Temel haklar mutlak değildir; başkalarının hakları ve toplumun ortak çıkarları karşısında sınırlanabilir. Ancak anayasacılığın amacı iktidarı sınırlamak olduğundan, hakları sınırlama yetkisinin de sınırlanması gerekir. 1982 Anayasası bu “sınırlamanın sınırı” sistemini m.13’te kurar. Madde, olağan dönemde her sınırlama işleminin uyması gereken güvenceleri içerdiği için anayasa hukukunun ve anayasa yargısının en çok uygulanan hükümlerinden biridir.
Temel kavramlar
- Sınırlama: Hakkın kapsamının daraltılması veya kullanılmasının belirli koşullara bağlanması. Kalıcıdır ve olağan dönemde yapılır (m.13).
- Düzenleme: Hakkın kullanılmasının biçim ve usulünün belirlenmesi; hakkı daraltmayan teknik kurallar. Anayasa bazı hükümlerde düzenlemenin sınırlama sayılmadığını açıkça belirtir.
- Durdurma: Olağanüstü dönemlerde hakkın kullanılmasının geçici olarak kısmen veya tamamen askıya alınması (m.15).
m.13’ün gelişimi
| Dönem | Sınırlama sistemi |
|---|---|
| 1961 Anayasası (ilk metin) | Kanunla ve Anayasanın sözüne ve özüne uygun sınırlama; öze dokunma yasağı |
| 1971 değişikliği | Genel sınırlama sebepleri eklendi |
| 1982 Anayasası (ilk metin) | Bütün haklar için geçerli genel sınırlama sebepleri (ülke bütünlüğü, millî egemenlik, kamu düzeni vb.) + maddelerdeki özel sebepler; sınırlamaların demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamayacağı öngörülmüş, ancak öze dokunma yasağına açıkça yer verilmemişti |
| 2001 değişikliği (4709) | Genel sebepler kaldırıldı; yalnızca özel sınırlama sebepleri; öze dokunma yasağı ve ölçülülük ilkesi açıkça eklendi |
Sınırlamanın güvenceleri
m.13 iki grup ölçüt koyar: Sınırlamanın şartları (birinci cümle) ve sınırlamanın sınırları (ikinci cümle).
1. Kanunla sınırlama (kanunilik)
Temel haklar “ancak kanunla” sınırlanabilir. Bunun sonuçları:
- Sınırlama TBMM’nin kabul ettiği şekli kanunla yapılır. Yönetmelik veya genelge ile doğrudan sınırlama yapılamaz; idare ancak kanunun çizdiği çerçevede uygulama kuralı koyabilir.
- Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, olağan dönemde Birinci ve İkinci Bölümdeki temel ve kişi hakları ile Dördüncü Bölümdeki siyasi hakları düzenleyemez (m.104/17); sınırlayamayacağı evleviyetle açıktır.
- Kanun belirli, erişilebilir ve öngörülebilir olmalıdır. Sınırlamanın kapsamını tamamen idareye bırakan, ölçüsüz ve belirsiz yetki veren kanun kanunilik şartını karşılamaz.
2. Anayasanın ilgili maddesinde belirtilen sebepler
Her hak, ancak kendi maddesinde sayılan amaçlarla sınırlanabilir. Örneğin düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti için:
Bir kanun düşünce özgürlüğünü, m.26/2’de sayılmayan bir amaçla (ör. yalnızca “ekonomik verimlilik” amacıyla) sınırlarsa m.13’e aykırı olur.
Sınırlama sebebi öngörülmemiş haklar: Bazı haklar için Anayasa hiçbir özel sınırlama sebebi göstermemiştir (ör. m.25’teki düşünce ve kanaat hürriyeti; işkence ve eziyet yasağı m.17/3). Öğretide ve anayasa yargısı uygulamasında, bu hakların bile mutlak sınırsız olmadığı; Anayasanın başka maddelerinde yer alan kurallar ve başkalarının hakları gibi “doğal sınırlar” çerçevesinde değerlendirileceği kabul edilir. Ancak bu yaklaşımın m.13’teki “yalnızca ilgili maddede belirtilen sebepler” ifadesini aşındırmaması gerektiği de vurgulanır. İşkence yasağı gibi bazı haklar ise hiçbir koşulda sınırlanamayan çekirdek niteliğindedir.
3. Öze dokunma yasağı
Hakkın özü, ona dokunulduğunda hakkın anlamını yitireceği çekirdek alanıdır. Öğretide genel kabul gören ölçüte göre, hakkı kullanılamaz hâle getiren ya da kullanılmasını ciddi ölçüde zorlaştırarak etkisiz kılan ve amacına ulaşmasını engelleyen sınırlama hakkın özüne dokunur. Öz kavramı mutlak bir değer olarak her hak için ayrı ayrı belirlenir.
4. Anayasanın sözüne ve ruhuna uygunluk
Sınırlama yalnızca ilgili maddeye değil, Anayasanın bütün hükümlerine ve onların dayandığı temel değerlere (Başlangıç, m.2’deki nitelikler) uygun olmalıdır. Bu ölçüt, Anayasanın bir bütün olarak yorumlanmasını gerektirir.
5. Demokratik toplum düzeninin gerekleri
Sınırlama, çoğulcu ve özgürlükçü bir demokratik toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmelidir. Bu ölçüt Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki “demokratik bir toplumda gerekli olma” ölçütüyle paraleldir. Sınırlama, demokrasinin olağan işleyişi bakımından istisnai olmalı ve hakkı kural olmaktan çıkarmamalıdır.
6. Laik Cumhuriyetin gerekleri
2001 değişikliğiyle eklenen bu ölçüt, sınırlamaların laiklik ilkesiyle bağdaşmasını şart koşar. Örneğin bir hak, belirli bir dinin kurallarını devlet düzenine taşıma amacıyla sınırlanamaz; aynı şekilde m.24/5’teki dini istismar yasağı da bu çerçevede değerlendirilir.
7. Ölçülülük ilkesi
Ölçülülük, sınırlamanın amaç ile araç arasında makul bir dengeye dayanmasını ifade eder ve üç alt ilkeden oluşur:
| Alt ilke | Sorulan soru |
|---|---|
| Elverişlilik | Seçilen araç, ulaşılmak istenen amaca ulaşmaya uygun mu? |
| Gereklilik | Aynı amaca daha hafif bir araçla ulaşılabilir mi? Ulaşılabiliyorsa sınırlama gereksizdir. |
| Orantılılık (dar anlamda) | Sınırlamayla elde edilen kamu yararı ile bireye yüklenen külfet arasında makul denge var mı? Bireye aşırı yük yükleniyor mu? |
Hak çatışmaları ve denge kurma
Uygulamada sınırlama çoğu zaman bir kamu yararı amacından değil, iki temel hakkın çatışmasından doğar. Örneğin basın özgürlüğü (m.28) ile bir kişinin özel hayatının gizliliği (m.20) ya da şeref ve itibarı (m.17) karşı karşıya gelebilir. m.26/2’deki “başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının … korunması” sebebi, bu tür çatışmalarda hakkın sınırlanmasının anayasal dayanağıdır. Bu durumda hiçbir hak diğerine kendiliğinden üstün tutulmaz; somut olayın koşulları içinde iki hak arasında adil bir denge kurulur. Haberin kamu yararı taşıyıp taşımadığı, gerçeğe uygunluğu, kişinin kamusal kimliği ve kullanılan dilin ölçüsü gibi unsurlar bu dengede tartılır. Dengeleme yapılırken de ölçülülük ilkesi uygulanır: Bir hakkı korumak için öteki hakkın gereğinden fazla kısıtlanmaması gerekir.
m.13 güvencelerinin denetimi
m.13’teki ölçütler iki temel yargısal denetim yolunda işler:
- Norm denetimi: Anayasa Mahkemesi, iptal davası veya itiraz yoluyla önüne gelen bir kanun hükmünün temel hakları m.13’e aykırı biçimde sınırlayıp sınırlamadığını denetler; aykırılık varsa hükmü iptal eder (m.148/1).
- Bireysel başvuru: Somut bir kamu gücü işlemi veya eylemi nedeniyle hakkı ihlal edildiğini ileri süren kişi, olağan kanun yollarını tükettikten sonra AYM’ye başvurabilir (m.148/3). Bu incelemede de müdahalenin kanuni dayanağı, meşru amacı, demokratik toplumda gerekliliği ve ölçülülüğü değerlendirilir.
Bu nedenle m.13, yalnızca yasa koyucuya değil, kanunu uygulayan idareye ve mahkemelere de yönelik bir ölçüttür: Kanun Anayasaya uygun olsa bile somut uygulama ölçüsüz olabilir.
Sınırlamanın diğer anayasal sınırları
- m.14/2: Anayasa hükümlerinden hiçbiri, temel hakların Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyeti mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.
- m.15: Olağanüstü dönemlerde bile dokunulamayacak çekirdek haklar belirlenmiştir; olağan dönemde bu haklara yönelik sınırlamalar evleviyetle daha sıkı denetlenir.
- m.90/5: Temel haklara ilişkin andlaşmalarla çatışan kanun hükümleri uygulanmaz; sınırlama, Türkiye’nin taraf olduğu insan hakları andlaşmalarına da uygun olmalıdır.
m.13 ile m.15’in karşılaştırılması
| Ölçüt | Sınırlama (m.13) | Durdurma (m.15) |
|---|---|---|
| Dönem | Olağan dönem | Savaş, seferberlik, olağanüstü hal |
| Etki | Hakkın kapsamını daraltır | Hakkın kullanılmasını kısmen veya tamamen askıya alır ya da güvencelerine aykırı tedbire imkân verir |
| Süre | Kalıcı olabilir | Geçicidir; durumun gerektirdiği ölçüde |
| Araç | Kanun | Kanun ve olağanüstü hâl CBK’leri |
| Dokunulmaz alan | Hakkın özü | m.15/2’deki çekirdek haklar |
Özet
- Sınırlama olağan dönemde hakkın kapsamını daraltır; durdurma olağanüstü dönemde geçici askıya almadır; düzenleme ise kural olarak sınırlama sayılmaz.
- 2001 değişikliğiyle genel sınırlama sebepleri kaldırıldı; artık yalnızca ilgili maddelerde sayılan özel sebeplerle sınırlama yapılabilir.
- Şartlar: kanunla sınırlama ve ilgili maddedeki sebebe dayanma.
- Sınırlar: öze dokunmama, Anayasanın sözü ve ruhu, demokratik toplum düzeninin gerekleri, laik Cumhuriyetin gerekleri, ölçülülük.
- Ölçülülük: elverişlilik, gereklilik, dar anlamda orantılılık.
- CBK ile olağan dönemde temel haklar, kişi hakları ve siyasi haklar düzenlenemez (m.104/17).
- Kanun belirli ve öngörülebilir olmalı; sınırlamanın kapsamını idarenin takdirine bırakmamalıdır.