Roma borçlar hukuku, Roma hukukunun en kalıcı ve en “evrensel” bölümüdür. Bugünkü borçlar kanunlarının genel hükümlerinde yer alan borç ilişkisinin nispîliği, kusur dereceleri, temerrüt, imkânsızlık, takas ve yenileme gibi kurumlar Roma hukukçularının somut olaylardan ürettiği çözümlerle şekillenmiştir. Ancak Roma’nın başlangıç noktası, modern hukuktaki gibi genel bir “sözleşme serbestisi” değil, belirli tiplere bağlı bir sistemdir.
Obligatio kavramı
Iustinianus’un Institutiones’inde (Inst. 3.13 pr.) borç, “devletimizin hukukuna göre bir şeyi ifa etmeye bizi zorunlu kılan hukuki bağ” olarak tanımlanır: obligatio est iuris vinculum, quo necessitate adstringimur alicuius solvendae rei secundum nostrae civitatis iura.
Bu tanımdan şu unsurlar çıkar:
- Borç bir hukuki bağdır (vinculum iuris); ahlaki veya sosyal bir yükümlülük değildir.
- Bağ iki kişi arasındadır: alacaklı (creditor) ve borçlu (debitor). Borç nispîdir; yalnız borçluya karşı ileri sürülebilir. Ayni haklar ise herkese karşı ileri sürülür.
- Borcun konusu bir edimdir. Paulus’a ait bir Digesta parçasında (D.44.7.3 pr.) edim türleri vermek (dare: mülkiyet devri), yapmak (facere) ve sağlamak/üstlenmek (praestare) olarak sayılır.
Eski hukukta borç, borçlunun bedeni üzerinde bir tür hâkimiyet doğuruyordu. XII Levha’ya göre borcunu ödemeyen borçlu, mahkemece belirlenen sürenin sonunda alacaklının eline teslim edilebilir, zincire vurulabilir ve sonunda köle olarak yabancı ülkeye satılabilirdi. MÖ 4. yüzyılın sonlarında çıkarılan lex Poetelia Papiria ile borç için kişisel esarete büyük ölçüde son verilmiş; sorumluluğun mal varlığına yönelmesi süreci başlamıştır.
Bugünkü hukukta irade uyuşması kural olarak sözleşmeyi kurmaya yeterlidir. Roma’da ise irade uyuşması tek başına yalnız belirli sözleşme tiplerinde (rızai sözleşmeler) borç doğururdu.
Borcun kaynakları
Gaius (Gai. 3.88) borçları iki kaynağa ayırır: her borç ya sözleşmeden (ex contractu) ya da haksız fiilden (ex delicto) doğar. Bu ayrım her borcu açıklamaya yetmediği için Gaius’a atfedilen bir başka eserde üçüncü bir grup olarak “çeşitli sebepler” (variae causarum figurae) eklenmiştir.
Iustinianus’un Institutiones’i (Inst. 3.13.2) dörtlü ayrımı benimser:
| Kaynak | Anlamı | Örnek |
|---|---|---|
| Ex contractu | Sözleşmeden | Satış, ödünç, stipulatio |
| Quasi ex contractu | Sözleşme benzeri olaylardan | Vekâletsiz iş görme, sebepsiz zenginleşme, vesayet |
| Ex maleficio | Haksız fiilden | Hırsızlık, mala zarar verme |
| Quasi ex maleficio | Haksız fiil benzeri olaylardan | Evden atılan veya dökülen şeyin verdiği zarar |
Eksik borç (obligatio naturalis)
Dava ile istenemeyen, ancak gönüllü olarak ifa edilirse geri istenemeyen borçlara obligatio naturalis denir. En tipik örnekleri köle ile yapılan işlemlerden doğan borçlar ve aile evladı ile aile babası arasındaki borçlardır. Eksik borç dava edilemez; ancak ifa edilmişse sebepsiz zenginleşme davasıyla geri istenemez, takasa konu olabilir ve bazen kefalet veya rehinle güvence altına alınabilir.
Aile evladına para ödünç verilmesini yasaklayan senatus consultum Macedonianum da bu konuda önemlidir: aile evladına verilen ödünç para dava edilemez, ancak ödenmişse geri istenemezdi.
Borçlu ve alacaklı çokluğu
Aynı borçta birden fazla alacaklı veya borçlu bulunabilir.
- Kısmi borçlar: Bölünebilir edimlerde borç kural olarak taraflar arasında bölünür; her borçlu yalnız payından sorumludur.
- Müteselsil (tam) borçlar: Her borçlu borcun tamamından sorumludur; borçlulardan birinin tam ifası diğerlerini de kurtarır. Roma’da bu tür borçlar genellikle stipulatio ile birlikte kurulurdu.
Klasik hukukta, borçlulardan birine karşı açılan davanın davanın belli bir aşamasına (litis contestatio) gelmesiyle alacaklının diğer borçlulara başvurma imkânı sona erebiliyordu. Iustinianus bu sonucu kaldırmış, alacaklı tam ifa alıncaya kadar borçlulara başvurabilir hâle gelmiştir.
Borçlunun sorumluluğu: kusur ve beklenmeyen hâl
Roma hukukunda kusur dereceleri sorumluluğun sınırını belirler:
| Derece | Anlamı |
|---|---|
| Dolus | Kasıt; zarar vermeyi bilerek ve isteyerek davranma |
| Culpa lata | Ağır ihmal; herkesin göstereceği özeni göstermeme; kasta eşit sayılır |
| Culpa levis in abstracto | Hafif ihmal; özenli bir aile babasının (diligens pater familias) göstereceği özeni göstermeme |
| Culpa levis in concreto | Kendi işlerinde gösterdiği özeni göstermeme (diligentia quam suis rebus) |
| Custodia | Belirli durumlarda kusursuz sorumluluğa yaklaşan koruma yükümlülüğü (ör. hırsızlığa karşı) |
Hangi borçlunun hangi dereceden sorumlu olacağını, Roma hukukçularının geliştirdiği yarar ilkesi büyük ölçüde belirler: sözleşmeden yararı olmayan taraf yalnız kasıt ve ağır ihmalden, yararı olan taraf ise hafif ihmalden de sorumludur. Örneğin karşılıksız saklama sözleşmesinde saklayan yalnız kasıt ve ağır ihmalden sorumluyken, kullanım ödüncünde (ariyet) yararlanan ödünç alan daha sıkı sorumluluk altındadır.
Hiç kimsenin önleyemeyeceği olaylar (vis maior: deprem, sel, düşman saldırısı) ile borçlunun kusuru olmaksızın meydana gelen beklenmeyen hâller (casus) kural olarak borçlunun sorumluluğunu doğurmaz.
İmkânsızlık
Celsus’a ait Digesta parçasındaki (D.50.17.185) ilkeye göre imkânsız olan şeyin borcu olmaz: impossibilium nulla obligatio est. Başlangıçtan beri imkânsız olan bir edimi konu alan sözleşme geçersizdir. Sözleşmeden sonra borçlunun sorumlu olmadığı bir sebeple ortaya çıkan imkânsızlık ise borçluyu borcundan kurtarır.
Temerrüt (mora)
Borçlunun temerrüdü (mora debitoris): Muaccel borcunu alacaklının ihtarına rağmen kusurlu olarak ifa etmeyen borçlu temerrüde düşer. Temerrüdün başlıca sonucu, borçlunun bundan sonra beklenmeyen hâllerden de sorumlu olmasıdır (perpetuatio obligationis). İyi niyet davalarında temerrüt faizi de istenebilirdi.
Alacaklının temerrüdü (mora creditoris): Usulüne uygun olarak önerilen ifayı haklı bir sebep olmaksızın kabul etmeyen alacaklı temerrüde düşer. Bu durumda borçlunun sorumluluğu hafifler; kural olarak yalnız kasıt ve ağır ihmalden sorumlu olur.
Borcun sona ermesi
Roma hukukunda borcu sona erdiren sebepler iki gruba ayrılırdı: kendiliğinden (ipso iure) sona erdirenler ve ancak bir def’i ile ileri sürülebilenler (ope exceptionis).
| Sebep | Açıklama |
|---|---|
| İfa (solutio) | Borcun gereği gibi yerine getirilmesi; en olağan sona erme sebebi |
| İfa yerine edim (datio in solutum) | Alacaklının rızasıyla borç konusu yerine başka bir edim kabul etmesi |
| Şekilci ibra (acceptilatio, per aes et libram ibra) | Borcun kuruluş biçiminin tersine çevrilmesiyle sona erdirilmesi |
| Yenileme (novatio) | Eski borcun yerine yeni bir borcun kurulması; yenileme iradesi gerekir |
| Karşılıklı anlaşma (contrarius consensus) | Rızai sözleşmelerde henüz ifa başlamamışsa tarafların anlaşmasıyla sona erme |
| Takas (compensatio) | Karşılıklı alacakların birbirinden düşülmesi; Iustinianus döneminde genel bir kurum hâline gelmiştir |
| Birleşme (confusio) | Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesi (ör. mirasla) |
| İmkânsızlık | Borçlunun sorumlu olmadığı sonraki imkânsızlık |
| Zamanaşımı | Klasik hukukta davalar kural olarak süresizdi; MS 424’te II. Theodosius genel olarak 30 yıllık süreyi getirmiştir |
Özet
- Obligatio, belli bir edimi ifaya zorlayan hukuki bağdır (Inst. 3.13 pr.); nispîdir.
- Lex Poetelia Papiria borç için kişisel esareti büyük ölçüde kaldırmış, sorumluluk mal varlığına yönelmiştir.
- Gaius’ta sözleşme ve haksız fiil; Iustinianus’ta sözleşme, sözleşme benzeri, haksız fiil ve haksız fiil benzeri olmak üzere dört kaynak vardır.
- Eksik borç dava edilemez, ama ifa edilirse geri istenemez.
- Kusur dereceleri: dolus, culpa lata, culpa levis; yarar ilkesi sorumluluğun derecesini belirler; vis maior sorumluluk doğurmaz.
- İmkânsız şeyin borcu olmaz (impossibilium nulla obligatio est, Celsus D.50.17.185).
- Borçlu temerrüdünde borçlu beklenmeyen hâlden de sorumlu olur; alacaklı temerrüdünde borçlunun sorumluluğu hafifler.
- Borç; ifa, novatio, acceptilatio, takas, birleşme ve imkânsızlıkla sona erer.