klasik sonrası dönemde paranın verilmediği def’i (exceptio non numeratae pecuniae) ile giderilmiştir. Zamanla tarafların hazır bulunması ve sözlü soru-cevap gereği gevşemiş, yazılı bir belge (cautio) ispat aracı olarak öne çıkmıştır.
Yazılı sözleşme
Klasik dönemde Roma vatandaşları arasında aile babasının hesap defterine (codex accepti et expensi) yapılan kayıtla borç doğardı (nomen transscripticium). Yabancılar için ise borç belgeleri (chirographa, syngraphae) kullanılırdı. Bu kurum Iustinianus döneminde artık uygulanmıyordu.
Rızai sözleşmeler
Rızai sözleşmeler hiçbir şekle ve teslime bağlı olmadan yalnız irade uyuşmasıyla kurulur. Hepsi ius gentium kökenlidir, iyi niyet davalarıyla (bonae fidei iudicia) korunur ve yabancılarla da yapılabilir.
Satış (emptio venditio): Satıcının bir şeyi teslim ve alıcının bir para bedelini ödeme borcu altına girdiği sözleşme. Unsurları: satılan şey (merx) ve para olarak belirlenmiş bedel (pretium). Bedel para olmalıdır; değiş tokuşun satış sayılıp sayılmayacağı Sabinianus ve Proculianus okulları arasında tartışılmış, Proculianus görüşü baskın gelmiş ve değiş tokuş ayrı bir işlem kabul edilmiştir.
Roma’da satıcı alıcıya mülkiyeti değil, şeyin huzur içinde zilyetliğini sağlamakla yükümlüydü. Mülkiyetin geçmesi için ayrıca traditio veya mancipatio gerekiyordu. Hasar, sözleşmenin kurulmasıyla, teslimden önce bile alıcıya geçerdi: periculum est emptoris. Klasik sonrası dönemde, bir taşınmazın değerinin yarısından azına satılması hâlinde satıcıya sözleşmeyi bozma imkânı tanıyan aşırı gabin (laesio enormis) kurumu, Iustinianus’un Codex’inde Diocletianus dönemine atfedilen emirnamelere dayanır.
Türk hukukunda satıcı mülkiyeti devretmeyi de üstlenir; Roma’da ise satıcının asıl borcu huzur içinde zilyetliği sağlamak ve zapttan (elden alınmadan) sorumlu olmaktı.
Kira (locatio conductio): Tek bir sözleşme içinde üç tip:
- Eşya kirası (locatio conductio rei): Bir şeyin kullanımı karşılığında kira bedeli;
- Hizmet kirası (locatio conductio operarum): Emek karşılığında ücret; bugünkü hizmet sözleşmesinin atası;
- İş (eser) kirası (locatio conductio operis): Belirli bir sonucun meydana getirilmesi; bugünkü eser sözleşmesinin atası.
Ortaklık (societas): İki veya daha çok kişinin ortak bir amaca ulaşmak için emek ve/veya mallarını birleştirmesi. Ortaklık kişisel güvene dayanır; bir ortağın ölümü veya ayrılması ortaklığı sona erdirir. Roma’da ortaklık tüzel kişi değildir; üçüncü kişilerle işlemi yapan ortak, kural olarak kendisi borçlanır.
Vekâlet (mandatum): Vekilin, vekâlet verenin işini karşılıksız görmeyi üstlenmesi. Karşılıksızlık, Roma toplumunda dostluk ve onur ilişkilerine dayanan bu sözleşmenin ayırt edici özelliğidir; ücret kararlaştırılırsa sözleşme kira niteliğine kayar. Uygulamada ise bazı meslek grupları için onur ödeneği (honorarium) kabul edilmiştir.
Rızai sözleşmeler karşılaştırması
| Sözleşme | Karşılıklılık | İvaz | Ölümle sona erme |
|---|---|---|---|
| Satış | Tam iki tarafa borç yükler | Bedel para | Sona ermez |
| Kira | Tam iki tarafa borç yükler | Kira bedeli/ücret | Kural olarak sona ermez |
| Ortaklık | Çok taraflı | Ortak amaç | Sona erer |
| Vekâlet | Eksik iki tarafa borç yükler | Karşılıksız | Sona erer |
İsimsiz sözleşmeler (contractus innominati)
Dört tipe girmeyen, ancak bir tarafın kendi edimini ifa etmiş olduğu karşılıklı anlaşmalar zamanla dava edilebilir hâle gelmiştir. Iustinianus döneminde bu sözleşmeler dört kalıpla anlatılır:
- Do ut des: Vereyim ki veresin (ör. değiş tokuş, permutatio);
- Do ut facias: Vereyim ki yapasın;
- Facio ut des: Yapayım ki veresin;
- Facio ut facias: Yapayım ki yapasın.
Edimini ifa eden taraf, karşı edimin ifasını actio praescriptis verbis ile isteyebilir ya da kendi edimini sebepsiz zenginleşme davasıyla geri isteyebilirdi.
Dava edilebilir anlaşmalar (pacta vestita)
Çıplak anlaşma kuralının katılığı zamanla, bazı anlaşmalara dava hakkı tanınarak yumuşatılmıştır:
- Eklenti anlaşmalar (pacta adiecta): Bir iyi niyet sözleşmesine kuruluş anında eklenen anlaşmalar, o sözleşmenin davasıyla korunur.
- Praetor anlaşmaları (pacta praetoria): Örneğin mevcut bir borcun belirli bir günde ödeneceğine ilişkin taahhüt (constitutum debiti) ve gemici, hancı ve ahır sahiplerinin eşyanın sağlam iadesini üstlenmesi (receptum nautarum, cauponum, stabulariorum).
- Kanuni anlaşmalar (pacta legitima): İmparator emirnameleriyle dava edilebilir kılınan anlaşmalar; örneğin Iustinianus döneminde bağışlama vaadi.
Özet
- Roma’da sözleşme serbestisi yoktur; yalnız tanınmış tipler dava edilebilir. Çıplak anlaşma borç değil, def’i doğurur (Ulpianus D.2.14.7.4).
- Pacta sunt servanda Roma kaynaklı değil, ortaçağ kökenlidir.
- Gaius (Gai. 3.89): ayni, sözlü, yazılı ve rızai sözleşmeler.
- Ayni sözleşmeler teslimle kurulur: mutuum, commodatum, depositum, pignus.
- Stipulatio soru-cevapla kurulan, soyut ve her edimi konu alabilen sözlü sözleşmedir.
- Rızai sözleşmeler: satış, kira, ortaklık, vekâlet; satışta hasar kurulmayla alıcıya geçer, vekâlet karşılıksızdır.
- İsimsiz sözleşmeler bir tarafın ifasıyla dava edilebilir olur (actio praescriptis verbis).
- Pacta adiecta, pacta praetoria ve pacta legitima dava ile korunan anlaşmalardır.