Kanuni tanıma uyan bir davranış kural olarak hukuka aykırıdır. Ancak hukuk düzeni bazı durumlarda bu davranışa izin verir, hatta onu emreder. Bu durumlara hukuka uygunluk nedenleri denir. Hukuka uygunluk nedeni bulunan fiil baştan hukuka uygun olduğundan suç oluşmaz; failin kusurlu olup olmadığına bakmaya bile gerek kalmaz. TCK bu nedenleri m.24–26’da “ceza sorumluluğunu kaldıran nedenler” başlığı altında, kusurluluğu etkileyen nedenlerle birlikte düzenlemiştir; hangisinin hukuka uygunluk, hangisinin kusurluluk nedeni olduğu doktrin tarafından belirlenir.
Hukuka uygunluk nedenlerinin genel özellikleri
- Hukuka uygunluk nedeni fiile ilişkindir; fiil herkes bakımından hukuka uygun hâle gelir. Bu nedenle hukuka uygun fiile iştirak edilemez ve ona karşı meşru savunma yapılamaz.
- Hukuka uygunluk nedenleri yalnız ceza hukukunda değil, bütün hukuk düzeninde etkilidir. Hukuka uygun bir fiil kural olarak hukuki sorumluluk da doğurmaz.
- Hukuka uygunluk nedenleri sınırlı sayıda değildir; kanunilik ilkesi fail aleyhine işlediğinden, hukuk düzeninin başka alanlarında öngörülen izinler de ceza hukukunda hukuka uygunluk nedeni olarak etki doğurabilir.
- Kural olarak failin hukuka uygunluk nedeninin varlığını bilerek hareket etmesi (sübjektif unsur) aranır; doktrinde bu konuda farklı görüşler bulunmaktadır.
Kanunun hükmünü yerine getirme
Kanun, bazı kişilere kanuni tanıma uyan davranışlarda bulunma yetkisi veya görevi verebilir. Örneğin kolluk görevlisinin usulüne uygun yakalama yapması kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu, haciz memurunun malı haczetmesi hırsızlık veya yağma suçunu oluşturmaz. “Kanun” kavramı burada geniş anlaşılır; kanuna dayanan düzenleyici işlemler de kapsamdadır.
Hukuka uygunluğun şartları şunlardır: görevlinin yetkili olması, işlemin kanunda gösterilen şekil ve usule uygun yapılması ve kullanılan aracın amaçla orantılı olması. Bu sınırların dışına çıkan görevli, hukuka uygunluk nedeninden yararlanamaz.
Amirin emri
Yetkili bir merciden verilen ve yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan emri uygulayan kişi sorumlu olmaz (TCK m.24/2). Bunun için:
- Emir veren ile emri uygulayan arasında kamu hukukuna dayalı bir hiyerarşi bulunmalıdır; özel hukuktaki işçi–işveren ilişkisi bu kapsamda değildir.
- Emir yetkili merciden verilmiş ve kanuni şekle uygun olmalıdır.
- Emrin yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olmalıdır.
Konusu suç teşkil eden emir: TCK m.24/3’e göre konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez; aksi takdirde yerine getiren ile emri veren birlikte sorumlu olur. Ast, emrin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek konusu suç teşkil eden emri yerine getirmekten kaçınmakla yükümlüdür.
Denetimi engellenen emir: TCK m.24/4’e göre emrin hukuka uygunluğunun denetlenmesinin kanun tarafından engellendiği hâllerde, yerine getirilmesinden yalnızca emri veren sorumlu olur. Bu durumda emri uygulayanın fiili hukuka aykırı kalmakla birlikte kusurluluğu ortadan kalkar; doktrinde bu hâlin kusurluluğu kaldıran bir neden olduğu kabul edilir.
Meşru savunma
Saldırıya ilişkin şartlar
- Hakka yönelik saldırı: Hak geniş anlaşılır; hayat ve vücut dokunulmazlığının yanında mülkiyet, konut dokunulmazlığı, şeref, cinsel dokunulmazlık gibi tüm hukuken korunan değerler kapsamdadır. Kendisinin veya başkasının hakkı korunabilir (yardım amaçlı meşru savunma).
- Haksız saldırı: Saldırı hukuka aykırı olmalıdır. Hukuka uygun bir fiile (ör. usulüne uygun yakalama, başka birinin meşru savunması) karşı meşru savunma yapılamaz. Saldırganın kusurlu olması gerekmez; çocuğun veya akıl hastasının haksız saldırısına karşı da meşru savunma mümkündür.
- Saldırının mevcut olması: Saldırı gerçekleşmekte, gerçekleşmesi muhakkak veya tekrarı muhakkak olmalıdır. Sona ermiş saldırıdan sonra yapılan karşılık intikam niteliğindedir ve meşru savunma sayılmaz.
Savunmaya ilişkin şartlar
- Savunmada zorunluluk: Saldırıyı defetmek için savunma fiili zorunlu olmalıdır.
- Orantılılık: Savunma, “o anda hal ve koşullara göre” saldırı ile orantılı olmalıdır. Orantılılık; saldırının ve savunmanın yöneldiği değerler, kullanılan araçlar, tarafların fiziksel durumu, zaman ve yer gibi koşullar birlikte değerlendirilerek belirlenir. Kanun “o anda” ifadesiyle değerlendirmenin olay anındaki koşullara göre yapılacağını vurgular.
- Savunmanın saldırgana yönelmesi: Savunma fiili, saldırgana veya onun saldırıda kullandığı araçlara yönelmelidir. Üçüncü kişiye zarar verilmesi meşru savunma değil, şartları varsa zorunluluk hâli olarak değerlendirilir.
Hakkın kullanılması
TCK m.26/1’e göre hakkını kullanan kimseye ceza verilmez. Hukuk düzenince tanınan bir hakkın, sınırları içinde kullanılması suç oluşturmaz. Örnekler: basın özgürlüğü kapsamında gerçeğe uygun, kamu yararı bulunan ve ölçülü haber verme; zilyedin kuvvet kullanarak saldırıyı defetmesi (TMK m.981); spor faaliyetlerinde kurallara uygun hareket; tıbbi müdahaleler.
Hakkın kullanılmasının sınırları aşılırsa, örneğin eleştiri hakkı hakaret boyutuna varırsa, artık hukuka uygunluk nedeni yoktur.
İlgilinin rızası
Şartlar:
- Mutlak surette tasarruf edilebilen hak: Rıza ancak kişinin üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği haklar bakımından etkilidir (ör. mülkiyet hakkı, belirli sınırlar içinde vücut bütünlüğü). Hayat hakkı üzerinde mutlak tasarruf yetkisi kabul edilmediğinden rıza kasten öldürmeyi hukuka uygun hâle getirmez.
- Rıza ehliyeti: Rıza gösteren kişi, rızanın anlam ve sonuçlarını kavrayabilecek durumda olmalıdır.
- Açıklanmış rıza: Rıza açık veya örtülü biçimde fiilden önce veya fiil sırasında açıklanmalıdır. Sonradan verilen onay (icazet) rıza yerine geçmez.
- Rıza çerçevesinde hareket: Fail rızanın sınırları içinde kalmalıdır.
- Rıza, iradeyi sakatlayan hata, hile veya tehdit altında verilmemiş olmalıdır.
Bazı suç tanımlarında mağdurun rızasının bulunmaması zaten bir unsurdur (ör. konut dokunulmazlığının ihlalinde rızaya aykırılık). Bu durumda rıza, tipikliği ortadan kaldırır; doktrinde buna rızanın “tipikliği kaldıran” etkisi denir.
Zorunluluk hâli
TCK m.25/2, zorunluluk hâlini meşru savunmayla aynı maddede düzenler: kişinin kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelik, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile, tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşuluyla işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
Zorunluluk hâlinin niteliği tartışmalıdır. Doktrinde ağırlıklı görüşe göre zorunluluk hâlinde fail, haksız bir saldırıya değil masum üçüncü kişinin hakkına müdahale ettiğinden fiil hukuka aykırı kalır ve zorunluluk hâli kusurluluğu kaldıran bir nedendir. Diğer görüş ise kurtarılan değerin feda edilenden açıkça üstün olduğu durumlarda zorunluluk hâlinin hukuka uygunluk nedeni olduğunu savunur. Bu not dizisinde zorunluluk hâli, kusurluluk konusunda da ele alınmaktadır.
| Meşru savunma | Zorunluluk hâli | |
|---|---|---|
| Tehlikenin kaynağı | İnsanın haksız saldırısı | Herhangi bir kaynak (doğa olayı, hayvan, insan) |
| Kime yönelinir | Saldırgana | Çoğunlukla masum üçüncü kişiye |
| Kaçma/başka yol | Aranmaz; savunmada zorunluluk ve orantı aranır | Başka suretle korunma olanağı bulunmamalı |
| Tehlikeye neden olma | Önemsiz (kışkırtma tartışmalı) | Fail tehlikeye bilerek neden olmamalı |
| Nitelik | Hukuka uygunluk nedeni | Tartışmalı; ağırlıklı görüş kusurluluğu kaldıran neden |
Sınırın aşılması
- Kasten aşma: Fail sınırı bilerek aşarsa kasıtlı suçtan sorumlu olur; şartları varsa haksız tahrik hükmü değerlendirilebilir.
- Kast olmaksızın aşma (m.27/1): Fiilin taksirli şekli cezalandırılıyorsa, taksirli suçun cezası 1/6’dan 1/3’e kadar indirilir. Taksirli şekli yoksa ceza verilmez.
- Mazur görülebilir heyecan, korku veya telaş (m.27/2): Yalnız meşru savunmada uygulanır; sınırın aşılması bu duygulardan kaynaklanmışsa faile ceza verilmez.
Hata: Hukuka uygunluk nedeninin şartlarının gerçekleştiği konusunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi bu hatasından yararlanır (TCK m.30/3). Örneğin oyuncak tabancayla soygun şakası yapan kişiyi gerçek saldırgan sanan ve bu yanılgısı kaçınılmaz olan kişi, meşru savunma hükümlerinden yararlanır (görünüşte meşru savunma).
Özet
- Hukuka uygunluk nedeni fiili baştan hukuka uygun kılar; buna karşı meşru savunma yapılamaz ve iştirak söz konusu olmaz.
- Kanunun hükmünü yerine getiren ve yetkili merciin görev gereği zorunlu emrini uygulayan kişi sorumlu olmaz (TCK m.24/1–2).
- Konusu suç olan emir yerine getirilemez; getirilirse emri veren ve uygulayan birlikte sorumludur. Denetimi kanunla engellenen emirde yalnız emri veren sorumludur (TCK m.24/3–4).
- Meşru savunma; hakka yönelik, haksız ve mevcut saldırıya karşı, zorunlu ve orantılı savunmayı gerektirir (TCK m.25/1).
- Hakkını kullanan ve mutlak tasarruf edilebilen hakkına ilişkin açıklanmış rıza çerçevesinde hareket eden kişiye ceza verilmez (TCK m.26).
- Zorunluluk hâlinin niteliği tartışmalıdır; ağırlıklı görüş kusurluluğu kaldıran neden olarak görür (TCK m.25/2).
- Sınırın kast olmaksızın aşılmasında taksirli suç cezası 1/6–1/3 indirilir; meşru savunmada mazur görülebilir heyecan, korku veya telaş varsa ceza verilmez (TCK m.27).