Bireysel başvuru, kamu gücünün temel hak ve özgürlükleri ihlal ettiğini iddia eden kişinin, olağan yolları tükettikten sonra doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurabilmesini sağlayan ikincil ve olağanüstü bir koruma yoludur. 2010 Anayasa değişikliğiyle (5982 sayılı Kanun) AY m.148’e eklenmiş, 6216 sayılı Kanunla ayrıntılı biçimde düzenlenmiş ve 23/9/2012 tarihinde işlemeye başlamıştır. Norm denetiminden farklı olarak burada konu bir kuralın kendisi değil, somut bir olayda kişinin hakkının ihlal edilip edilmediğidir.
Hukuki dayanak ve nitelik
Bireysel başvurunun temel nitelikleri şunlardır:
- İkincillik: Hak ihlalini gidermek öncelikle idari makamların ve derece mahkemelerinin görevidir. AYM ancak bu yollar sonuç vermezse devreye girer.
- Ortak koruma alanı: Başvuruya konu hakkın hem Anayasada güvence altına alınmış olması hem de AİHS veya Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına girmesi gerekir. Yalnızca Anayasada yer alıp Sözleşme kapsamında bulunmayan haklar (örneğin pek çok sosyal ve ekonomik hak) bireysel başvurunun konusu olamaz.
- Kamu gücü şartı: İhlal, yasama, yürütme veya yargı yetkisi kullanan bir kamu gücünün işlem, eylem veya ihmalinden kaynaklanmalıdır. Özel kişiler arasındaki ilişkilerden doğan ihlal iddiaları ancak devletin koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği (örneğin yargı makamlarının etkili bir inceleme yapmadığı) ileri sürülerek başvuruya konu edilebilir.
Konu bakımından sınırlar
AY m.148/3 ve 6216 sayılı Kanun m.45’e göre:
- İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem veya ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamı tüketilmiş olmalıdır.
- Yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamaz. Bunların uygulanmasıyla ortaya çıkan bireysel işlemler ise başvuruya konu olabilir.
- AYM kararları bireysel başvurunun konusu olamaz.
- Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler bireysel başvuruya konu olamaz. Örneğin AY m.79’a göre aleyhine başka bir mercie başvurulamayan YSK kararları ve AY m.159’a göre meslekten çıkarma dışındaki HSK kararları bu kapsamdadır.
Kişi bakımından sınırlar
| Başvurucu | Durum (6216 sayılı Kanun m.46) |
|---|---|
| Gerçek kişiler | Güncel, kişisel ve doğrudan etkilenme şartıyla başvurabilir |
| Özel hukuk tüzel kişileri | Yalnızca tüzel kişiliğe ait haklarının ihlali gerekçesiyle başvurabilir |
| Kamu tüzel kişileri | Başvuramaz |
| Yabancılar | Yalnızca Türk vatandaşlarına tanınan haklar konusunda başvuramaz; diğer haklar için başvurabilir |
“Güncel, kişisel ve doğrudan” ölçütü, başvurucunun mağdur olmasını ifade eder. Örneğin bir derneğin, üyelerinin bireysel haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle kendi adına başvurması bu ölçüte uymaz; dernek ancak kendi tüzel kişiliğine ait haklar (ör. örgütlenme özgürlüğü, mülkiyet hakkı) için başvurabilir.
Zaman bakımından sınırlar ve süre
AYM, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceler (6216 sayılı Kanun Geçici m.1/8). Bu tarihten önce kesinleşmiş işlemler, ihlal sonrasında sürse bile kural olarak zaman bakımından yetki dışında kalır.
Haklı bir mazeret nedeniyle süresinde başvuramayan kişi, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde ve mazeretini belgeleyen delillerle başvurabilir; AYM önce mazereti inceler.
Başvuru usulü
- Başvuru doğrudan, mahkemeler veya yurt dışı temsilcilikler aracılığıyla yapılabilir (6216 sayılı Kanun m.47/1).
- Bireysel başvuru harca tabidir. Bireysel başvuru dışındaki AYM başvuruları ise harçtan muaftır (6216 sayılı Kanun m.64).
- Dilekçede başvurucunun kimlik ve adresi, ihlal edildiği ileri sürülen hak ve dayanılan Anayasa hükümleri, ihlal gerekçeleri, başvuru yollarının tüketilme aşamaları, tüketme veya öğrenme tarihi ve varsa zarar gösterilir; deliller, işlem veya kararın örneği ve harç belgesi eklenir.
- Avukatla temsil hâlinde vekâletname sunulur.
- Eksiklik varsa on beş günü geçmemek üzere süre verilir; geçerli mazeret olmaksızın tamamlanmazsa başvuru reddedilir.
Kabul edilebilirlik incelemesi
Kabul edilebilirlik kararı için 6216 sayılı Kanun m.45–47’deki şartların (konu, kişi, tüketme, süre, usul) taşınması gerekir. Bunların yanında AYM:
- Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamı ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile
- Açıkça dayanaktan yoksun başvuruların
kabul edilemezliğine karar verebilir (6216 sayılı Kanun m.48/2).
İnceleme komisyonlarca yapılır. Komisyon kabul edilemezliğe oy birliğiyle karar verirse kabul edilemezlik kararı verilir; oy birliği sağlanamayan dosyalar bölümlere gönderilir. Kabul edilemezlik kararları kesindir.
Esas inceleme
- Esas inceleme bölümler tarafından yapılır. AYM’de bireysel başvurular için, bir başkanvekili başkanlığında altışar üyeli iki bölüm vardır; bölümler başkanvekili başkanlığında dört üyenin katılımıyla toplanır (6216 sayılı Kanun m.22).
- Kabul edilebilirlik kararından sonra başvurunun bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilir; Bakanlık gerekli görürse yazılı görüş bildirir.
- İnceleme kural olarak dosya üzerinden yapılır; gerekirse duruşma yapılabilir.
- Bölümler, başvurucunun temel haklarının korunması için zorunlu gördükleri tedbirlere resen veya talep üzerine karar verebilir. Tedbir kararı verilirse esas hakkındaki kararın en geç altı ay içinde verilmesi gerekir; aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar (6216 sayılı Kanun m.49/5).
Bu kural, AYM’nin “dördüncü derece yargı mercii” gibi çalışmasını engeller. Delillerin değerlendirilmesi, maddi olguların tespiti ve kanunların yorumu kural olarak derece mahkemelerine aittir. AYM ancak bu değerlendirme bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içeriyorsa ya da başlı başına bir temel hakkı ihlal ediyorsa müdahale eder.
Kararlar ve sonuçları
AYM esas inceleme sonunda hakkın ihlal edildiğine veya edilmediğine karar verir (6216 sayılı Kanun m.50).
- İhlal kararında ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir; ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez.
- İhlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, dosya yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamada hukuki yarar yoksa başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açma yolu gösterilebilir.
- Yeniden yargılama yapan mahkeme, AYM’nin açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde, mümkünse dosya üzerinden karar verir.
- Bölüm kararları ilgililere ve Adalet Bakanlığına tebliğ edilir ve AYM’nin internet sayfasında yayımlanır.
- Komisyonlar arasındaki içtihat farklılıklarını bağlı oldukları bölüm, bölümler arasındakini Genel Kurul giderir.
- Başvurudan feragat hâlinde düşme kararı verilir.
Bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucu aleyhine, yargılama giderleri dışında iki bin Türk lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir (6216 sayılı Kanun m.51). Bu ceza verildiği anda kesindir, derhâl infaz edilir, seçenek yaptırıma çevrilemez ve adli sicile işlenmez (6216 sayılı Kanun m.60/6).
Norm denetimi ile karşılaştırma
| Ölçüt | Bireysel başvuru | Norm denetimi |
|---|---|---|
| Konu | Somut işlem, eylem veya ihmal | Kanun, CBK, İçtüzük |
| Başvuran | Hakkı doğrudan etkilenen kişi | Cumhurbaşkanı, parti grupları, 1/5 milletvekili veya mahkeme |
| Süre | Tüketmeden/öğrenmeden itibaren 30 gün | Esas bakımından 60 gün (iptal davası) |
| Karar organı | Komisyon ve bölümler | Genel Kurul |
| Harç | Var | Yok |
| Sonuç | İhlal tespiti, yeniden yargılama, tazminat | Normun iptali |
Özet
- Bireysel başvuru, Anayasa ile AİHS ve ek protokollerin ortak koruma alanındaki hakların kamu gücünce ihlali iddiasıyla yapılır.
- İdari ve yargısal yolların tamamı tüketilmeli; başvuru 30 gün içinde yapılmalıdır; haklı mazerette mazeretin kalkmasından itibaren 15 gün vardır.
- Yasama işlemleri ve düzenleyici idari işlemler doğrudan, AYM kararları ve yargı denetimi dışındaki işlemler hiçbir şekilde başvuruya konu olamaz.
- Kamu tüzel kişileri başvuramaz; özel hukuk tüzel kişileri yalnız kendi hakları için başvurabilir; yabancılar yalnız vatandaşlara özgü haklar için başvuramaz.
- 23/9/2012’den sonra kesinleşen işlem ve kararlar incelenir.
- Kabul edilemezlik komisyonda oy birliğiyle verilir ve kesindir; esas inceleme bölümlerde yapılır.
- Tedbir kararında esas hakkındaki karar 6 ay içinde verilmezse tedbir kendiliğinden kalkar.
- Kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlar incelenemez; ihlal mahkeme kararından doğmuşsa yeniden yargılama yapılır.