Devlet, kamu hukukunun bütün dallarının ortak öznesidir: anayasa hukuku devletin örgütlenmesini, idare hukuku işleyişini, ceza hukuku cezalandırma yetkisini, milletlerarası hukuk ise diğer devletlerle ilişkisini düzenler. Bu nedenle “devlet nedir, hangi unsurlardan oluşur?” sorusu Genel Kamu Hukuku dersinin başlangıç noktasıdır. Sınavlarda unsurların sayımı, millet anlayışları arasındaki fark ve devletin diğer siyasi topluluklardan ayrıldığı noktalar sık sorulur.
Devlet kavramının ortaya çıkışı
“Devlet” sözcüğünün bugünkü anlamıyla kullanılması modern çağa aittir. Antik Yunan’da siyasi birim polis (site devleti), Roma’da res publica ve civitas idi. Orta Çağ Avrupası’nda ise siyasi iktidar feodal beyler, krallar, kilise ve imparator arasında parçalanmıştı; tek merkezde toplanmış, ülke üzerinde tekelci bir güç henüz yoktu. İtalyanca lo stato sözcüğünü bugünkü anlama yaklaştıran isim olarak genellikle Machiavelli anılır.
Modern devletin ayırt edici özelliği, belirli bir ülke üzerinde merkezîleşmiş, kişilerden bağımsız ve sürekli bir siyasi iktidarın varlığıdır. Bu gelişim, krallıkların feodal güçleri ve kiliseyi geri ittiği 16.–17. yüzyıllarda belirginleşmiştir. Egemenlik kavramının kuramsal çerçevesi de aynı dönemde çizilmiştir (bkz. Egemenlik ve Meşruiyet).
Tanım denemeleri
Devletin tek ve herkesçe kabul edilmiş bir tanımı yoktur; farklı disiplinler farklı yönleri öne çıkarır:
- Hukuki tanım: Devlet, belirli bir ülkede yerleşmiş insan topluluğunun egemen bir siyasi iktidar altında örgütlenmesinden doğan ve tüzel kişiliğe sahip kamu hukuku varlığıdır.
- Sosyolojik tanım: Max Weber’in yaygın olarak anılan yaklaşımına göre devlet, belirli bir ülkede meşru fiziksel zor kullanma tekelini başarıyla elinde tutan insan topluluğudur.
- Marksist yaklaşım: Devlet, egemen sınıfın diğer sınıflar üzerindeki tahakküm aracıdır.
Sınav bakımından esas alınan, unsurlara dayanan hukuki tanımdır.
Üç unsur öğretisi
Georg Jellinek’in sistemleştirdiği ve kamu hukuku öğretisinde baskın olan görüşe göre devletin üç kurucu unsuru vardır:
- Ülke (toprak),
- İnsan topluluğu (halk, millet),
- Egemen siyasi iktidar (devlet iktidarı).
Bu unsurlardan biri eksikse ortada devlet değil, başka bir topluluk vardır. Örneğin göçebe bir kabilenin ülkesi, bir uluslararası örgütün ise kendine ait insan topluluğu ve ülkesi yoktur.
1933 tarihli Montevideo Sözleşmesi milletlerarası hukuk bakımından buna benzer ölçütler sayar: sürekli bir nüfus, belirli bir ülke, hükûmet ve diğer devletlerle ilişki kurma ehliyeti. Dördüncü ölçüt, egemenliğin dış yönünün (bağımsızlığın) somut görünümü olarak okunur.
Ülke
Ülke, devletin egemenlik yetkisini kullandığı coğrafi alandır. Üç boyutu vardır:
| Boyut | Kapsam |
|---|---|
| Kara ülkesi | Sınırlar içindeki topraklar, iç sular (göller, akarsular), toprak altı |
| Deniz ülkesi | İç sular ve karasuları |
| Hava ülkesi | Kara ve deniz ülkesinin üzerindeki hava sahası |
Ülkenin büyüklüğü, devlet niteliğini etkilemez; çok küçük devletler de devlettir. Ülkenin sınırlarının tamamen kesinleşmiş olması da şart değildir; sınır uyuşmazlığı bulunan devletler de devlet sayılır. Belirleyici olan, istikrarlı bir toprak parçası üzerinde fiilî ve hukuki hâkimiyettir.
Ülkenin devlet için önemi iki yönlüdür:
- Olumlu yön: Devlet, ülkesindeki herkese ve her şeye kural koyabilir (ülkesellik ilkesi).
- Olumsuz yön: Başka bir devlet, bu ülkede kendi egemenlik yetkisini kullanamaz (ülke bütünlüğü ve müdahale yasağı).
Bu hüküm, AY m.4 uyarınca değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez hükümler arasındadır. Böylece ülke ve insan unsurları, Türk anayasa düzeninde tekil (üniter) devlet yapısıyla birlikte korunur.
İnsan topluluğu: halk, nüfus ve millet
Devletin ikinci unsuru, ülkede sürekli yaşayan insan topluluğudur. Burada üç kavram birbirinden ayrılmalıdır:
- Nüfus: Belirli bir anda ülkede bulunan herkes (vatandaş, yabancı, vatansız).
- Halk / vatandaşlar topluluğu: Devlete vatandaşlık bağıyla bağlı kişiler. Hukuki bir kavramdır.
- Millet: Ortak tarih, kültür ve birlikte yaşama iradesi gibi bağlarla birbirine bağlı topluluk. Sosyolojik ve siyasi bir kavramdır.
Milletin ne olduğuna ilişkin iki klasik anlayış vardır:
| Objektif (Alman) anlayış | Sübjektif (Fransız) anlayış | |
|---|---|---|
| Belirleyici ölçüt | Dil, ırk, soy gibi nesnel bağlar | Birlikte yaşama iradesi, ortak geçmiş ve ortak gelecek tasavvuru |
| Öne çıkan isim | Fichte, Herder gibi Alman romantikleri | Ernest Renan (“Millet nedir?” konferansı, 1882) |
| Sonucu | Millete aidiyet doğumla ve kendiliğinden belirlenir | Millete aidiyet bilinç ve tercihe dayanır |
Renan’ın milleti “her gün yenilenen bir halkoylaması” gibi gören yaklaşımı, sübjektif anlayışın simgesi hâline gelmiştir. Anayasa, millet kavramını soy yerine vatandaşlık bağı üzerine kurar:
Bu tanım hukuki ve kapsayıcıdır: Türklük, etnik köken üzerinden değil, devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olmak üzerinden belirlenir.
Egemen siyasi iktidar
Üçüncü unsur, ülke ve insan topluluğu üzerinde emir verme ve bu emirleri gerektiğinde zorla uygulatabilme gücüdür. Devlet iktidarını diğer toplumsal iktidarlardan (aile reisi, işveren, dernek yönetimi, dinî otorite) ayıran özellikler şunlardır:
- Üstün (egemen) olması: Ülke içinde kendisinden üstün bir iktidar tanımaz; dışarıda ise başka bir devletin emrine bağlı değildir.
- Meşru zor tekeli: Fiziksel zor kullanma yetkisi kural olarak yalnızca devlete aittir; özel kişilerin zor kullanması ancak meşru müdafaa gibi hukukun izin verdiği istisnai hâllerde mümkündür.
- Kurumsallaşmış olması: İktidar, onu kullanan kişilerden ayrılmış ve devlet tüzel kişiliğine bağlanmıştır. Yöneticiler değişir, devlet devam eder.
- Hukukla bağlı olması: Modern anayasal devlette iktidar, kendi koyduğu hukukla sınırlıdır.
Bu cümle, siyasi iktidarın kurumsallaşmasının ve hukuka bağlanmasının Türk pozitif hukukundaki karşılığıdır: devlet yetkisi kişilere değil, Anayasa’nın kurduğu organlara aittir.
Devletin tüzel kişiliği
Devletin unsurlarının bir araya gelmesiyle, ondan ayrı ve süreklilik taşıyan bir kamu tüzel kişisi ortaya çıkar. Tüzel kişilik kavramı şu sonuçları açıklar:
- Süreklilik: Hükûmetlerin, rejimin hatta anayasanın değişmesi devletin borç ve haklarını ortadan kaldırmaz.
- Yetki ile kişinin ayrılması: Kamu görevlisi kendi adına değil, devlet adına işlem yapar.
- Sorumluluk: Devlet, organlarının hukuka aykırı işlemlerinden doğan zararlardan sorumludur.
Türk hukukunda devletin tüzel kişiliği ayrıca ilan edilmemiştir; kendiliğinden kabul edilir. Diğer kamu tüzel kişileri (belediyeler, il özel idareleri, üniversiteler gibi) ise kanunla veya kanuna dayanılarak kurulur.
Devleti benzer topluluklardan ayıran ölçütler
| Topluluk | Ülke | İnsan topluluğu | Egemen iktidar | Sonuç |
|---|---|---|---|---|
| Devlet | Var | Var | Var | Devlet |
| Federe devlet | Var | Var | Sınırlı (dış egemenlik federal devlette) | Devlet niteliği tartışmalı, “devlet” adını taşır |
| Belediye, il | Var (sınırlı) | Var | Yok; yetkisi devletten türer | Mahallî idare |
| Uluslararası örgüt | Yok | Yok (üye devletler var) | Yetkisi kurucu antlaşmadan türer | Milletlerarası kişi |
| Göçebe kabile | İstikrarlı ülke yok | Var | Var olabilir | Devlet değil |
Federe devletler bakımından öğretide şu ayrım yapılır: federe birimlerin kendi anayasa ve yasama organları vardır, ancak dış egemenlik federal devlete aittir. Bu nedenle milletlerarası hukukta devlet sayılan, federal devlettir.
Devletin doğuşu ve sona ermesi
Devletler; mevcut bir devletten ayrılma, bir devletin dağılması, birden fazla devletin birleşmesi veya sömürge yönetiminden bağımsızlık kazanma yollarıyla doğabilir. Unsurlardan birinin sürekli olarak ortadan kalkması (örneğin başka bir devlete katılma) devletin sona ermesi sonucunu doğurur. Bir devletin sona ermesinde hak ve borçların akıbeti milletlerarası hukukta “devletlerin halefiyeti” başlığı altında incelenir.
Türk pozitif hukukunda devletin unsurları
Anayasa’nın Genel Esaslar kısmı, üç unsurun her birine karşılık gelen hükümler içerir:
- Devletin şekli: AY m.1, Türkiye Devleti’nin bir Cumhuriyet olduğunu belirtir. Cumhuriyet, devlet başkanlığının irsî olmadığı ve seçimle belirlendiği devlet şeklidir.
- Ülke ve millet: AY m.3 bölünmez bütünlüğü; AY m.66 vatandaşlığa dayalı Türklük tanımını düzenler.
- Egemen iktidar: AY m.6 egemenliğin millete ait olduğunu ve yetkili organlar eliyle kullanılacağını; AY m.7–9 yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin dağılımını düzenler.
Özet
- Hukuki tanıma göre devlet; ülke, insan topluluğu ve egemen siyasi iktidar unsurlarının birleşmesinden doğan, tüzel kişiliğe sahip siyasi topluluktur (Jellinek’in üç unsur öğretisi).
- Ülke kara, deniz ve hava boyutlarından oluşur; büyüklüğü ve sınırlarının kesinleşmiş olması devlet niteliğini etkilemez.
- Nüfus, halk ve millet farklı kavramlardır; millet anlayışında objektif (Alman) ve sübjektif (Fransız, Renan) görüşler ayrılır.
- AY m.66, Türklüğü soya değil vatandaşlık bağına dayandırır.
- Egemen iktidar üstün, kurumsallaşmış ve meşru zor tekeline sahip iktidardır; AY m.6/3 kaynağını Anayasa’dan almayan devlet yetkisini yasaklar.
- Devlet tüzel kişiliği sürekliliği açıklar: hükûmet ve rejim değişse de devletin hak ve borçları devam eder.
- Tanınma, baskın görüşe göre devleti kurmaz, var olanı tespit eder.
- AY m.1 devlet şeklini (Cumhuriyet), AY m.3 bölünmez bütünlüğü düzenler; her ikisi de AY m.4 ile korunur.