Boşanma, geçerli olarak kurulmuş bir evliliğin, kanunda sayılan sebeplerden birine dayanılarak hâkim kararıyla sona erdirilmesidir. Türk hukukunda boşanma ancak kanunda gösterilen sebeplerle ve mahkeme kararıyla mümkündür; tarafların anlaşması bile tek başına evliliği sona erdirmez. TMK boşanma sebeplerini özel ve genel sebepler olarak ikiye ayırır. Bu ayrım, ispat kolaylığı, hak düşürücü süreler ve kusur bakımından önemli sonuçlar doğurur.
Boşanma sebeplerinin sınıflandırılması
| Sebep | Madde | Tür | Süre | Af |
|---|---|---|---|---|
| Zina | TMK m.161 | Özel, mutlak | Öğrenmeden 6 ay, her hâlde eylemden 5 yıl | Affeden dava açamaz |
| Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış | TMK m.162 | Özel, mutlak | Öğrenmeden 6 ay, her hâlde sebebin doğumundan 5 yıl | Affeden dava açamaz |
| Küçük düşürücü suç, haysiyetsiz hayat | TMK m.163 | Özel, nisbî | Her zaman | Düzenleme yok |
| Terk | TMK m.164 | Özel, mutlak (şartları sağlanınca) | İhtar sistemine bağlı | Düzenleme yok |
| Akıl hastalığı | TMK m.165 | Özel, nisbî | Süre yok | Düzenleme yok |
| Evlilik birliğinin temelinden sarsılması | TMK m.166 | Genel, nisbî | Süre yok | — |
Mutlak sebep, varlığı ispatlandığında hâkimin ayrıca ortak hayatın çekilmez olup olmadığını araştırmasına gerek bırakmayan sebeptir. Nisbî sebepte ise hâkim, olayın evlilik birliğine etkisini ve ortak hayatın diğer eşten beklenip beklenemeyeceğini değerlendirir.
Özel boşanma sebepleri
Zina (TMK m.161)
Eşlerden biri zina ederse diğer eş boşanma davası açabilir. Zina, evli bir kişinin eşinden başka biriyle isteyerek cinsel ilişkide bulunmasıdır. Dava hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur (m.161/3). Af açık olabileceği gibi, zinayı öğrendikten sonra eşle olağan evlilik hayatını sürdürmek gibi davranışlardan da çıkarılabilir.
Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m.162)
Eşlerden her biri, diğeri tarafından hayatına kastedilmesi, kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Hayata kastta eylemin teşebbüs aşamasında kalması da yeterlidir. Pek kötü davranış; ağır şiddet, işkence niteliğindeki davranışlar gibi vücut bütünlüğüne veya sağlığa yönelik ağır saldırıları; onur kırıcı davranış ise eşin şeref ve haysiyetini ağır biçimde zedeleyen davranışları kapsar. Süre ve af kuralları zinadaki gibidir.
Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m.163)
Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir. Burada iki unsur birlikte aranır: küçük düşürücü suç ya da haysiyetsiz hayat ve bunun sonucunda birlikte yaşamanın beklenemez hâle gelmesi. Bu nedenle sebep nisbîdir.
Terk (TMK m.164)
Terk sebebinin şartları:
- Terk fiili: Evlilik yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla ortak konutu terk veya haklı sebep olmadan ortak konuta dönmeme. Diğerini ortak konutu terke zorlayan ya da dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır (manevi terk).
- Süre: Ayrılık en az altı ay sürmüş ve hâlen devam ediyor olmalıdır.
- İhtar: Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiğini ve dönmezse doğacak sonuçları bildirir. Gerektiğinde ihtar ilân yoluyla yapılır.
- Zamanlama kuralları: Altı aylık sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar istenemez; ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz (m.164/2).
Akıl hastalığı (TMK m.165)
Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla diğer eş boşanma davası açabilir. Üç şart vardır: akıl hastalığı, ortak hayatın çekilmezliği ve hastalığın iyileşmezliğinin resmî sağlık kurulu raporuyla tespiti. Bu sebepte kusur aranmaz.
Genel boşanma sebebi: evlilik birliğinin sarsılması
Temel kural ve itiraz hakkı (m.166/1-2)
Birinci fıkradaki sebep, uygulamada en sık başvurulan boşanma sebebidir (şiddetli geçimsizlik). Kanun, kusuru daha ağır olan eşin bu sebeple dava açmasına engel olmaz; ancak davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı vardır. Bununla birlikte itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir (m.166/2).
Anlaşmalı boşanma (m.166/3)
Evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Ancak hâkimin boşanmaya karar verebilmesi için:
- Tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi,
- Boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hakkında taraflarca kabul edilen düzenlemeyi uygun bulması gerekir.
Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatini gözeterek anlaşmada değişiklik yapabilir; bu değişiklikler taraflarca da kabul edilirse boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde “tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı” kuralı (m.184/3) uygulanmaz.
Fiilî ayrılık (m.166/4)
Bu fıkra 14/11/2024 tarihli ve 7532 sayılı Kanunla değiştirilmiştir. Güncel metinde aranan süre, ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıldır. Şartlar: (1) önceki boşanma davasının reddedilmiş ve ret kararının kesinleşmiş olması, (2) kesinleşmeden itibaren bir yıl geçmesi, (3) bu sürede ortak hayatın yeniden kurulamamış olması. Şartlar gerçekleşince evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır (aksi ispat edilemeyen karine) ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Ortak hayatın neden kurulamadığı ve önceki davayı kimin açtığı önemli değildir; önceki davanın davalısı da yeni davayı açabilir.
Dava, ayrılık ve karar
Boşanma veya ayrılık talebi
Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir (TMK m.167). Boşanma sebebi ispatlanırsa hâkim boşanmaya veya ayrılığa karar verir; ancak:
- Dava yalnız ayrılığa ilişkinse boşanmaya karar verilemez (m.170/2).
- Dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir (m.170/3).
Ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar karar verilebilir; süre ayrılık kararının kesinleşmesiyle işler (m.171). Süre bitince ayrılık kendiliğinden sona erer; ortak hayat yeniden kurulmamışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir (m.172).
Yetki ve geçici önlemler
Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m.168). Dava açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır (m.169). Uygulamada eş ve çocuk lehine bu kapsamda bağlanan nafakaya tedbir nafakası denir.
Boşanmada yargılama usulü (TMK m.184)
Boşanma davası HMK’ya tabidir; ancak şu özel kurallar saklıdır:
- Hâkim, olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz.
- Hâkim bu olgular hakkında taraflara yemin öneremez.
- Tarafların bu konudaki ikrarları hâkimi bağlamaz.
- Hâkim kanıtları serbestçe takdir eder.
- Boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar hâkim onaylamadıkça geçerli olmaz.
- Hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.
Özet
- Boşanma ancak kanundaki sebeplerle ve hâkim kararıyla olur; sebepler özel (m.161–165) ve genel (m.166) olarak ikiye ayrılır.
- Zina ve hayata kast/pek kötü/onur kırıcı davranışta dava hakkı öğrenmeden altı ay, her hâlde beş yıl içinde kullanılır; affeden dava açamaz (m.161–162).
- Küçük düşürücü suç ve haysiyetsiz hayat sebebiyle her zaman dava açılabilir; birlikte yaşamanın beklenemezliği aranır (m.163).
- Terkte ayrılık en az altı ay sürmeli; ihtar dördüncü aydan sonra istenir; ihtardan iki ay geçmeden dava açılamaz (m.164).
- Akıl hastalığında iyileşmezlik resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmelidir (m.165).
- Evlilik birliğinin sarsılmasında daha ağır kusurlu davacıya karşı davalının itiraz hakkı vardır; itiraz hakkın kötüye kullanılmasıysa boşanmaya karar verilebilir (m.166/1-2).
- Anlaşmalı boşanma için en az bir yıllık evlilik, tarafların bizzat dinlenmesi ve anlaşmanın uygun bulunması gerekir (m.166/3).
- 7532 sayılı Kanunla değişen m.166/4’e göre ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ortak hayat kurulamamışsa boşanmaya karar verilir.
- Ayrılık bir ila üç yıl için verilir; boşanma usulünde ikrar ve yemin hâkimi bağlamaz (m.170–172, 184).