Tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak için yaptığı işlemleri etkisiz kılarak o malları yeniden cebri icraya açan bir davadır. Borçlu malını yakınına bağışlar, düşük bedelle satar ya da alacaklılarını zarara uğratmak kastıyla bir işlem yaparsa, alacaklı bu davayla o mal üzerinde haciz ve satış yetkisi elde eder. Düzenleme İİK m.277–284’tedir; 24/12/2025 tarihli 7571 sayılı Kanunla m.278 yeniden yazılmıştır.
Davanın amacı ve niteliği
Kanun “butlan” kelimesini kullansa da iptal edilen işlem herkes bakımından geçersiz hâle gelmez. Baskın görüşe göre dava, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki işlemi ortadan kaldırmaz; yalnızca davacı alacaklıya, üçüncü kişiye geçmiş mal üzerinde cebri icraya başvurma yetkisi verir. Bu nedenle mal tapuda üçüncü kişi adına kayıtlı kalır, ancak davacı alacaklı onu haczettirip sattırabilir (İİK m.283/1). Davanın şahsi nitelikte olduğu ve sonucunun yalnızca davacıya yaradığı kabul edilir.
Taraflar
Davacı
İİK m.277’ye göre davayı şunlar açabilir:
- Elinde geçici (muvakkat) veya kesin aciz vesikası bulunan her alacaklı;
- İflas idaresi, ya da m.245 ve m.255/3’te yazılı hâllerde alacaklıların kendileri (masanın takip etmeye gerek görmediği bir iddianın takip hakkının isteyen alacaklıya devredildiği durumlar).
Aciz vesikası yerine geçen belgeler de bu hakkı verir. Haczi kabil mal bulunamazsa haciz tutanağı aciz vesikası hükmündedir; takdir edilen değere göre malların yetersizliği anlaşılırsa tutanak geçici aciz vesikası yerine geçer ve alacaklıya m.277’deki hakları verir (İİK m.105).
Davalı
İptal davası borçlu ve borçlu ile hukuki işlem yapan ya da borçlunun kendisine ödeme yaptığı kişiler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca kötü niyetli üçüncü kişiler aleyhine de dava açılabilir (İİK m.282).
Örneğin borçlu taşınmazı oğluna bağışlamış, oğul da onu iyi niyetli bir alıcıya satmışsa iyi niyetli alıcının edinimi korunur; bu durumda dava malın yerine geçen değere yönelir.
İptal sebepleri
Kanun üç iptal sebebi öngörür. Her birinin şartları ve geriye dönük süreleri farklıdır.
1. İvazsız tasarruflar (İİK m.278)
7571 sayılı Kanunla yenilenen m.278/2’ye göre şu tasarruflar da bağışlama sayılır:
- a) Gerçek değerine uygun ivazlı olduğu ispatlanmadıkça; altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dahil kan hısımları, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşi, üçüncü derece dahil kayın hısımları, evlat edinenle evlatlık ve ortak konutta yaşayan kişiler arasında yapılan tasarruflar.
- b) Aksi ispatlanmadıkça, sözleşme anında borçlunun kendi verdiği şeyin gerçek değerine göre pek aşağı bir fiyatı karşılık olarak kabul ettiği sözleşmeler.
- c) Uygun bir karşılık sağlandığı ispatlanmadıkça, borçlunun kendisine veya üçüncü kişi yararına ömür boyu gelir ya da intifa hakkı kurduğu sözleşmeler ile ölünceye kadar bakma sözleşmeleri.
Bu bentlerde ispat yükü yer değiştirir: ivazlı ve değerine uygun olduğunu, işlemden yararlanan taraf ispatlamalıdır. İvazsız tasarruflarda üçüncü kişinin iyi niyeti önemli değildir; karşılıksız kazanan kişi korunmaya değer görülmez.
2. Aciz hâlinde yapılan tasarruflar (İİK m.279)
Borcunu ödemeyen borçlunun hacizden, mal bulunmaması nedeniyle acizden veya iflasın açılmasından önceki bir sene içinde yaptığı şu işlemler batıldır:
- Daha önce teminat vermeyi taahhüt etmediği hâlde mevcut bir borcu güvenceye almak için kurduğu rehinler;
- Para veya olağan ödeme araçları dışında bir yolla yapılan ödemeler (ör. borca karşılık mal vermek);
- Vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler;
- Kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler.
Bu işlemlerden yararlanan kişi, borçlunun mali durumunu bilmediğini ispat ederse iptal davası dinlenmez (İİK m.279/son). Burada iyi niyetin ispat yükü yararlanan kişidedir.
3. Zarar verme kastıyla yapılan tasarruflar (İİK m.280)
Malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler; borçlunun mali durumunun ve zarar kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir. Ancak işlemin yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takipte bulunulmuş olmalıdır (İİK m.280/1).
Kanun iki önemli karine öngörür:
- Yakınlık karinesi (m.280/3): Üçüncü kişi borçlunun eşi, usul veya füruu, üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve kayın hısımları, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun durumunu bildiği farz olunur. Üçüncü kişi aksini ancak m.279’un son fıkrasına göre, yani borçlunun durumunu bilmediğini ispatlayarak çürütebilir.
- Ticari işletme devri karinesi (m.280/4): Ticari işletmeyi veya iş yerindeki ticari malların tamamını ya da önemli bir kısmını devralan veya satın alan, ya da bir kısmını edinip iş yerini sonradan kullanan kişinin, borçlunun zarar verme kastını bildiği ve borçlunun da bu kastla hareket ettiği kabul edilir. Karine, devirden en az üç ay önce davacı alacaklıya yazılı bildirim yapıldığı veya kanunda belirtilen biçimde ilan edildiği ispatlanarak çürütülebilir.
| Sebep | Geriye dönük dönem | Başlangıç anı | İyi niyetin rolü |
|---|---|---|---|
| İvazsız tasarruf (m.278) | 1 yıl | Aciz belgesi/haciz tutanağı ya da iflasın açılması | Önemsiz |
| Aciz hâli tasarrufları (m.279) | 1 sene | Haciz, aciz veya iflasın açılması | Yararlanan, durumu bilmediğini ispatlarsa dava dinlenmez |
| Zarar verme kastı (m.280) | İşlemden itibaren 5 yıl içinde takip | İşlem tarihi | Karşı tarafın bilmesi/bilmesi gerekmesi şart |
Yargılama
Mahkeme iptal davalarını basit yargılama usulüyle görür ve uyuşmazlığı hal ve şartlara göre serbestçe takdir eder (İİK m.281/1). Hâkim, iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebiyle ihtiyati haciz kararı verebilir; teminatın gerekip gerekmediğini ve miktarını takdir eder. Ancak dava, elden çıkarılmış malların yerine geçen değere ilişkinse teminatsız ihtiyati haciz verilemez (İİK m.281/2).
Davalılardan herhangi biri davacının alacağını öderse dava reddedilir; hâkim yargılama giderlerini duruma göre birine yükler ya da aralarında paylaştırır (İİK m.281/3).
Davanın sonuçları
İİK m.283 iptal kararının etkisini şöyle düzenler:
- Davacı, davaya konu mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisi kazanır. Mal taşınmazsa, tapu kaydının düzeltilmesine gerek olmadan taşınmazın haczi ve satışı istenebilir.
- Üçüncü kişi malı elden çıkarmışsa dava malın yerine geçen değere yönelir; üçüncü kişi bu değer oranında, davacının alacağını aşmamak üzere nakden tazminata mahkûm edilir.
- Üçüncü kişi, malvarlığında doğacak eksilmenin borçludan tahsilini aynı davada isteyebilir; davayı kaybeden üçüncü kişi verdiği karşılığı veya bedelini borçludan ya da iflas masasından geri isteyebilir.
- Kendisine bağış yapılan kişi iyi niyetliyse yalnızca dava zamanında elinde bulunan miktarı geri vermekle yükümlüdür.
Hak düşürücü süre
Süre hak düşürücü olduğundan mahkemece re’sen gözetilir; zamanaşımı gibi kesilme ve durma kurallarına tabi değildir.
Özet
- Dava, borçlunun mal kaçırma amaçlı tasarruflarını davacı bakımından etkisiz kılar ve mal üzerinde cebri icra yetkisi verir (İİK m.277, m.283).
- Davacı: geçici/kesin aciz vesikası (veya m.105’teki haciz tutanağı) sahibi alacaklı ya da iflas idaresi; davalı: borçlu, işlemin karşı tarafı, mirasçıları ve kötü niyetli üçüncü kişiler.
- İvazsız tasarruflar: aciz belgesi/haciz tutanağı ya da iflas tarihinden önceki bir yıl; yakınlar arası işlemler, pek düşük bedelli sözleşmeler, ömür boyu gelir/intifa/bakma sözleşmeleri bağışlama sayılır (7571 ile yenilenen m.278).
- Aciz hâli tasarrufları (m.279): bir sene içinde yapılan rehin, olağan dışı ödeme, vadesiz ödeme ve kişisel hak şerhi; yararlanan bilmediğini ispatlarsa dava dinlenmez.
- Zarar verme kastı (m.280): karşı tarafın bilmesi gerekir; yakınlarda ve ticari işletme devrinde karine vardır; işlemden itibaren beş yıl içinde takip şarttır.
- Basit yargılama uygulanır; mahkeme ihtiyati haciz verebilir; davalılardan biri öderse dava reddedilir.
- İyi niyetli üçüncü kişilerin hakları korunur; mal elden çıkmışsa nakdi tazminat davacının alacağıyla sınırlıdır.
- Dava hakkı tasarruftan itibaren beş yıl içinde düşer (m.284).