Boşanma kararı, evliliği sona erdirmekle kalmaz; eşlerin kişisel durumu, malvarlığı ve çocuklarla ilişkileri bakımından bir dizi sonuç doğurur. Uygulamada boşanma davalarının asıl uyuşmazlık konusu çoğu zaman bu fer’î sonuçlardır: tazminat, nafaka ve velayet. Bu notta sonuçlar eşler arası ve çocuklar bakımından olmak üzere iki grupta ele alınır; ayrıca yoksulluk nafakasının süresine ilişkin 2026 tarihli Anayasa Mahkemesi kararının güncel metne yansıması açıklanır.
Eşlerin kişisel durumu
Kişisel durum ve soyadı (TMK m.173)
Boşanma hâlinde kadın, evlenmeyle kazandığı kişisel durumunu korur (örneğin evlenmeyle kazanılan erginlik devam eder); ancak evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Kadın evlenmeden önce dul idiyse hâkimden bekârlık soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir.
Kadının boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim kocasının soyadını taşımasına izin verir. Koca, koşulların değişmesi hâlinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir.
Miras hakları (TMK m.181)
Boşanan eşler bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamaz ve boşanmadan önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybederler. Boşanma davası devam ederken eşlerden biri ölürse, ölen eşin mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde de aynı sonuç doğar (m.181/2).
Tazminat
Maddî tazminat (m.174/1)
Şartlar: (1) davacının kusursuz veya daha az kusurlu olması, (2) davalının kusurlu olması, (3) davacının mevcut veya beklenen menfaatlerinin boşanma yüzünden zedelenmesi. Mevcut menfaate örnek, evlilik birliğinin sağladığı geçim desteğinin kaybıdır; beklenen menfaate örnek, ileride doğacak miras veya sosyal güvenlik haklarının yitirilmesidir.
Manevî tazminat (m.174/2)
Şartlar: (1) boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkının saldırıya uğraması, (2) diğer tarafın kusurlu olması. Kanun, maddî tazminattan farklı olarak davacının kusursuz veya daha az kusurlu olmasını lafzen aramaz; ancak kusur karşılaştırması tazminatın miktarında etkili olur.
Yoksulluk nafakası
Şartlar
- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşme: İsteyen taraf, boşanma nedeniyle geçimini sağlayamayacak duruma düşmelidir.
- Kusurunun daha ağır olmaması: İsteyenin kusuru diğerinden ağır olmamalıdır; eşit kusur hâlinde nafaka istenebilir.
- Talep: Hâkim yoksulluk nafakasına kendiliğinden hükmedemez; talep gerekir.
- Yükümlünün malî gücü: Nafaka miktarı yükümlünün malî gücü oranında belirlenir.
Nafaka yükümlüsünün kusurlu olması aranmaz (m.175/2). Yani tamamen kusursuz bir eş de yoksulluğa düşecek diğer eşe nafaka ödemekle yükümlü tutulabilir.
Süre: Anayasa Mahkemesi kararı
mevzuat.gov.tr’deki güncel TMK metnindeki dipnota göre, Anayasa Mahkemesinin 4/6/2026 tarihli ve E.: 2025/156, K.: 2026/131 sayılı kararıyla m.175/1’deki “süresiz olarak” ibaresi iptal edilmiştir. Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (30/6/2027) yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.
Bu nedenle:
- 30/6/2027’ye kadar madde metni “süresiz olarak” ibaresiyle birlikte uygulanmaya devam eder.
- İptal yürürlüğe girdiğinde nafakanın süresine ilişkin yeni bir yasal düzenleme yapılıp yapılmayacağı ve içeriği, bu notun yazıldığı tarihte güncel metinde yer almamaktadır. Konuyu takip ederken mevzuat.gov.tr’deki güncel metin esas alınmalıdır.
Tazminat ve nafakanın ödenmesi, değişmesi ve sona ermesi
Ödeme biçimi (TMK m.176/1-2)
- Maddî tazminat ve yoksulluk nafakası toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenebilir.
- Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez; toptan ödenir.
Kendiliğinden kalkma ve mahkeme kararıyla kaldırma (m.176/3)
| Sebep | Sonuç |
|---|---|
| Alacaklının yeniden evlenmesi | İrat kendiliğinden kalkar |
| Taraflardan birinin ölümü | İrat kendiliğinden kalkar |
| Alacaklının evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşaması | Mahkeme kararıyla kaldırılır |
| Alacaklının yoksulluğunun ortadan kalkması | Mahkeme kararıyla kaldırılır |
| Alacaklının haysiyetsiz hayat sürmesi | Mahkeme kararıyla kaldırılır |
Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılması istenebilir (m.176/4). Hâkim, istem hâlinde irat biçimindeki tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir (m.176/5).
Yetki ve zamanaşımı
- Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m.177).
- Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m.178). Örneğin boşanma davasında talep edilmeyen maddî tazminat, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir davayla istenebilir.
Tedbir nafakası
Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır (TMK m.169). Bu çerçevede eş ve çocuklar lehine hükmedilen nafakaya uygulamada tedbir nafakası denir. Tedbir nafakası kusura bağlı değildir ve dava sürdüğü müddetçe geçerlidir; boşanma kararının kesinleşmesiyle yerini, talep edilmişse yoksulluk ve iştirak nafakasına bırakır.
Mal rejiminin tasfiyesi
Boşanmada mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m.179). Yasal rejim olan edinilmiş mallara katılmada mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer (m.225/2). Ayrılık kararı verilirse mahkeme, ayrılığın süresine ve eşlerin durumuna göre sözleşmeyle kabul edilmiş mal rejiminin kaldırılmasına karar verebilir (m.180).
Çocuklar bakımından sonuçlar
Velayet ve kişisel ilişki (TMK m.182)
Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altındaysa vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocukla kişisel ilişkilerini düzenler. Boşanmada velayet, çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa aittir (TMK m.336/3).
7343 sayılı Kanunla eklenen m.182/2’ye göre mahkeme, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder. Paralel düzenleme m.324/3’te de yer alır.
Kişisel ilişkinin düzenlenmesinde çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur (m.182/3).
İştirak nafakası
Velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (TMK m.182/3). Bu katkıya iştirak nafakası denir. Nafaka miktarı çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir; çocuğun gelirleri de göz önünde tutulur ve nafaka her ay peşin ödenir (m.330). Hâkim, istem hâlinde irat biçimindeki bu giderlerin gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini de karara bağlayabilir (m.182/4).
Bakım borcu kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar sürer; çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa ana ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde, eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür (m.328).
Durumun değişmesi (TMK m.183)
Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır. Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır (m.331).
Karşılaştırma tablosu
| Talep | Dayanak | Talep edenin kusuru | Karşı tarafın kusuru | Ödeme biçimi |
|---|---|---|---|---|
| Maddî tazminat | m.174/1 | Kusursuz veya daha az kusurlu | Kusurlu olmalı | Toptan veya irat |
| Manevî tazminat | m.174/2 | Kişilik hakkı saldırıya uğramış olmalı | Kusurlu olmalı | Yalnızca toptan |
| Yoksulluk nafakası | m.175 | Daha ağır kusurlu olmamalı | Aranmaz | Toptan veya irat |
| İştirak nafakası | m.182/3 | — | Aranmaz | Her ay peşin (m.330/2) |
Özet
- Boşanan kadın evlenmeyle kazandığı kişisel durumu korur, evlenmeden önceki soyadını yeniden alır; menfaat ve zarar yokluğu ispatlanırsa kocanın soyadını taşımasına izin verilebilir (TMK m.173).
- Kusursuz veya daha az kusurlu taraf maddî tazminat; kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf kusurlu eşten manevî tazminat isteyebilir (m.174).
- Yoksulluk nafakası, kusuru daha ağır olmayan ve boşanmayla yoksulluğa düşecek tarafa, yükümlünün kusuru aranmaksızın verilir (m.175).
- AYM, m.175’teki “süresiz olarak” ibaresini 4/6/2026 tarihli kararla iptal etmiştir; iptal 30/6/2027’de yürürlüğe girecektir.
- Manevî tazminat irat olarak ödenemez; irat, alacaklının evlenmesi veya ölümle kendiliğinden kalkar; fiilî birliktelik, yoksulluğun kalkması veya haysiyetsiz hayat hâlinde mahkemece kaldırılır (m.176).
- Boşanmadan doğan dava hakları, hükmün kesinleşmesinden itibaren bir yılda zamanaşımına uğrar (m.178).
- Boşanan eşler birbirine yasal mirasçı olamaz; dava sırasında ölümde mirasçının davaya devamı ve sağ kalanın kusurunun ispatı aynı sonucu doğurur (m.181).
- Hâkim velayeti ve kişisel ilişkiyi düzenler, kişisel ilişkiye uyulmazsa velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder; velayeti almayan eş iştirak nafakası öder (m.182).