Roma hukuku, Roma şehrinin geleneksel kuruluş tarihi kabul edilen MÖ 753’ten Doğu Roma İmparatoru Iustinianus’un ölümüne (MS 565) kadar uzanan yaklaşık on üç asırlık bir hukuk gelişimini ifade eder. Bugünkü kıta Avrupası özel hukukunun kavram ve sistematiği büyük ölçüde bu hukuktan, özellikle de Iustinianus döneminde yapılan derlemeden beslenir. Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu, İsviçre hukuku aracılığıyla bu geleneğin mirasçısıdır. Bu nedenle dönemlerin, hukuk yaratan organların ve kaynakların ayırt edilmesi, dersin bütün diğer konularının anahtarıdır.
Siyasi dönemler ve hukukun evreleri
Roma tarihi siyasi bakımdan dört döneme ayrılır. Hukuk tarihi bakımından ise eski hukuk, klasik hukuk ve klasik sonrası (post-klasik) hukuk ayrımı daha çok kullanılır.
| Siyasi dönem | Yaklaşık tarih | Hukuk bakımından öne çıkanlar |
|---|---|---|
| Krallık | MÖ 753–509 | Örf ve âdet hukuku, dinî kurallarla iç içe hukuk, rahipler (pontifices) |
| Cumhuriyet | MÖ 509–27 | XII Levha Kanunu, halk meclisi kanunları, praetor ve edikt, ius gentium |
| Prensipat (İlk İmparatorluk) | MÖ 27–MS 284 | Klasik hukukçular, senato kararları, imparator emirnameleri, edictum perpetuum |
| Dominat (Son İmparatorluk) | MS 284–565 | İmparatorun tek hukuk yaratıcısı olması, kodifikasyonlar, Corpus Iuris Civilis |
Eski hukuk şekilciliği, sınırlı sayıdaki işlem tipi ve yalnız Roma vatandaşlarına uygulanan ius civile ile tanınır. Klasik hukuk (kabaca MÖ 1. yüzyıl sonu ile MS 3. yüzyıl ortası) hukuk biliminin zirvesidir; hukukçuların somut olaylar üzerinden geliştirdiği çözümler bu dönemde yoğunlaşır. Klasik sonrası dönemde hukuk bilimi geriler, imparator emirnameleri tek kaynak hâline gelir ve doğu–batı ayrışmasıyla birlikte “kaba (vulgar) hukuk” eğilimleri ortaya çıkar.
XII Levha Kanunu
Cumhuriyetin ilk yüzyılında patriciler ile plebler arasındaki mücadele, hukukun yazılı ve herkesçe bilinir hâle getirilmesi talebini doğurmuştur. Bu talep üzerine MÖ 451–450 yıllarında on kişilik bir kurul (decemviri) tarafından hazırlanan kurallar, on iki levha hâlinde forumda sergilenmiştir. Levhaların asılları günümüze ulaşmamıştır; içerikleri sonraki yazarların aktarımlarından yeniden kurulmuştur.
XII Levha bir “kanunname” değil, mevcut örf ve âdet kurallarının seçici bir derlemesidir. Usul (dava açma, borçluya karşı cebrî yollar), aile, miras, komşuluk, haksız fiiller ve ceza hükümleri içerir. Romalılar onu bütün kamu ve özel hukukun kaynağı (fons omnis publici privatique iuris) olarak görmüşler, hiçbir zaman resmen yürürlükten kaldırmamışlardır.
Hukuk yaratan organlar ve kaynak türleri
Örf ve âdet, kanunlar, senato kararları
Eski dönemde hukukun ana kaynağı örf ve âdettir (mores maiorum). Cumhuriyet döneminde halk meclislerinin kabul ettiği kanunlar (leges) ve yalnız pleblerin meclisinde kabul edilen plebiscita önem kazanır; MÖ 287 tarihli lex Hortensia ile plebiscita bütün halkı bağlar hâle gelmiştir. Prensipat döneminde senato kararları (senatus consulta) kanun gücü kazanır; zamanla imparatorun önerisinin okunmasından ibaret hâle gelir.
Praetor ve ius honorarium
MÖ 367’de yargı işleriyle görevli şehir praetoru (praetor urbanus), MÖ 242 civarında ise yabancılar arasındaki ve yabancılarla Romalılar arasındaki uyuşmazlıklara bakan yabancılar praetoru (praetor peregrinus) kurulmuştur. Praetorlar göreve başlarken hangi durumlarda dava hakkı tanıyacaklarını, hangi savunmaları kabul edeceklerini bir bildiri (edictum) ile ilan ederlerdi. Bu bildirilerle oluşan hukuka ius honorarium (magistra hukuku) denir. Praetor teknik olarak kanun koyamaz; ancak dava (actio), def’i (exceptio) ve diğer araçları tanıyıp tanımamak yoluyla fiilen hukuku dönüştürmüştür.
İmparator Hadrianus döneminde (MS 2. yüzyılın ilk yarısı) hukukçu Salvius Iulianus, praetor ediktini son ve değiştirilemez biçimiyle düzenlemiştir (edictum perpetuum). Bundan sonra ediktin gelişimi durmuş, hukuk yaratma ağırlığı imparatora ve hukukçulara geçmiştir.
Hukukçular (iurisprudentia)
Hukuk bilgisi başlangıçta rahiplerin tekelindeydi. Dava kalıplarının yayımlanması ve laik hukukçuların ortaya çıkmasıyla hukuk bilimi gelişti. Hukukçuların başlıca faaliyetleri danışmanlık vermek (respondere), işlem metni hazırlamak (cavere) ve dava yürütmede yol göstermek (agere) olarak özetlenir. Augustus, bazı hukukçulara imparator adına mütalaa verme yetkisi (ius respondendi) tanımıştır.
Klasik dönemde iki hukuk okulu ortaya çıkmıştır: Sabinianus ve Proculianus okulları. Bu iki okulun tartışmaları özellikle eşya hukukunda (ör. işleme yoluyla mülkiyet kazanımı) karşımıza çıkar. Klasik dönemin en tanınmış hukukçuları Gaius, Papinianus, Paulus, Ulpianus ve Modestinus’tur.
MS 426 tarihli Atıf Kanunu (lex citationis) ile mahkemelerde yalnız bu beş hukukçunun görüşlerine dayanılabileceği kabul edildi. Görüşler ayrıldığında çoğunluk, eşitlik hâlinde Papinianus’un görüşü esas alınacak, Papinianus’un o konuda görüşü yoksa hâkim serbestçe karar verecekti. Bu düzenleme, hukuk biliminin artık kendi çözüm üretmekten çok “sayıma” dayandığını gösteren tipik bir klasik sonrası dönem ürünüdür.
İmparator emirnameleri (constitutiones principum)
Prensipat döneminde imparatorun iradesi giderek hukuk kaynağı sayılmıştır. Başlıca türleri: genel bildiriler (edicta), memurlara talimatlar (mandata), yargısal kararlar (decreta) ve başvurulara cevaplar (rescripta). Dominat döneminde imparator emirnameleri neredeyse tek kanun kaynağıdır ve leges olarak anılır; klasik hukukçuların eserleri ise ius olarak ayrı bir kaynak grubu oluşturur.
Hukukun bölümlenmesi
| Ayrım | Anlamı |
|---|---|
| Ius civile | Yalnız Roma vatandaşlarına uygulanan, şekilci, eski kökenli hukuk |
| Ius gentium | Romalılarla yabancılar ve yabancılar arasındaki ilişkilerde uygulanan, daha esnek kurallar; zamanla Romalılar arasında da uygulanmıştır |
| Ius naturale | Hukukçuların, doğanın bütün canlılara öğrettiği kabul edilen kurallar için kullandığı felsefi kavram |
| Ius honorarium | Magistraların (özellikle praetorun) ediktleriyle oluşan hukuk |
| Ius publicum / ius privatum | Ulpianus’a göre devletin durumuyla ilgili olan kamu hukuku ile bireylerin yararıyla ilgili olan özel hukuk ayrımı |
Gaius’un Institutiones’inde (Gai. 1.8) yer alan ünlü cümleye göre kullanılan bütün hukuk ya kişilere (personae), ya eşyaya (res) ya da davalara (actiones) ilişkindir. Bu üçlü ayrım kurumlar (institutiones) sistemi olarak bilinir ve modern medeni kanunların sistematiğini de etkilemiştir.
Kaynaklar: Gaius’tan Corpus Iuris Civilis’e
Gaius Institutiones
MS 2. yüzyılda yaşayan Gaius’un dört kitaptan oluşan ders kitabıdır. Klasik dönemden bize neredeyse tam olarak ulaşan tek eserdir. Metin 1816’da Verona’da, üzerine başka bir metin yazılmış bir parşömende (palimpsest) bulunmuştur. Iustinianus’un Institutiones’i büyük ölçüde bu eser örnek alınarak hazırlanmıştır.
Klasik sonrası derlemeler
Iustinianus’tan önce de imparator emirnamelerini toplama çabaları vardır: özel derlemeler olan Codex Gregorianus ve Codex Hermogenianus ile resmî nitelikteki Codex Theodosianus (MS 438). Batı Roma’nın yıkılmasından sonra Germen kralları da Romalı tebaaları için derlemeler yaptırmıştır (ör. Vizigotlar için Lex Romana Visigothorum).
Corpus Iuris Civilis
Iustinianus (hd. 527–565), Tribonianus başkanlığındaki komisyonlara Roma hukukunun tamamını derletmiştir. Bu bütüne sonradan, 16. yüzyılda verilen adla Corpus Iuris Civilis denir.
| Bölüm | Tarih | İçerik |
|---|---|---|
| Codex | İlk baskı 529, ikinci baskı 534 | İmparator emirnameleri; bize ikinci baskı ulaşmıştır |
| Digesta (Pandectae) | 533 | Klasik hukukçuların eserlerinden seçilmiş parçalar; 50 kitap |
| Institutiones | 533 | Hukuk öğrencileri için ders kitabı; 4 kitap; kanun gücüne sahip |
| Novellae | 534 sonrası | Iustinianus’un sonradan çıkardığı yeni emirnameler; çoğunlukla Yunanca |
Digesta’da her parçanın başında alındığı hukukçu ve eser belirtilir. Derleyiciler metinleri güncel hukuka uydurmak için değişiklikler yapmışlardır; bu değişikliklere interpolasyon denir. Roma hukuku araştırmalarının önemli bir kısmı, klasik metnin özgün hâlini interpolasyonlardan ayırmaya yöneliktir.
Roma hukukunun sonraki etkisi (resepsiyon)
Batı’da Digesta’nın yeniden keşfiyle birlikte 11.–12. yüzyıllarda Bologna’da Irnerius ve öğrencileri (glossatorlar) metinlerin kenarına açıklamalar (glossa) yazmıştır. Ardından gelen yorumcular (kommentatörler) Roma hukukunu dönemin ihtiyaçlarına uyarlamıştır. Kıta Avrupası’nda Roma hukukunun “ortak hukuk” (ius commune) olarak benimsenmesine resepsiyon denir. Almanya’da 19. yüzyıl Pandekt bilimi, Alman Medeni Kanunu’nun (BGB) kavramsal temelini oluşturmuştur.
Pek çok Latince ilke bu dönemde Roma kaynaklarından türetilmiş ya da yeni üretilmiştir. Örneğin “ahde vefa” ilkesini anlatan pacta sunt servanda deyişi Roma hukukuna ait değildir; ortaçağ kilise hukuku ve sonraki doktrin ürünüdür. Roma hukukunda, aşağıda sözleşmeler konusunda görüleceği gibi, her anlaşma dava edilebilir değildi.
Praetor ile bugünkü hâkimin karşılaştırılması
Praetorun ius civile’yi tamamlama işlevi, bugünkü hâkimin kanun boşluğunu doldurma yetkisiyle sıkça karşılaştırılır. Aradaki fark önemlidir: praetor, genel nitelikte ve ileriye dönük bir edikt yayımlayarak kural koyar; modern hâkim ise yalnız önündeki somut uyuşmazlık için, kanun koyucu gibi düşünerek karar verir.
Özet
- Roma hukuku MÖ 753’ten MS 565’e uzanır; hukuk tarihi bakımından eski, klasik ve klasik sonrası dönemlere ayrılır.
- XII Levha (MÖ 451–450) örf ve âdetin yazıya geçirilmiş seçici derlemesidir; resmen hiç kaldırılmamıştır.
- Praetor ediktiyle oluşan ius honorarium, ius civile’yi destekler, tamamlar ve düzeltir; Hadrianus döneminde Iulianus ediktin son biçimini vermiştir.
- Klasik hukukçular (Gaius, Papinianus, Paulus, Ulpianus, Modestinus) hukuk biliminin zirvesidir; 426 tarihli Atıf Kanunu bu beş hukukçuyu esas almıştır.
- Gaius Institutiones klasik dönemden neredeyse tam ulaşan tek eserdir; kişiler–eşya–davalar sistemini kurar.
- Corpus Iuris Civilis: Codex, Digesta (50 kitap), Institutiones (4 kitap, kanun gücünde) ve Novellae.
- Derleyicilerin metinlerde yaptığı değişikliklere interpolasyon denir.
- Pacta sunt servanda Roma kaynaklı değil, ortaçağ kökenli bir ilkedir.