Borçlar hukukunun bütün kurumları tek bir temel kavramın üzerine kurulur: borç ilişkisi. Bir kişinin diğerinden belirli bir davranış talep edebilmesi, bu talebin hangi olaydan doğduğu ve yerine getirilmezse hangi yaptırımların devreye gireceği sorularının tamamı bu kavramla açıklanır. Türk Borçlar Kanunu (TBK) kavramın tanımını vermez; ancak Birinci Kısmın ilk bölümünü “Borç İlişkisinin Kaynakları” başlığıyla düzenleyerek sistemin iskeletini ortaya koyar. Bu not, borç ilişkisinin yapısını, edim türlerini ve borcun doğduğu kaynakları sınav odaklı biçimde ele almaktadır.
Borç ilişkisinin kavramı ve unsurları
Borç ilişkisi, en az iki kişi arasında kurulan ve birinin (alacaklı) diğerinden (borçlu) belirli bir davranışta bulunmasını isteyebildiği hukuki bağdır. Bu bağın üç unsuru vardır:
- Alacaklı: Edimi talep etme yetkisine sahip olan kişi.
- Borçlu: Edimi yerine getirmekle yükümlü kişi.
- Edim: Borçlunun yapmakla yükümlü olduğu davranış; borç ilişkisinin konusu.
Aynı ilişki, alacaklı açısından bakıldığında alacak hakkı, borçlu açısından bakıldığında borç adını alır. Alacak hakkı kural olarak yalnızca borçluya karşı ileri sürülebildiği için nisbi (göreli) bir haktır; mülkiyet gibi herkese karşı ileri sürülebilen mutlak haklardan bu yönüyle ayrılır.
Dar ve geniş anlamda borç ilişkisi
Doktrinde iki anlam ayırt edilir. Dar anlamda borç ilişkisi, tek bir alacak ile ona karşılık gelen tek bir borcu ifade eder (ör. satış bedelinin ödenmesi borcu). Geniş anlamda borç ilişkisi ise taraflar arasındaki bütün hak, borç, yan yükümlülük ve yenilik doğuran hakları kapsayan bir bütündür (ör. kira ilişkisinin tamamı). Geniş anlamdaki ilişki, dar anlamdaki borçlar ifa edilip sona erse bile varlığını sürdürebilir; örneğin bir aylık kira bedelinin ödenmesi kira ilişkisini sona erdirmez.
Yan yükümlülükler ve dürüstlük kuralı
Borç ilişkisinde asli edim yükümlülüklerinin yanında, dürüstlük kuralından doğan koruma, bilgilendirme, aydınlatma ve sadakat gibi yan yükümlülükler de bulunur. Bu yükümlülüklerin dayanağı TMK m.2’dir.
Edim ve edim türleri
Edim, borçlunun alacaklıya karşı üstlendiği davranıştır. Edimin konusu olan şey ile edimin kendisi karıştırılmamalıdır: satılan otomobil edimin konusu, otomobilin mülkiyetini devretme ve teslim etme davranışı ise edimdir.
| Ölçüt | Türler | Örnek |
|---|---|---|
| Davranışın niteliği | Verme, yapma, yapmama | Para ödeme; tablo yapma; rekabet etmeme |
| Zaman boyutu | Ani edim, sürekli edim, dönemsel edim | Tek seferlik satış; kira; aylık abonelik ödemeleri |
| Bölünebilirlik | Bölünebilen, bölünemeyen | Para borcu; bir atın teslimi |
| Belirlenme biçimi | Parça borcu, çeşit borcu | Belirli tablo; 100 kg buğday |
| Seçim imkânı | Seçimlik borç | İki maldan birinin verilmesi |
Edim, kural olarak mümkün, hukuka ve ahlaka uygun ve belirli ya da belirlenebilir olmalıdır. Başlangıçtan itibaren objektif olarak imkânsız bir edimi konu alan sözleşme kesin hükümsüzdür (TBK m.27). Edimin şahsen yerine getirilip getirilmeyeceği ise alacaklının menfaatine bağlıdır.
Borç ve sorumluluk
Borç, borçlunun edimi yerine getirme yükümlülüğüdür. Sorumluluk ise borcun ifa edilmemesi hâlinde alacaklının borçlunun malvarlığına devlet gücüyle (dava ve icra takibi yoluyla) başvurabilmesidir. Olağan durumda borç ve sorumluluk bir arada bulunur ve borçlu tüm malvarlığıyla sorumludur. Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlunun tazminat sorumluluğu doğar (TBK m.112).
Sorumsuz borç: eksik (natürel) borçlar
Bazı borçlarda borç vardır, ancak dava ve takip yoluyla zorlama imkânı yoktur. Bunlara eksik borç denir. Borçlu isteyerek öderse ödediğini geri isteyemez; çünkü ortada geçerli bir borç vardır.
Sınavlarda en çok sorulan eksik borç örnekleri şunlardır:
- Zamanaşımına uğramış borçlar: Zamanaşımı borcu sona erdirmez, yalnızca borçluya ifadan kaçınma imkânı verir. Genel zamanaşımı süresi on yıldır (TBK m.146).
- Kumar ve bahis borçları: Bu alacaklar için dava açılamaz ve takip yapılamaz (TBK m.604); isteyerek yapılan ödemeler ise kural olarak geri alınamaz (TBK m.605/2).
- Ahlaki ödevin yerine getirilmesi: Yapılan kazandırma geri istenemez (TBK m.78/2).
Borçsuz sorumluluk
Tersi durumda kişi bir borcun borçlusu olmadığı hâlde başkasının borcu için malvarlığının bir kısmıyla sorumlu olabilir. Başkasının borcu için kendi taşınmazını ipotek ettiren üçüncü kişi (ipotek veren üçüncü kişi), borçlu değildir; ancak alacaklı ipotekli taşınmazı paraya çevirebilir. Bu durumda sorumluluk, ipotek konusu taşınmazla sınırlıdır.
Borç ilişkisinin kaynakları
Bir borç ilişkisinin doğabilmesi için hukuk düzeninin bu sonuca bağladığı bir olayın gerçekleşmesi gerekir. TBK, genel hükümler kısmında üç kaynağı ayrı ayrı ayırımlar hâlinde düzenler: sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme. Bunlara ek olarak kanunun doğrudan borç doğurduğu hâller de vardır.
1. Sözleşme
Sözleşme, en az iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulan hukuki işlemdir. İradeye dayanan tek klasik borç kaynağıdır.
Sözleşmeler, borç yükledikleri taraf sayısına göre ayrılır:
- Tek tarafa borç yükleyen sözleşmeler: Yalnızca bir taraf borç altına girer (ör. bağışlama, kefalet).
- Eksik iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler: Asıl borç bir tarafa düşer; diğer taraf için sonradan ve tesadüfen borç doğabilir (ör. ücretsiz vekâlet).
- Tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler: Edimler birbirinin karşılığıdır (ör. satış, kira, eser). Bu sözleşmelerde ifa isteyen tarafın, daha sonra ifa etme hakkı bulunmadıkça, kendi edimini ifa etmiş veya ifasını önermiş olması gerekir; aksi hâlde karşı taraf ödemezlik def’ini ileri sürebilir (TBK m.97).
2. Haksız fiil
Haksız fiil, hukuk düzeninin onaylamadığı ve başkasına zarar veren davranıştır. Burada borç, tarafların iradesinden değil, zarar verici olaydan doğar. Zarar veren ile zarar gören arasında önceden bir ilişki bulunması gerekmez.
Kusur aranan genel hükmün yanında TBK, kusur aranmayan sorumluluk hâllerini de düzenler (TBK m.65 vd.). Bunlar da haksız fiil kaynağı içinde değerlendirilir.
3. Sebepsiz zenginleşme
Haklı bir sebep olmadan başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen kişi, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu kaynak, hukuk düzeninin onaylamadığı malvarlığı kaymalarını düzeltme işlevi görür.
Kanuna göre bu yükümlülük özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan, gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğar (TBK m.77/2).
4. Kanun ve diğer kaynaklar
Bazı borçlar ne sözleşmeye ne haksız fiile ne de sebepsiz zenginleşmeye dayanır; doğrudan kanundan doğar. Örnek olarak:
- Vekâletsiz iş görme: Vekâleti olmaksızın başkasının hesabına iş gören, işi sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun olarak görmekle yükümlüdür (TBK m.526).
- Aile hukukundan doğan nafaka borçları ve eşya hukukundan doğan bazı borçlar (ör. komşuluk ilişkilerinden doğanlar).
Doktrinde ayrıca sözleşme görüşmeleri sırasında dürüstlük kuralına aykırı davranıştan doğan sorumluluk (culpa in contrahendo) ve daha geniş olarak güven sorumluluğu üzerinde durulur. Bu sorumluluğun hukuki niteliği tartışmalıdır: bir görüş sözleşme sorumluluğuna, diğer görüş haksız fiil sorumluluğuna yaklaştırır; günümüzde ağırlık kazanan görüş ise bunu iki sorumluluk türü arasında yer alan bağımsız bir “üçüncü yol” olarak nitelendirmektedir.
Kaynakların karşılaştırması
| Kaynak | Borcu doğuran olay | İradenin rolü | Temel hüküm |
|---|---|---|---|
| Sözleşme | Karşılıklı ve uygun irade açıklamaları | Belirleyici | TBK m.1 |
| Haksız fiil | Hukuka aykırı zarar verici fiil | Borcun doğumunda rol oynamaz | TBK m.49 |
| Sebepsiz zenginleşme | Haklı sebebi olmayan malvarlığı artışı | Rol oynamaz | TBK m.77 |
| Kanun | Kanunun doğrudan bağladığı durum | Rol oynamaz | Ör. TBK m.526 |
Borç ilişkisinin nisbiliği ve istisnaları
Alacak hakkı nisbi olduğundan kural olarak yalnızca borçluya karşı ileri sürülür. Ancak bu kuralın etkisini genişleten bazı kurumlar vardır: kira sözleşmesinin tapuya şerhi, önalım hakkının şerhi gibi hâllerde şahsi hak, şerh sayesinde sonraki hak sahiplerine karşı da ileri sürülebilir hâle gelir. Bu durumlar şahsi hakkın ayni hakka dönüştüğü anlamına gelmez; yalnızca etkisi güçlendirilmiştir.
Ayrıca bazı sözleşmeler üçüncü kişiye de talep hakkı tanıyabilir (üçüncü kişi yararına sözleşme). Yine de temel ilke, borç ilişkisinin taraflarını bağladığıdır.
Özet
- Borç ilişkisi; alacaklı, borçlu ve edimden oluşan, kural olarak yalnızca taraflar arasında hüküm doğuran nisbi bir hukuki bağdır.
- Edim; verme, yapma veya yapmama şeklinde olabilir; mümkün, hukuka ve ahlaka uygun, belirli veya belirlenebilir olmalıdır.
- Borçlu, alacaklının menfaati bulunmadıkça borcunu şahsen ifa etmek zorunda değildir (TBK m.83).
- Borç ile sorumluluk ayrı kavramlardır; zamanaşımına uğramış borç ile kumar ve bahis borcu eksik borç örnekleridir, isteyerek yapılan ödeme geri istenemez (TBK m.78/2, m.605/2).
- Borcun kaynakları sözleşme (TBK m.1), haksız fiil (TBK m.49), sebepsiz zenginleşme (TBK m.77) ve kanundur (ör. vekâletsiz iş görme, TBK m.526).
- Sözleşme bir hukuki işlemdir; haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme hukuki olaydır.
- Culpa in contrahendo ve güven sorumluluğunun niteliği tartışmalıdır; ağırlık kazanan görüş bunu bağımsız bir sorumluluk türü sayar.