Roma hukukunda haksız fiil (delictum veya maleficium), bir kişiye ya da onun malvarlığına karşı işlenen ve zarar görene karşı özel hukuk cezası ödeme borcu doğuran hukuka aykırı eylemdir. Bugünkü hukukta ceza hukuku ile tazminat hukuku birbirinden ayrılmışken, Roma’da pek çok eylem, devletin kovuşturduğu bir suç değil, zarar görenin kendi davasıyla takip ettiği bir “özel suç” idi. Bu nedenle haksız fiil davalarının önemli bir kısmı zararın giderilmesini değil, failin cezalandırılmasını amaçlardı.
Genel özellikler
Gaius (Gai. 3.182), sözleşmeden doğmayan borçlar arasında dört haksız fiili sayar: hırsızlık (furtum), yağma (rapina), mala zarar verme (damnum iniuria datum) ve kişiye karşı haksız saldırı (iniuria). Roma’da genel bir haksız fiil sorumluluğu ilkesi yoktu; sorumluluk bu tiplere ve praetorun tanıdığı ek davalara dayanırdı.
Haksız fiillerden doğan davaların temel özellikleri:
- Ceza davası (actio poenalis) niteliğindedirler: dava edilen miktar çoğu zaman zararın katları (iki, üç, dört kat) olarak belirlenir.
- Mirasçılara karşı açılamaz: Ceza kişiseldir; fail ölürse dava kural olarak mirasçılarına geçmez. Zarar görenin mirasçıları ise (iniuria hariç) davayı açabilir.
- Birlikte işlemede birikim: Birden fazla fail varsa her biri cezanın tamamını öder; birinin ödemesi diğerlerini kurtarmaz.
- Noxal sorumluluk: Fiili bir köle veya aile evladı işlemişse, aile babası ya cezayı öder ya da faili zarar görene teslim ederdi (noxae deditio).
| Dava türü | Amacı | Mirasçıya karşı | Birden çok fail |
|---|---|---|---|
| Ceza davası (actio poenalis) | Failin cezalandırılması | Açılamaz | Her biri tamamını öder |
| Tazmin davası (actio rei persecutoria) | Zararın veya şeyin geri alınması | Açılabilir | Biri öderse diğerleri kurtulur |
Hırsızlık (furtum)
Roma’da furtum bugünkü hırsızlık suçundan çok daha geniştir. Başkasının taşınır malını haksız kazanç amacıyla alma yanında, emanet bırakılan şeyi kullanmak (furtum usus) veya kendi malını, üzerinde hakkı bulunan rehin alacaklısından gizlice almak (furtum possessionis) da hırsızlık sayılırdı. Unsurları: taşınır bir şeye el atma (contrectatio), kazanç amacı ve malikin rızasının yokluğu. Taşınmazlar üzerinde hırsızlık olamayacağı klasik dönemde kabul edilmişti.
XII Levha ve sonraki praetor hukukuna göre yaptırımlar:
| Tür | Yaptırım (klasik hukuk) |
|---|---|
| Suçüstü hırsızlık (furtum manifestum) | Çalınan şeyin değerinin dört katı |
| Suçüstü olmayan hırsızlık (furtum nec manifestum) | Değerin iki katı |
Eski hukukta suçüstü yakalanan hırsıza ağır bedeni cezalar uygulanırdı; XII Levha, gece yakalanan veya silahla karşı koyan hırsızın öldürülmesini belirli şartlarla cezasız bırakıyordu. Praetor bu ağır yaptırımları para cezasına dönüştürmüştür.
Ceza davası (actio furti) dışında, malik çalınan şeyi ya da değerini ayrıca geri isteyebilirdi: şey kimin elindeyse ona karşı istihkak davası, hırsıza karşı ise hırsızlık nedeniyle geri isteme davası (condictio furtiva). Ceza ile geri isteme birbirini dışlamazdı.
Yağma (rapina)
Cumhuriyetin son döneminde iç karışıklıklar ve silahlı çetelerin artması üzerine praetor, zor kullanılarak alınan mallar için ayrı bir dava tanımıştır (actio vi bonorum raptorum). Bu dava bir yıl içinde açılırsa değerin dört katı, bir yıl geçtikten sonra yalnız değerin kendisi istenebilirdi. Iustinianus döneminde dört kat içinde malın değeri de yer alır kabul edilmiş, böylece dava karma bir nitelik kazanmıştır.
Mala zarar verme: lex Aquilia
Lex Aquilia, geleneksel olarak MÖ 287 civarına tarihlenen bir plebiscitum’dur ve başkasının malına haksız olarak zarar vermeyi (damnum iniuria datum) düzenler. Üç bölümden oluşur:
| Bölüm | Konu | Tazminat |
|---|---|---|
| Birinci bölüm | Başkasının kölesini veya sürü hâlinde otlayan dört ayaklı hayvanını haksız olarak öldürme | Son bir yıl içindeki en yüksek değer |
| İkinci bölüm | Asıl alacaklıyı zarara uğratacak şekilde alacağı ibra eden yan alacaklıya (adstipulator) karşı | Alacak miktarı; klasik dönemde artık önemi kalmamıştır |
| Üçüncü bölüm | Diğer şeyleri yakma, kırma, parçalama (urere, frangere, rumpere) | Son otuz gün içindeki değer |
Sorumluluğun unsurları:
- Zarar (damnum): Mal varlığında bir azalma;
- Hukuka aykırılık (iniuria): Haklı bir sebep (meşru müdafaa gibi) olmaksızın;
- Kusur (culpa): Klasik hukukçular en hafif kusuru bile yeterli görmüştür; Ulpianus’a ait Digesta parçasına (D.9.2.44 pr.) göre lex Aquilia’da en hafif kusur da hesaba katılır: in lege Aquilia et levissima culpa venit;
- Doğrudan bedenî etki: Eski yoruma göre zarar, failin bedeniyle doğrudan şeye etki etmesiyle (corpore corpori) verilmiş olmalıydı.
Praetor ve hukukçular kanunun dar kapsamını genişletmiştir. Doğrudan bedenî etki yoksa (ör. köleye zehir verilip kölenin bunu kendisinin içmesi) benzetme yoluyla davalar (actiones utiles, actiones in factum) tanınmıştır. Kanun başlangıçta yalnız malike dava hakkı veriyordu; sonradan bazı durumlarda intifa hakkı sahibine de dava tanınmıştır. Hür bir kişinin bedenine verilen zararlar için de sonradan benzetme yoluyla dava kabul edilmiştir.
TBK m.49/1’deki zarar, kusur ve hukuka aykırılık unsurları, lex Aquilia’yı yorumlayan Roma hukukçularının kurduğu yapının modern ifadesidir. Fark şudur: Roma’da genel bir sorumluluk normu yoktu ve tazminat ceza niteliği taşıyabiliyordu; TBK’da ise sorumluluk genel bir ilkeye bağlanmış ve tazminat zararla sınırlanmıştır.
Kişiye karşı haksız saldırı (iniuria)
Iniuria, başlangıçta bedene yönelik saldırıları ifade ederdi. XII Levha bir uzvu kopartana karşı, uzlaşma olmazsa misilleme (talio) öngörmüştü; kemik kırma ve basit saldırılar içinse sabit para cezaları vardı. Paranın değer kaybetmesiyle bu sabit cezalar anlamsızlaştı. Praetor, cezanın hâkim tarafından olayın ağırlığına göre değerlendirilmesini kabul etti (actio iniuriarum aestimatoria).
Zamanla iniuria kavramı genişleyerek kişinin onur ve itibarına yönelik saldırıları da kapsamıştır: hakaret, kadınlara ve çocuklara rahatsızlık verme, bir kişinin itibarını zedeleyen davranışlar. Iniuria davası kişiye sıkı sıkıya bağlıdır: zarar görenin mirasçılarına geçmez ve zarar gören saldırıyı hoş görmüşse açılamaz. Aile evladına veya cum manu evli kadına yapılan saldırı, aile babasına da yapılmış sayılırdı.
Haksız fiil benzeri hâller (quasi ex delicto)
Iustinianus’un Institutiones’inde (Inst. 4.5) dört hâl sayılır. Bunların ortak noktası, sorumluluğun çoğu zaman failin kendi kusuruna değil, bir tehlike veya gözetim yükümlülüğüne bağlanmasıdır:
- Davayı kendine mal eden hâkim (iudex qui litem suam fecit): Kasten veya ihmal sonucu hukuka aykırı karar veren yargıç;
- Atılan veya dökülen şeyler (effusum vel deiectum): Bir evden yola atılan veya dökülen şeyin zararından ev sahibi (oturan) sorumludur; atanın kim olduğu önemli değildir;
- Konulan veya asılan şeyler (positum aut suspensum): Yola düşebilecek biçimde konulan veya asılan şeyler için dava; zarar gerçekleşmeden de açılabilir;
- Gemici, hancı ve ahır sahiplerinin sorumluluğu: Çalışanlarının müşterilere ait eşyaya verdiği zarar veya yaptığı hırsızlık nedeniyle işletme sahibinin sorumluluğu.
Özet
- Gaius’a göre dört haksız fiil: furtum, rapina, damnum iniuria datum, iniuria (Gai. 3.182).
- Haksız fiil davaları ceza niteliğindedir; faille birlikte sona erer, mirasçıya karşı açılamaz, birden fazla failde her biri tamamını öder.
- Köle veya aile evladının fiilinde aile babası ya öder ya da faili teslim eder (noxae deditio).
- Furtum manifestum dört kat, nec manifestum iki kat ceza; ayrıca şey veya değeri geri istenebilir.
- Rapina için bir yıl içinde dört kat ceza öngörülmüştür.
- Lex Aquilia: birinci bölümde son bir yılın, üçüncü bölümde son otuz günün değeri; en hafif kusur bile yeterli (Ulpianus D.9.2.44 pr.).
- Iniuria bedene ve onura saldırıdır; hâkimin değerlendirmesine bırakılan para cezasıyla takip edilir.
- Haksız fiil benzeri dört hâl: hâkimin sorumluluğu, atılan/dökülen şeyler, konulan/asılan şeyler, gemici-hancı-ahır sahiplerinin sorumluluğu.