Roma hukukunda her insan hak sahibi değildi. Tam hak ehliyeti için kişinin hür olması, Roma vatandaşı olması ve ailesinde başkasının hâkimiyeti altında bulunmaması gerekiyordu. Bu üç unsur, Roma kişiler hukukunun omurgasını oluşturan statü kavramını verir. Bugünkü hukukta her insanın hak ehliyetine sahip olduğu ilkesi, Roma’daki bu kademeli yapıyla karşılaştırıldığında modern hukukun en temel kazanımlarından biri olarak görünür.
Kişiliğin başlangıcı ve sonu
Roma hukukunda kişilik, çocuğun sağ ve tam olarak doğumuyla başlar. Doğumun canlı gerçekleşmesinin nasıl ispat edileceği klasik hukukçular arasında tartışmalıydı: Sabinianus okulu herhangi bir canlılık belirtisini yeterli sayarken, Proculianus okulu çocuğun ses çıkarmasını arıyordu. Iustinianus Sabinianus görüşünü benimsemiştir. Çocuğun insan biçiminde doğması da aranırdı.
Henüz doğmamış çocuk (nasciturus) kişi değildir; ancak kendi yararına olan durumlarda doğmuş gibi kabul edilir. Bu düşünce Digesta’da Paulus’a ait bir parçada (D.1.5.7) yer alır.
Kişilik ölümle sona erer. Roma’da ölüm karinelerine ilişkin genel bir sistem yoktu; aynı tehlikede ölenlerin ölüm sırası (commorientes) için bazı karineler sonradan geliştirilmiştir. Gaipliğe ilişkin modern anlamda bir kurum bulunmuyordu.
TMK m.28/2 Roma’daki nasciturus düşüncesinin modern biçimidir; ancak Türk hukuku “yararına olma” sınırlaması yerine sağ doğum koşuluna bağlı genel bir hak ehliyeti tanır.
Üç statü
Gaius (Gai. 1.9), kişiler hukukundaki en temel ayrımın bütün insanların ya hür ya da köle olması olduğunu söyler. Tam ehliyetli bir Roma kişisi üç statüye birlikte sahip olmalıdır.
| Statü | Soru | Karşıtı |
|---|---|---|
| Status libertatis (hürriyet) | Kişi hür mü? | Köle (servus) |
| Status civitatis (vatandaşlık) | Kişi Roma vatandaşı mı? | Latin, yabancı (peregrinus) |
| Status familiae (aile) | Kişi başkasının hâkimiyetinden bağımsız mı? | Aile evladı (alieni iuris) |
Hürriyet statüsü ve köleler
Köle hukuken bir eşyadır (res), aynı zamanda bir insandır. Köleliğin kaynakları doğum (köle anadan doğma), savaş esareti ve bazı ağır hukuki yaptırımlardır. Köle mal varlığına sahip olamaz; kazandığı her şey efendisine geçer. Uygulamada efendiler kölelerine yönetmeleri için bir mal topluluğu, yani peculium bırakırdı. Praetor, köle veya aile evladıyla işlem yapan üçüncü kişileri korumak için efendi ya da aile babası aleyhine ek davalar (actiones adiecticiae qualitatis) tanımıştır.
Kölenin özgürlüğüne kavuşturulmasına azat (manumissio) denir. Eski hukuktaki resmî azat biçimleri: praetor önünde hayalî bir özgürlük davasıyla (vindicta), nüfus sayımı listesine kaydettirme (censu) ve vasiyetname ile (testamento). İmparatorluk döneminde kilisede azat da kabul edilmiştir. Augustus döneminde azadı sınırlayan kanunlar çıkarılmıştır: lex Fufia Caninia vasiyetnameyle azat edilebilecek köle sayısını, lex Aelia Sentia ise azat edenin ve azat edilenin yaşına bağlı sınırları düzenlemiştir. Azatlı (libertus) eski efendisine (patronus) saygı ve bazı hizmet yükümlülükleriyle bağlı kalırdı.
Vatandaşlık statüsü
Vatandaşlar ius civile’nin tüm kurumlarından yararlanırdı: Roma usulüne göre evlenme (conubium), ius civile işlemleri yapma (commercium), siyasi haklar. Latinler bu haklardan bir kısmına, yabancılar (peregrini) ise kural olarak hiçbirine sahip değildi; onlara ius gentium uygulanırdı. MS 212’de İmparator Caracalla’nın Constitutio Antoniniana’sı ile imparatorluktaki hür halkın büyük çoğunluğuna vatandaşlık verilmiş, bu ayrımın pratik önemi büyük ölçüde azalmıştır.
Aile statüsü
Aile içinde başka birinin hâkimiyeti altında olmayan kişi sui iuris, bir aile babasının (pater familias) hâkimiyeti altında bulunan kişi alieni iuristir. Sui iuris olmak yaşla ilgili değildir: babası ölmüş bir bebek sui iuris olabilirken, babası hayatta olan altmış yaşındaki bir senatör alieni iuris kalır. Klasik hukukta aile evladı kural olarak mal varlığına sahip olamazdı; askerlik yoluyla kazanılan mallar (peculium castrense) gibi istisnalar sonradan tanınmıştır.
Statü kaybı: capitis deminutio
Statülerden birinin kaybedilmesine veya değişmesine capitis deminutio denir.
| Tür | Kaybedilen | Sonuç |
|---|---|---|
| Maxima | Hürriyet (ve dolayısıyla vatandaşlık ve aile) | Kişi köle olur |
| Media | Vatandaşlık (hürriyet korunur) | Kişi Roma vatandaşlığını yitirir |
| Minima | Yalnız aile durumu değişir | Ör. evlat edinilme, cum manu evlenme, aileden çıkarılma |
Savaş esiri olan bir Romalı köle olurdu; esaretten dönerse eski haklarına kavuşurdu (ius postliminii). Esarette ölen Romalının vasiyetnamesinin geçerliliğini korumak için ise onun esir düştüğü anda ölmüş sayılacağı kabul edilmiştir (fictio legis Corneliae).
Fiil ehliyeti
Roma’da fiil ehliyeti yaşa, cinsiyete ve akıl sağlığına göre kademelendirilmişti.
- Infantes: Konuşamayan küçükler; klasik sonrası dönemde 7 yaşın altı olarak belirlenmiştir. Hiçbir işlem yapamazlar.
- Impuberes: 7 yaşın üstünde, ergenlik çağına gelmemişler. Ergenlik yaşı kızlarda 12, erkeklerde Iustinianus’un kabulüyle 14’tür. Kendilerini yalnızca alacaklı kılan işlemleri tek başına yapabilirler; borç altına sokan işlemler için vasinin onayı (auctoritas tutoris) gerekir.
- Puberes: Ergenler tam ehliyetlidir. Ancak 25 yaşından küçükleri (minores) korumak için MÖ 200 civarında lex Plaetoria çıkarılmış, praetor da bu kişilere aleyhlerine olan işlemlerde eski hâle getirme (restitutio in integrum) imkânı tanımıştır. Zamanla bu kişilere kayyım (curator) atanması yaygınlaşmıştır.
Akıl hastaları (furiosi) ve savurganlar (prodigi) için XII Levha’dan beri kayyımlık öngörülmüştür. Eski hukukta ergin kadınlar da vesayet (tutela mulierum) altındaydı; bu kurum klasik dönemde büyük ölçüde anlamını yitirmiştir.
Kişiliğe ilişkin diğer durumlar
Statülerin yanında bazı durumlar da kişinin hukuki konumunu etkilerdi:
- Şeref ve itibar kaybı (infamia): Belirli suçlardan mahkûmiyet, bazı meslekleri icra etme (ör. gladyatörlük, sahne sanatçılığı) veya güvene dayanan davalarda (vekâlet, ortaklık, vesayet) mahkûm olma, kişinin magistralık gibi kamusal görevlere gelmesini ve başkası adına dava takip etmesini engellerdi. Infamia hak ehliyetini ortadan kaldırmaz, ancak sınırlar.
- Din: Hristiyanlığın resmî din olmasından sonra sapkın sayılan mezheplerin mensuplarına ve dinden dönenlere bazı miras ve tanıklık sınırlamaları getirilmiştir.
- Meslek ve toplumsal sınıf: Klasik sonrası dönemde çiftçilerin toprağa bağlandığı (coloni) ve bazı meslek gruplarının mesleklerini babadan oğula sürdürmek zorunda bırakıldığı bir yapı ortaya çıkmıştır. Toprağa bağlı bu çiftçiler hukuken hür olmakla birlikte araziden ayrılamazlardı.
Bu durumların ortak noktası, Roma hukukunda hak ehliyetinin herkes için eşit ve sınırsız olmadığını göstermeleridir. Bugünkü hukukta ise hak ehliyeti bakımından eşitlik ilkesi geçerlidir; kanunlar yalnız fiil ehliyetini veya belirli hakların kullanılmasını sınırlayabilir.
Tüzel kişiler
Roma hukukunda modern anlamda genel bir tüzel kişilik teorisi yoktur; ancak tüzel kişiliğe yaklaşan kurumlar vardı. Şehirler (municipia), dernek benzeri topluluklar (collegia, sodalicia) ve imparatorluk hazinesi (fiscus) üyelerinden ayrı mal varlığına sahip birlikler olarak kabul edilmiştir. Klasik sonrası dönemde kiliseler ve hayır kurumları (piae causae) vakıf benzeri bir yapı kazanmıştır.
Ulpianus’a ait bir parçada (D.3.4.7.1) topluluğa borçlu olunan şeyin tek tek üyelere borçlu olunmadığı, topluluğun borcunun da üyelerin borcu olmadığı belirtilir. Bu düşünce, tüzel kişinin mal varlığının üyelerinkinden ayrılığı ilkesinin Roma’daki temelidir.
Özet
- Kişilik sağ ve tam doğumla başlar; nasciturus yalnız lehine olan durumlarda doğmuş sayılır (Paulus D.1.5.7).
- Tam ehliyet için hürriyet, vatandaşlık ve aile statülerinin birlikte bulunması gerekir.
- Köle hukuken eşyadır; peculium ve praetorun ek davaları ticari hayatı mümkün kılmıştır.
- Azat yolları: vindicta, censu, testamento; lex Fufia Caninia ve lex Aelia Sentia azadı sınırlar.
- Capitis deminutio: maxima (hürriyet), media (vatandaşlık), minima (aile durumu).
- Sui iuris olmak yaşa değil, aile babasının hâkimiyeti altında olmamaya bağlıdır.
- Ehliyet kademeleri: infantes, impuberes (kız 12, erkek 14), puberes; 25 yaş altına lex Plaetoria koruması.
- MS 212 Constitutio Antoniniana vatandaşlığı yaygınlaştırmıştır.