Haksız fiil, sözleşmeden sonra en önemli borç kaynağıdır. Taraflar arasında önceden hiçbir ilişki bulunmasa bile, bir kişinin hukuka aykırı ve kusurlu davranışıyla başkasına zarar vermesi, kanundan doğan bir tazminat borcu yaratır. TBK m.49, kusur sorumluluğunun genel hükmünü içerir; m.50–64 ise ispat, tazminatın belirlenmesi, özel zarar türleri, birden çok sorumlu ve hukuka uygunluk sebeplerini düzenler. Bu not, sınavların çekirdeği olan beş unsuru ve bunları tamamlayan kuralları ele almaktadır.
Genel hüküm
Haksız fiil sorumluluğunun (kusur sorumluluğu) unsurları şunlardır:
- Fiil
- Hukuka aykırılık
- Zarar
- Kusur
- Uygun illiyet bağı
Bu unsurların tamamı birlikte bulunmalıdır. Kusursuz sorumluluk hâllerinde kusur unsuru aranmaz; diğer unsurlar ise aynen geçerlidir.
1. Fiil
Fiil, insanın iradesine bağlı bir davranışıdır. Olumlu bir hareket (yapma) olabileceği gibi, hukuken yapılması gereken bir davranışın yapılmaması (ihmal) da fiil sayılır. İhmal yoluyla sorumluluk için, kişinin kanundan, sözleşmeden veya önceki tehlikeli davranışından doğan bir hareket etme yükümlülüğü bulunmalıdır.
2. Hukuka aykırılık
Hukuka aykırılık iki biçimde ortaya çıkar:
- Sonuç bakımından hukuka aykırılık: Mutlak hakların (yaşam, vücut bütünlüğü, kişilik hakları, mülkiyet) ihlali, kural olarak kendiliğinden hukuka aykırıdır.
- Davranış bakımından hukuka aykırılık: Salt malvarlığı zararlarında (mutlak bir hak ihlal edilmeden doğan ekonomik kayıplar) zarar verenin, zarar göreni koruma amacı taşıyan bir davranış normunu (koruyucu norm) ihlal etmiş olması aranır.
Ahlaka aykırı kasıtlı zarar verme
TBK m.49/2 hukuka aykırılık unsuruna istisna getirir: zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de sorumludur. Bu hükmün uygulanması için kusurun kast derecesinde olması şarttır; ihmal yeterli değildir.
Hukuka uygunluk sebepleri
TBK m.63/2’ye göre şu hâllerde de fiil hukuka aykırı sayılmaz:
| Sebep | Sorumluluk sonucu (TBK m.64) |
|---|---|
| Zarar görenin rızası | Hukuka aykırılık kalkar |
| Daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar | Hukuka aykırılık kalkar |
| Haklı savunma (meşru müdafaa) | Saldırganın şahsına veya mallarına verilen zarardan sorumluluk yok |
| Kendi gücüyle hakkını koruma | Kolluk yardımı zamanında sağlanamıyor ve başka yol yoksa sorumluluk yok |
| Zorunluluk hâli | Başkasının mallarına verilen zarardan sorumluluğu hâkim hakkaniyete göre belirler |
Zorunluluk hâlinin ayrı bir yeri vardır: kişi kendisini veya başkasını açık ya da yakın bir zarar tehlikesinden korumak için üçüncü bir kişinin mallarına zarar verirse, fiil hukuka aykırı sayılmasa da hâkim hakkaniyete göre tazminata hükmedebilir (TBK m.64/2).
3. Zarar
Zarar, kişinin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen azalmadır. Doktrinde ve uygulamada kabul gören fark teorisine göre zarar, malvarlığının zarar verici olaydan sonraki durumu ile olay gerçekleşmeseydi bulunacağı durum arasındaki farktır. Maddi zarar, fiili zarar (malvarlığındaki azalma) ve yoksun kalınan kâr (artmayan değer) şeklinde ortaya çıkar.
Manevi zarar ise kişinin ruhsal bütünlüğünde meydana gelen eksilmedir; karşılığı manevi tazminattır. Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören manevi tazminat isteyebilir (TBK m.58/1); bedensel bütünlüğün zedelenmesinde zarar görene, ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde ise zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat verilebilir (TBK m.56).
Ölüm ve bedensel zarar hâllerindeki maddi zarar kalemleri kanunda örnek olarak sayılmıştır:
| Ölüm (TBK m.53) | Bedensel zarar (TBK m.54) |
|---|---|
| Cenaze giderleri | Tedavi giderleri |
| Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ve çalışma gücü kayıpları | Kazanç kaybı |
| Destekten yoksun kalanların kayıpları | Çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi |
| – | Ekonomik geleceğin sarsılması |
Zararın ispatı
Zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler (TBK m.50/2).
4. Kusur
Kusur, hukuk düzenince kınanan irade durumudur. İki temel türü vardır:
- Kast: Zarar verenin hukuka aykırı sonucu bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi. Olası kastta fail sonucu öngörür ve buna razı olur.
- İhmal: Gerekli özenin gösterilmemesi. Ağır ihmal, herkesin göstereceği en basit özenin bile gösterilmemesi; hafif ihmal ise orta düzeyde dikkatli bir kişinin göstereceği özenin gösterilmemesidir.
Özel hukukta kusur objektif ölçüye göre belirlenir: zarar verenin bireysel yetenekleri değil, aynı durumdaki makul ve dikkatli bir kişinin (aynı meslekteki bir uzmanın) göstereceği özen esas alınır.
Kusur ehliyeti: Kusurdan söz edebilmek için zarar verenin ayırt etme gücüne sahip olması gerekir. Ayırt etme gücünü geçici olarak kaybeden kişi, bu sırada verdiği zararlardan sorumludur; ancak ayırt etme gücünü kaybetmede kusuru olmadığını ispat ederse sorumluluktan kurtulur (TBK m.59). Ayırt etme gücü hiç bulunmayan kişi kusurlu sayılamaz; ancak hakkaniyet sorumluluğu (TBK m.65) gündeme gelebilir.
5. Uygun illiyet bağı
Fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır: fiil, olayların olağan akışına ve hayat tecrübelerine göre meydana gelen türden bir zararı doğurmaya elverişli olmalıdır. Doğal (şart) anlamda sebep olmak yeterli değildir.
İlliyet bağını kesen sebepler şunlardır:
- Mücbir sebep: Dışarıdan gelen, önlenemeyen ve öngörülemeyen olay (deprem, sel gibi).
- Zarar görenin ağır kusuru.
- Üçüncü kişinin ağır kusuru.
Bu sebepler, zarar verenin fiilini zararın uygun sebebi olmaktan çıkaracak yoğunlukta olmalıdır. Daha hafif yoğunluktaki katkılar illiyet bağını kesmez, ancak tazminatın indirilmesine yol açabilir.
Tazminatın belirlenmesi ve indirilmesi
Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler; irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse borçlu güvence göstermekle yükümlüdür (TBK m.51).
Ayrıca zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim tazminatı indirebilir (TBK m.52/2).
Bedensel zarar ile destekten yoksun kalma zararları ise bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır; hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz (TBK m.55/1). 7589 sayılı Kanun’la 2026 yılında TBK m.55’e eklenen fıkralar, bu zararlarda faizin başlangıcını ve tahkikattan önce yapılan ödemelerin mahsubunu ayrıca düzenlemiştir.
Birden çok sorumlu
Bir kişinin sorumluluğu birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkim, zarar gören aksini istemedikçe veya kanunda aksi öngörülmedikçe zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir (TBK m.60). Birden çok kişi birlikte zarara sebep olmuşsa veya aynı zarardan çeşitli sebeplerle sorumluysa müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanır (TBK m.61). İç ilişkide paylaştırma, özellikle kusurun ağırlığı ve yaratılan tehlikenin yoğunluğu gözetilerek yapılır (TBK m.62).
Ceza yargılamasıyla ilişki
Hukuk hâkimi, zarar verenin kusurunun bulunup bulunmadığı ve ayırt etme gücünün varlığı konusunda ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle ve ceza hâkiminin verdiği beraat kararıyla bağlı değildir; ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz (TBK m.74).
Zamanaşımı
| Süre | Başlangıç |
|---|---|
| 2 yıl (nisbi) | Zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesi |
| 10 yıl (mutlak) | Fiilin işlendiği tarih |
| Ceza zamanaşımı (daha uzunsa) | Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa |
Haksız fiil nedeniyle zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa, zarar gören tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile bu borcu ifadan her zaman kaçınabilir (TBK m.72/2).
Özet
- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür; unsurlar fiil, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve uygun illiyet bağıdır (TBK m.49/1).
- Ahlaka aykırı fiille kasten zarar veren, yasaklayıcı kural olmasa da sorumludur (TBK m.49/2).
- Zarar gören, zararı ve kusuru ispatla yükümlüdür; miktar ispat edilemezse hâkim hakkaniyete göre belirler (TBK m.50).
- Rıza, üstün yarar, haklı savunma, kendi gücüyle hakkı koruma ve zorunluluk hâli hukuka aykırılığı kaldırır; zorunlulukta hâkim hakkaniyet tazminatına hükmedebilir (TBK m.63–64).
- İlliyet bağı mücbir sebep, zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuruyla kesilir.
- Zarar görenin rızası veya ortak kusuru tazminatın indirilmesi ya da kaldırılması sebebidir (TBK m.52).
- Hukuk hâkimi ceza hâkiminin beraat kararıyla ve kusur değerlendirmesiyle bağlı değildir (TBK m.74).
- Zamanaşımı öğrenmeden itibaren 2, fiilden itibaren 10 yıldır; ceza zamanaşımı daha uzunsa o uygulanır (TBK m.72).