Objektif hukuk kurallar bütünüdür; bu kuralların kişiye tanıdığı yetkiye ise hak denir. Malikin malını satabilmesi, alacaklının parasını isteyebilmesi, aldatılan tarafın sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirebilmesi birer haktır. Hakların hangi gruba girdiği; kime karşı ileri sürülebileceğini, devredilip devredilemeyeceğini, mirasçılara geçip geçmeyeceğini ve nasıl kullanılacağını belirler. Bu nedenle sınıflandırma, ezber değil, sonuç doğuran bir ayrımdır.
Hakkın tanımı ve teoriler
Öğretide hakkın niteliğini açıklamak için üç temel görüş ileri sürülmüştür:
| Teori | Hakkın özü | Eleştiri |
|---|---|---|
| İrade teorisi | Hukuk düzeninin kişiye tanıdığı irade kudreti | İradesi olmayan küçük ve ayırt etme gücünden yoksun kişilerin de hakları vardır |
| Menfaat teorisi | Hukuk düzenince korunan menfaat | Korunan her menfaat hak değildir (ör. trafik kurallarından yararlanma) |
| Karma teori | Hukuk düzenince tanınan ve korunan menfaatten yararlanma yetkisi (irade + menfaat) | Bugün yaygın kabul gören yaklaşım |
Yaygın tanım şöyledir: Hak, hukuk düzeninin kişiye tanıdığı ve koruduğu yetkidir. Her hakkın karşısında bir yükümlülük vardır: Alacak hakkının karşısında borçlunun edim yükümlülüğü, mülkiyet hakkının karşısında herkesin malike saygı gösterme ve müdahale etmeme yükümlülüğü bulunur.
Hakkın unsurları
- Hak süjesi: Hakkın sahibi. Gerçek kişiler ve tüzel kişiler hak süjesi olabilir.
- Hakkın konusu: Hakkın üzerinde kurulduğu şey veya davranış (eşya, edim, fikrî ürün, kişilik değerleri).
- Hakkın içeriği: Hakkın sahibine verdiği yetkiler.
Hak süjesi olabilmenin şartı hak ehliyetidir:
Hak ehliyeti ile fiil ehliyeti karıştırılmamalıdır: Hak ehliyeti hakka sahip olabilmeyi, fiil ehliyeti ise kendi fiilleriyle hak edinip borç altına girebilmeyi ifade eder (TMK m.9). Bebeğin mülkiyet hakkı olabilir, ama onu satış sözleşmesiyle devredemez.
Kamu hakları – özel haklar
Kamu hakları, kişinin devlete karşı sahip olduğu veya kamu hukukundan doğan haklardır. Üç alt gruba ayrılır:
- Negatif statü hakları (koruyucu haklar): Devletin müdahale etmemesini isteme; kişi dokunulmazlığı, düşünce ve din özgürlüğü gibi.
- Pozitif statü hakları (isteme hakları): Devletten bir hizmet isteme; eğitim, sağlık, sosyal güvenlik.
- Aktif statü hakları (katılma hakları): Devlet yönetimine katılma; seçme, seçilme, kamu hizmetine girme.
Özel haklar ise özel hukuk ilişkilerinden doğan haklardır ve aşağıdaki ölçütlere göre ayrılır.
Mutlak haklar – nisbi haklar
| Mutlak hak | Nisbi hak | |
|---|---|---|
| Kime karşı ileri sürülür? | Herkese karşı | Yalnızca belirli kişi(ler)e karşı |
| Karşısındaki yükümlülük | Herkesin müdahale etmeme yükümlülüğü (genellikle olumsuz) | Belirli kişinin bir edimde bulunma yükümlülüğü |
| Örnekler | Mülkiyet ve diğer ayni haklar, kişilik hakları, fikrî haklar | Alacak hakları (sözleşmeden, haksız fiilden, sebepsiz zenginleşmeden doğan) |
Mutlak haklar da kendi içinde üçe ayrılır:
- Eşya üzerindeki mutlak haklar (ayni haklar): Mülkiyet ve sınırlı ayni haklar (irtifak, rehin, taşınmaz yükü).
- Kişi varlığı üzerindeki mutlak haklar (kişilik hakları): Hayat, vücut bütünlüğü, şeref, özel hayat, isim gibi.
- Fikrî ürünler üzerindeki mutlak haklar: Eser sahibinin hakları, patent, marka.
Malikin “malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı” dava açabilmesi, mülkiyetin mutlak niteliğinin sonucudur: Malik, malı kimin elinde bulursa ona karşı hakkını ileri sürebilir. Buna karşılık kiracının kiraya verene karşı kullanım isteme hakkı nisbidir; kiracı bu hakkı kural olarak yalnız kiraya verene karşı ileri sürer.
Malvarlığı hakları – kişi varlığı hakları
Malvarlığı hakları parayla ölçülebilen, kural olarak devredilebilen ve mirasçılara geçen haklardır: ayni haklar, alacak hakları, fikrî hakların mali yönü.
Kişi varlığı hakları (kişiye bağlı haklar) ise parayla ölçülemez; kişinin kendisine sıkı biçimde bağlıdır: kişilik hakları, aile hukukundan doğan bazı haklar (velayet gibi). Kişilik hakkının korunması TMK m.24’te düzenlenir:
Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar
Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar, yalnız hak sahibi tarafından kullanılabilen, kural olarak devredilemeyen ve mirasçılara geçmeyen haklardır (ör. nişanlanma, evlenme, tanıma, vasiyetname yapma). TMK m.16, ayırt etme gücüne sahip küçük ve kısıtlıların bu hakları yasal temsilcinin rızası olmadan kullanabileceğini öngörür:
Devredilebilen – devredilemeyen haklar
Malvarlığı hakları kural olarak devredilebilir (mülkiyetin satışla devri, alacağın temliki). Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar ise devredilemez. Bazı malvarlığı hakları da kanun veya sözleşme gereği devredilemez niteliktedir (ör. TMK m.823/2’ye göre oturma hakkı başkasına devredilemez ve mirasçılara geçmez).
Yenilik doğuran haklar
Sahibine tek taraflı irade açıklamasıyla mevcut bir hukuki durumu kurma, değiştirme veya ortadan kaldırma yetkisi veren haklardır. Karşı tarafın kabulüne gerek yoktur; açıklama karşı tarafa ulaştığında sonuç doğar.
| Tür | İşlevi | Örnek |
|---|---|---|
| Kurucu | Yeni bir hukuki ilişki kurar | Önalım (şufa) hakkının kullanılması, alım hakkının kullanılması |
| Değiştirici | Mevcut ilişkinin içeriğini değiştirir | Seçimlik borçta seçim hakkının kullanılması |
| Bozucu (ortadan kaldırıcı) | Mevcut ilişkiyi sona erdirir | Fesih, sözleşmeden dönme, irade sakatlığı nedeniyle sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirme |
Yenilik doğuran haklar kural olarak şarta bağlanamaz ve kullanıldıktan sonra geri alınamaz; çünkü karşı taraf hukuki durumun belirsiz kalmasına katlanmak zorunda değildir. Bu haklar çoğunlukla hak düşürücü süreye tabidir:
Asli haklar – feri haklar
Asli (bağımsız) haklar başka bir hakka bağlı olmaksızın var olur (mülkiyet, alacak). Feri (bağlı) haklar ise bir asli hakka bağlıdır ve onun akıbetini izler: rehin hakkı, kefaletten doğan hak, faiz alacağı gibi. Asli hak sona erince feri hak da kural olarak sona erer; asli hak devredilince feri hak da onunla birlikte geçer.
Hakkın kullanılması ve sınırı
Hak sahibi hakkını dilediği gibi kullanabilir; ancak bu serbestlik sınırsız değildir:
Hakkın açıkça kötüye kullanılması korunmaz. Örneğin bir hakkın yalnızca başkasına zarar vermek amacıyla, sahibine hiçbir yarar sağlamadan kullanılması bu kapsamda değerlendirilir.
Hak ile karıştırılan kavramlar
Hak kavramını netleştirmek için benzer kavramlardan ayırmak gerekir:
- Yetki: Bir hakkın içerdiği tek tek imkânlardır. Mülkiyet hakkı; kullanma, yararlanma ve tasarruf etme yetkilerini kapsar (TMK m.683/1). Yetki hakkın bir parçasıdır, ondan bağımsız değildir.
- Hukuki durum (statü): Kişinin hukuk düzeni içindeki konumudur; bu konuma bağlı olarak çok sayıda hak ve yükümlülük doğar (ör. evli olma, ergin olma, kamu görevlisi olma).
- Borç (yükümlülük): Hakkın karşı yüzüdür. Borçlu borcunu yerine getirmezse alacaklı bunu dava ve cebri icra yoluyla isteyebilir.
- Külfet: Yerine getirilmesi dava yoluyla istenemeyen, ancak yerine getirilmezse yükümlünün kendi aleyhine bir sonuç doğuran davranış gereğidir. Örneğin alıcının satın aldığı malı gözden geçirip ayıpları süresinde satıcıya bildirmesi bir külfettir; bildirim yapılmazsa alıcı ayıptan doğan haklarını kaybedebilir, ama satıcı bu bildirimi alıcıdan dava yoluyla isteyemez.
Özet
- Hak, hukuk düzeninin kişiye tanıdığı ve koruduğu yetkidir; irade, menfaat ve karma teoriler bulunur.
- Hak süjesi olmak için hak ehliyeti yeterlidir; her insanın hak ehliyeti vardır (TMK m.8).
- Kamu hakları: negatif, pozitif ve aktif statü hakları.
- Mutlak haklar herkese, nisbi haklar belirli kişilere karşı ileri sürülür; ayni haklar, kişilik hakları ve fikrî haklar mutlaktır, alacak hakları nisbidir.
- Malvarlığı hakları devredilebilir ve mirasa geçer; kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar devredilemez ve mirasa geçmez (TMK m.16).
- Yenilik doğuran haklar tek taraflı açıklamayla kullanılır, şarta bağlanamaz, geri alınamaz ve çoğunlukla hak düşürücü süreye tabidir (TBK m.39).
- Feri haklar asli hakkın akıbetini izler.
- Hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz (TMK m.2/2).