İslam hukuku (fıkıh), Türklerin İslamiyet’i kabulünden Cumhuriyet’in hukuk reformlarına kadar yaklaşık bin yıl boyunca Türk devletlerinde özel hukukun ve yargının temelini oluşturdu. Osmanlı’daki şer’î hukuku, kadı yargısını ve Mecelle’yi anlamak için önce bu hukukun hangi kaynaklara dayandığını ve mezheplerin nasıl oluştuğunu bilmek gerekir. Sınavlarda asli–tali kaynak ayrımı, kıyasın unsurları, istihsanın hangi mezheple özdeşleştiği ve Osmanlı’nın resmî mezhebi sık sorulur.
Temel kavramlar
| Kavram | Anlamı |
|---|---|
| Şeriat | Dinin koyduğu kuralların bütünü (inanç, ibadet ve hukuk dâhil geniş anlam) |
| Fıkıh | Şer’î amelî hükümleri ayrıntılı delillerinden çıkarma bilgisi; dar anlamda İslam hukuku |
| Usul-i fıkıh | Hükümlerin kaynaklardan nasıl çıkarılacağını inceleyen yöntem bilimi |
| Fürû-i fıkıh | Somut meselelere ilişkin ayrıntılı hükümler |
| Müçtehit | Kaynaklardan hüküm çıkarma (içtihat) yeterliğine sahip hukukçu |
| Fetva | Bir müftünün sorulan meseleye ilişkin hukuki görüşü |
Fıkhın konu alanları
Klasik fıkıh kitapları konuları genel olarak üç ana grupta toplar:
- İbadât: namaz, oruç, zekât, hac gibi ibadetler;
- Muâmelât: alım satım, kira, şirket, rehin, aile ve miras gibi kişiler arası ilişkiler (bugünkü özel hukukun karşılığı);
- Ukûbât: suç ve cezalar.
Ceza hukukunda cezalar üç grupta incelenir: miktarı naslarla belirlenmiş had cezaları, kasten öldürme ve yaralamada kısas (veya diyet) ve miktarı devlet otoritesinin ya da hâkimin takdirine bırakılan tazir cezaları. Tazir alanı, Osmanlı’da örfî hukukun ceza alanında geniş yer bulmasını mümkün kılmıştır.
Teklifî hükümler
Fıkıhta kişilerin fiilleri, şer’î hükmün niteliğine göre derecelendirilir:
| Hüküm | Anlamı |
|---|---|
| Farz / vacip | Yapılması kesin olarak istenen fiil |
| Mendup | Yapılması tavsiye edilen, terkinde yaptırım bulunmayan fiil |
| Mubah | Yapılıp yapılmaması serbest bırakılan fiil |
| Mekruh | Yapılmaması tavsiye edilen fiil |
| Haram | Yapılması kesin olarak yasaklanan fiil |
Bu sınıflandırmada mubah alanın genişliği hukuk tarihi bakımından önemlidir: Şeriatın emretmediği ve yasaklamadığı bu alanda devlet otoritesinin kamu yararı için düzenleme yapabileceği kabul edilmiş, Osmanlı’daki örfî hukukun meşruiyeti de büyük ölçüde bu düşünceye dayandırılmıştır.
Asli kaynaklar (edille-i şer’iyye)
İslam hukukunun dört asli kaynağı öğretide edille-i şer’iyye-i erbaa olarak anılır: Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas. Bunlar bir hiyerarşi içinde başvurulan kaynaklardır.
1. Kitap (Kur’an)
Birinci ve en üstün kaynaktır. Hukuki nitelikteki hükümler (ahkâm ayetleri) Kur’an’ın tamamı içinde sınırlı bir yer tutar; çoğu genel ilke niteliğindedir. Bu nedenle diğer kaynaklara ve içtihada ihtiyaç doğmuştur.
2. Sünnet
Hz. Peygamber’in söz, fiil ve onaylarıdır (kavlî, fiilî, takrirî sünnet). Kitap’taki hükümleri açıklar, ayrıntılandırır ve Kitap’ta bulunmayan konularda hüküm koyar. Sünnetin aktarıldığı rivayetlere hadis denir; rivayetlerin güvenilirliğinin araştırılması ayrı bir ilim dalı oluşturmuştur.
3. İcma
Hz. Peygamber’den sonra belirli bir dönemdeki müçtehitlerin şer’î bir mesele hakkında görüş birliğine varmasıdır. İcma ile sabit olan hüküm kesinlik kazanır ve sonraki dönemlerde aksine içtihat yapılamaz. İcmanın kimlerin (yalnız sahabe mi, her dönemin müçtehitleri mi) görüş birliğiyle oluşacağı mezhepler arasında tartışmalıdır.
4. Kıyas
Hakkında nas (ayet veya hadis) bulunmayan bir meseleye, aralarındaki ortak hukuki sebep (illet) nedeniyle, hakkında nas bulunan meselenin hükmünün uygulanmasıdır. Kıyasın dört unsuru vardır:
| Unsur | Anlamı |
|---|---|
| Asıl (makîsün aleyh) | Hükmü nasla belirlenmiş mesele |
| Fer’ (makîs) | Hükmü aranan yeni mesele |
| Hüküm | Asıl meseleye ait şer’î hüküm |
| İllet | Asıl ile fer’i birleştiren ortak hukuki sebep |
Kıyas, modern hukuktaki benzetme (analoji) yoluyla boşluk doldurmaya yakındır. İçtihadın temel aracıdır; özellikle Hanefi ve Şafii mezheplerinde yaygın kullanılır.
Tali (fer’î) deliller
Asli kaynakların yanında, mezheplerin farklı ağırlık verdiği yardımcı deliller vardır:
| Delil | Anlamı | Öne çıkan mezhep |
|---|---|---|
| İstihsan | Kıyasın katı sonucundan daha uygun bir hükme yönelme; kuraldan istisna yapma | Hanefi |
| İstislah (mesâlih-i mürsele) | Nasla açıkça desteklenmeyen ama reddedilmeyen kamu yararına dayanarak hüküm verme | Maliki |
| Örf ve âdet | Toplumda yerleşik uygulamalar; nasla çelişmedikçe dikkate alınır | Bütün mezheplerde değişen ölçüde |
| İstishâb | Aksi kanıtlanana kadar mevcut durumun devam ettiğinin kabulü | Özellikle Şafii |
| Sedd-i zerâi | Harama götüren yolların kapatılması | Maliki ve Hanbeli |
Örfün önemi, Mecelle’nin küllî kaideleri arasında yer alan “Âdet muhakkemdir.” ilkesinde de görülür. Örf, özellikle ticari hayatta ve sözleşmelerin yorumunda belirleyici olmuştur.
İçtihat ve taklit
İçtihat, müçtehidin şer’î bir hükmü delillerinden çıkarmak için bütün gücünü harcamasıdır. Nassın açık olduğu yerde içtihada yer yoktur; Mecelle bunu “Mevrid-i nassda ictihada mesağ yoktur.” kaidesiyle ifade eder. İçtihat ancak nassın bulunmadığı veya yoruma açık olduğu alanlarda yapılır.
Mezheplerin yerleşmesinden sonra hukukçuların büyük bölümü kendi mezheplerinin önceki imamlarının görüşlerini izlemeye başlamıştır. Buna taklit denir. Taklidin yaygınlaşması, hukukun belli bir istikrar kazanmasını sağlamış, ancak yeni ihtiyaçlara uyum sorununu da beraberinde getirmiştir. Sonraki yüzyıllarda değişen ihtiyaçlar kısmen örf, fetva ve devletin koyduğu kurallarla karşılanmıştır.
Mezhepler
Mezhep, belirli bir müçtehidin usul anlayışı ve görüşleri etrafında oluşan hukuk ekolüdür. Sünni dünyada bugüne ulaşan dört büyük mezhep vardır:
| Mezhep | Kurucu imam | Belirgin özellik |
|---|---|---|
| Hanefi | Ebû Hanîfe | Rey (akıl yürütme) ve kıyasa geniş yer; istihsan |
| Maliki | Mâlik b. Enes | Medine halkının uygulamasına (amel) önem; istislah |
| Şafii | Muhammed b. İdris eş-Şâfiî | Usul-i fıkhı sistemli biçimde ortaya koyması; kıyasın sınırlarının belirlenmesi |
| Hanbeli | Ahmed b. Hanbel | Nasslara sıkı bağlılık; rey kullanımında temkin |
Şii dünyasında ise Caferi mezhebi öne çıkar.
Hanefi mezhebi ve Türkler
Hanefi mezhebinin oluşumunda Ebû Hanîfe’nin yanında öğrencileri Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed büyük rol oynamıştır; bu iki öğrenciye birlikte “imameyn” denir. Hanefi mezhebi, Karahanlılardan itibaren Türk devletlerinde yaygınlaşmış, Osmanlı Devleti’nin resmî mezhebi olmuştur. Kadılar kural olarak Hanefi mezhebine göre hüküm verir; mezhep içinde farklı görüşler varsa padişah emri veya şeyhülislam fetvasıyla hangi görüşün uygulanacağı belirlenebilirdi.
Modern hukukla karşılaştırma
Cumhuriyet döneminde Türk hukuku laik esaslara göre yeniden kurulmuştur. Bugün din kuralları Devletin hukuk düzeninin kaynağı değildir ve Anayasa bu konuda açık bir yasak getirir:
İslam hukukunda örf, nasla çelişmedikçe hüküm kaynağı olarak kabul edilirdi. Bugünkü özel hukukta da örf ve âdet, yazılı hukukun ardından gelen yardımcı bir kaynaktır; fakat kaynakların sırası artık kanun tarafından belirlenir:
| Karşılaştırma | Klasik İslam hukuku | Günümüz Türk özel hukuku |
|---|---|---|
| Temel kaynak | Kitap ve Sünnet (nas) | Kanun |
| Boşluk doldurma | İcma, kıyas, istihsan ve diğer içtihat yolları | Örf ve âdet; o da yoksa hâkimin kural koyması (TMK m.1) |
| Hukuk yaratan kişi | Müçtehit / fakih | Kanun koyucu; boşlukta hâkim |
| Örfün yeri | Nasla çelişmedikçe dikkate alınır | Kanundan sonra gelen yardımcı kaynak |
Özet
- Fıkıh, şer’î amelî hükümlerin bilgisidir; usul-i fıkıh hüküm çıkarma yöntemini, fürû ise somut hükümleri inceler.
- Asli kaynaklar sırasıyla Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyastır (edille-i şer’iyye-i erbaa).
- Kıyasın unsurları asıl, fer’, hüküm ve illettir.
- Tali deliller: istihsan (Hanefi), istislah (Maliki), örf, istishâb, sedd-i zerâi.
- Nassın açık olduğu yerde içtihada yer yoktur; mezheplerin yerleşmesiyle taklit yaygınlaşmıştır.
- Dört Sünni mezhep Hanefi, Maliki, Şafii ve Hanbelidir; Osmanlı’nın resmî mezhebi Hanefidir.
- Ceza alanındaki tazir cezaları, devlet otoritesine geniş düzenleme alanı bırakmıştır.
- Bugün Anayasa, Devletin hukuki temel düzeninin din kurallarına dayandırılmasını yasaklar (AY m.24/5); örf ve âdet ise kanundan sonra gelen yardımcı kaynaktır (TMK m.1).