İnsanlar bir arada yaşadıkları sürece davranışlarını yönlendiren kurallara ihtiyaç duyar. Bu kuralların bir kısmı vicdana, bir kısmı inanca, bir kısmı toplumun alışkanlıklarına dayanır; yalnızca biri devletin zor kullanma gücüyle desteklenir: hukuk. Hukuka giriş dersinin ilk konusu, hukuku diğer sosyal düzen kurallarından ayıran ölçütleri tespit etmektir. Bu ayrım; yaptırım, kaynak ve etki alanı bakımından sınavlarda en sık sorulan karşılaştırmalardan biridir.
Hukukun tanımı
Hukuk için tek ve herkesçe kabul edilen bir tanım yoktur. Ancak öğretide yaygın olarak kullanılan tanımın ortak unsurları şöyle özetlenebilir: hukuk, toplum hayatını düzenleyen, kişiler arasındaki ve kişilerle devlet arasındaki ilişkileri belirleyen, uyulması devletin yaptırım gücüyle güvence altına alınmış kurallar bütünüdür.
Bu tanımdan çıkan sonuçlar:
- Hukuk toplumsal bir olgudur. Issız adada tek başına yaşayan bir kişi için hukuk kuralına ihtiyaç doğmaz; kural, en az iki kişinin ilişkisinde anlam kazanır.
- Hukuk kuralları dış davranışı düzenler. Kişinin yalnızca iç dünyasında kalan düşünce ve niyetleri, dışa yansımadıkça kural olarak hukukun konusu olmaz. Kast, iyiniyet gibi iç unsurlar ancak bir davranışla birleştiğinde hukuken değer taşır.
- Hukuk kuralının arkasında devlet gücü vardır. Kurala uyulmadığında devlet organları, gerekirse zor kullanarak, kuralın gereğini yerine getirtir ya da ihlalin sonucunu uygular.
Objektif hukuk ve sübjektif hukuk
“Hukuk” sözcüğü iki anlamda kullanılır. Objektif hukuk, bir ülkede yürürlükte olan hukuk kurallarının bütünüdür (ör. “Türk borçlar hukuku”). Sübjektif hukuk ise bu kuralların kişiye tanıdığı yetkiyi, yani hakkı ifade eder (ör. “malikin mülkiyet hakkı”). Türkçede çoğul “hukuk” kelimesinin tekili olan “hak”, bu ikinci anlamı karşılar.
Pozitif hukuk ve tabii hukuk
Pozitif (mevzu) hukuk, belirli bir ülkede belirli bir zamanda yürürlükte bulunan ve uygulanan hukuktur. Yazılı kurallar (Anayasa, kanun, yönetmelik) ile yazısız kurallar (örf ve âdet hukuku) birlikte pozitif hukuku oluşturur. Tabii hukuk (doğal hukuk) düşüncesi ise insan aklından veya insanın doğasından çıkarılan, zamana ve mekâna göre değişmeyen ideal kuralların varlığını savunur. Tabii hukuk, pozitif hukukun değerlendirilmesinde ve eleştirisinde ölçüt olarak kullanılır; mahkemeler ise doğrudan pozitif hukuku uygular.
Hukuk kuralının özellikleri
Hukuk kuralını diğer kurallardan ayırmak için öğretide şu özellikler öne çıkarılır:
| Özellik | Açıklama |
|---|---|
| Genellik | Kural, belirli bir kişi için değil, aynı durumdaki herkes için konur |
| Soyutluk | Kural, tek bir olayı değil, aynı nitelikteki bütün olayları kapsar |
| Süreklilik | Kural, kaldırılıncaya kadar her uygulamada geçerlidir; bir kez uygulanmakla tükenmez |
| Emredicilik / buyurganlık | Kural bir davranışı emreder veya yasaklar; uyup uymamak kişinin keyfine bırakılmaz |
| Maddi yaptırım | Uyulmaması hâlinde devlet gücüyle uygulanan bir sonuç bağlanmıştır |
| Toplumsallık | İnsanların birbirleriyle ve devletle ilişkisini düzenler |
Genellik ve soyutluk birlikte, hukuk kuralının kişiye özgü olmamasını ifade eder. Bir mahkeme kararı ya da bir atama işlemi ise belirli kişilere yönelik bireysel ve somut işlemlerdir; bunlar hukuk kuralını uygular ama kendileri genel kural niteliği taşımaz.
Sosyal düzen kuralları
Toplum hayatını düzenleyen kurallar başlıca dört grupta toplanır: din kuralları, ahlak kuralları, görgü (muaşeret) kuralları ve hukuk kuralları. Örf ve âdet kuralları ayrıca ele alınmalıdır; çünkü bunların bir kısmı yalnızca toplumsal alışkanlık düzeyinde kalırken, bir kısmı hukuki bağlayıcılık kazanarak örf ve âdet hukuku hâline gelir.
Din kuralları
Din kuralları, kaynağını ilahi iradeden aldığına inanılan, inananların hem iç dünyasını hem davranışlarını düzenleyen kurallardır. Yaptırımı esas olarak uhrevidir (öteki dünyada karşılık görme inancı); kişinin kendi vicdanında duyduğu pişmanlık ve inanç topluluğunun tepkisi de yaptırım işlevi görebilir. Laik bir hukuk düzeninde din kuralına uyulmaması devlet tarafından zorla yaptırıma bağlanmaz.
Ahlak kuralları
Ahlak kuralları, iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ayırmaya yönelik, kişinin vicdanına hitap eden kurallardır. Öğretide bireysel ahlak (kişinin kendisine karşı ödevleri) ile toplumsal ahlak (genel ahlak; toplumun çoğunluğunca benimsenen davranış ölçüleri) ayrılır. Ahlakın yaptırımı vicdan azabı ve toplumsal kınamadır; devlet ahlak kuralını kendiliğinden zorla uygulamaz.
Bununla birlikte hukuk, pek çok noktada ahlaka atıf yapar ve böylece ahlak kuralına dolaylı olarak hukuki sonuç bağlar:
Benzer biçimde TMK m.2’deki dürüstlük kuralı da ahlaki bir değerin hukuka aktarılmış hâlidir:
Hukuk ile ahlakın ilişkisi genellikle kesişen iki daire benzetmesiyle anlatılır: Bazı kurallar hem ahlakın hem hukukun konusudur (öldürmeme, çalmama); bazı ahlak kuralları hukuken yaptırıma bağlanmamıştır (yardımseverlik, minnettarlık); bazı hukuk kuralları ise ahlakla ilgisizdir, teknik niteliktedir (trafikte sağdan gitme, tapu sicilinin tutulma biçimi, süreler).
Görgü (muaşeret) kuralları
Görgü kuralları; selamlaşma, giyim, sofra adabı, ziyaret, tebrik ve taziye gibi gündelik ilişkilerde uyulması beklenen nezaket kurallarıdır. Zamana, yere ve toplumsal çevreye göre hızla değişir. Yaptırımı toplumsaldır: ayıplanma, alay edilme, dışlanma.
Örf ve âdet kuralları
Toplumda uzun süre tekrarlanarak yerleşmiş davranış biçimlerine âdet denir. Bir âdetin yalnızca görgü düzeyinde kalmayıp örf ve âdet hukuku niteliği kazanması için öğretide genellikle iki unsur aranır:
- Maddi unsur: Davranışın uzun süre, sürekli ve genel olarak tekrarlanması.
- Manevi (psikolojik) unsur: Toplumda bu davranışa uymanın hukuken zorunlu olduğu inancının yerleşmiş olması.
Örf ve âdet hukuku TMK m.1/2’ye göre kanunda uygulanabilir hüküm bulunmadığında hâkimin başvuracağı kaynaktır; ayrıntısı “Hukukun Kaynakları” notunda işlenmiştir.
Yaptırım bakımından karşılaştırma
Sosyal düzen kurallarını hukuktan ayıran en belirgin ölçüt yaptırımın niteliğidir. Hukukun yaptırımı maddi (fiziki, somut) niteliktedir ve devlet tarafından, önceden belirlenmiş bir usulle uygulanır. Diğer kuralların yaptırımı ise manevidir.
| Kural | Kaynağı | Düzenlediği alan | Yaptırımı | Uygulayan |
|---|---|---|---|---|
| Din | İlahi irade (inanca göre) | İç dünya ve davranış | Uhrevi, manevi | Devlet uygulamaz |
| Ahlak | Vicdan, toplumsal değerler | Ağırlıkla iç dünya | Vicdan azabı, kınama | Devlet uygulamaz |
| Görgü | Toplumsal alışkanlık | Dış davranış | Ayıplama, dışlanma | Toplum |
| Hukuk | Yetkili organlar, örf ve âdet hukuku | Dış davranış | Maddi (ceza, tazminat, cebri icra, hükümsüzlük) | Devlet |
Hukukun amaçları
Öğretide hukukun başlıca amaçları şöyle sayılır:
- Adalet: Herkese hakkı olanı vermek. Klasik ayrıma göre denkleştirici adalet eşit olanlara eşit davranmayı (ör. bedel ile edim arasındaki denge), dağıtıcı adalet ise kişilere durumlarına, ihtiyaçlarına ve katkılarına göre pay vermeyi (ör. vergi yükünün gelire göre dağıtılması) ifade eder.
- Hukuk güvenliği (hukuki güvenlik): Kişilerin hangi davranışın hangi sonuca bağlanacağını önceden bilebilmesi; kuralların açık, belirli ve istikrarlı olması.
- Toplumsal barış ve düzen: Uyuşmazlıkların kuvvet yoluyla değil, hukuk yoluyla çözülmesi.
Adalet ile hukuk güvenliği zaman zaman çatışabilir. Örneğin zamanaşımı ve hak düşürücü süreler, haklı bir kişinin talebinin süre geçtiği için dinlenmemesine yol açabilir; burada hukuk düzeni, belirsizliğin sonsuza kadar sürmemesi adına hukuk güvenliğini öne çıkarmaktadır. Hakkaniyet ise genel ve soyut kuralın somut olayda yol açabileceği katılığı yumuşatan, olayın özelliğine uygun adalettir; TMK m.4 hâkime takdir yetkisi tanınan durumlarda “hukuka ve hakkaniyete göre” karar verme görevini yükler.
Hukuk devleti
Hukuk kurallarının yalnızca bireyleri değil devleti de bağlaması hukuk devleti ilkesiyle ifade edilir. Hukuk devletinde devletin bütün işlem ve eylemleri hukuka bağlıdır ve yargı denetimine açıktır; temel haklar güvence altındadır; kanunlar Anayasaya uygun olmak zorundadır.
Özet
- Hukuk; toplum hayatını düzenleyen, genel, soyut ve devlet yaptırımıyla desteklenen kurallar bütünüdür.
- Objektif hukuk kurallar bütününü, sübjektif hukuk bu kuralların kişiye tanıdığı yetkiyi (hakkı) ifade eder.
- Pozitif hukuk, belirli yer ve zamanda yürürlükte olan yazılı ve yazısız hukuktur; tabii hukuk ideal ve değişmez kurallar düşüncesidir.
- Sosyal düzen kuralları: din, ahlak, görgü ve hukuk; âdetler belirli şartlarla örf ve âdet hukukuna dönüşür.
- Örf ve âdet hukuku için maddi unsur (uzun süreli, sürekli, genel tekrar) ve manevi unsur (hukuken zorunluluk inancı) gerekir.
- Hukuku ayıran ölçüt, yaptırımın maddi olması ve devlet eliyle örgütlü biçimde uygulanmasıdır.
- Hukuk ahlaka atıf yapabilir: TBK m.27 (ahlaka aykırı sözleşme kesin hükümsüz), TBK m.49/2, TMK m.2.
- Hukukun amaçları adalet, hukuk güvenliği ve toplumsal barıştır; hakkaniyet, somut olayın adaletidir.