Anayasa, bir devletin temel kuruluş düzenini, devlet organlarının yetkilerini ve bireyle devlet arasındaki ilişkinin sınırlarını belirleyen üst normdur. Anayasacılık ise bu normun yalnızca var olmasını değil, siyasal iktidarın gerçekten hukukla sınırlanmasını amaçlayan düşünce ve harekettir. Bütün anayasa hukuku konuları, “anayasa nedir, neden diğer kurallardan üstündür ve nasıl değiştirilir” sorularına verilen cevaplar üzerine kurulur. Bu nedenle sınavlarda anayasa türleri, kurucu iktidar ayrımı ve anayasanın üstünlüğü ilkesi sıkça yoklanır.
Anayasa kavramının iki anlamı
Maddi anlamda anayasa
Maddi (içerik bakımından) anlamda anayasa, devletin temel yapısını, organların kuruluş ve işleyişini, temel hak ve özgürlükleri düzenleyen bütün kurallardır; bu kuralın hangi metinde yer aldığına bakılmaz. Örneğin seçim sistemini, siyasi partilerin kuruluşunu veya Meclis’in çalışma düzenini belirleyen kurallar, kanunda ya da içtüzükte bulunsalar bile maddi anlamda anayasal niteliktedir. Bu anlayışa göre yazılı bir anayasası olmayan devletin de bir anayasası vardır; çünkü her devletin bir kuruluş ve işleyiş düzeni bulunur.
Şekli anlamda anayasa
Şekli anlamda anayasa, kural koyma işleminin biçimine bakar: Olağan kanunlardan farklı ve daha zor bir usulle yapılan, daha zor bir usulle değiştirilebilen ve normlar hiyerarşisinin tepesinde yer alan yazılı metindir. Bir kural, içeriği ne olursa olsun bu metinde yer alıyorsa şekli anlamda anayasa kuralıdır. Örneğin 1982 Anayasası’nda yer alan bazı ayrıntılı düzenlemeler (ör. belirli kurulların oluşumuna ilişkin teknik kurallar) içerik olarak “temel” sayılmasa bile şekli anlamda anayasa hükmüdür.
Anayasa türleri
Yazılı ve yazısız anayasa
Yazılı anayasa, temel kuralların tek bir belgede (veya sınırlı sayıda belgede) toplandığı düzendir. Yazısız anayasada temel kurallar ağırlıklı olarak teamül, gelenek ve yargı kararlarından oluşur; Birleşik Krallık bu modelin bilinen örneğidir. Ancak yazısız anayasalı ülkelerde de anayasal öneme sahip yazılı belgeler bulunur; ayrım kesin değil, ağırlık meselesidir.
Katı ve yumuşak anayasa
Bu ayrım değiştirilme usulüne dayanır:
| Ölçüt | Yumuşak (esnek) anayasa | Katı (sert) anayasa |
|---|---|---|
| Değiştirme usulü | Olağan kanun usulüyle | Olağan kanundan daha zor, özel usulle |
| Normlar hiyerarşisi | Kanunla aynı düzeyde | Kanunların üstünde |
| Anayasa yargısı | Mantıksal olarak gereksizdir | Üstünlüğün güvencesi olarak anlam kazanır |
| Örnek | Birleşik Krallık | 1982 Anayasası |
Katılığın derecesi farklı araçlarla sağlanır: nitelikli çoğunluk, iki kez görüşme, halkoylaması, belirli sürelerin geçmesi veya hiç değiştirilemeyecek hükümler öngörülmesi. 1982 Anayasası bu araçların birkaçını birlikte kullanır.
1982 Anayasası ayrıca bazı hükümlerin hiç değiştirilemeyeceğini öngörerek katılığın en ileri biçimini benimser:
Çerçeve ve düzenleyici (kazuistik) anayasa
Çerçeve anayasa yalnızca temel ilkeleri koyar, ayrıntıyı yasama organına bırakır; kısa ve genel bir metindir. Düzenleyici (kazuistik) anayasa ise ayrıntılı hükümler içerir ve yasa koyucunun takdir alanını daraltır. 1982 Anayasası, kurulların üye sayılarından seçim usullerine kadar pek çok ayrıntıyı düzenlediği için öğretide genellikle düzenleyici anayasa örneği olarak gösterilir.
Diğer sınıflandırmalar
- Kökene göre: Tek taraflı verilen (ferman niteliğinde, hükümdar tarafından tanınan) anayasalar; hükümdar ile halk temsilcileri arasında uzlaşmaya dayanan “misak” (sözleşme) anayasalar; millet egemenliğine dayanan ve kurucu meclis veya halkoylamasıyla kabul edilen demokratik anayasalar.
- Uygulanma derecesine göre: Metni ile siyasal gerçekliği örtüşen “normatif” anayasa; metni yürürlükte olmakla birlikte uygulamada iktidarı gerçekten sınırlamayan “nominal” ya da “semantik” anayasa. Bu ayrım özellikle anayasacılık tartışmalarında önem taşır.
Kurucu iktidar
Kurucu iktidar, anayasa yapma ve değiştirme yetkisidir. İkiye ayrılır:
- Asli (ilk) kurucu iktidar: Hukuken boşluk bulunan bir anda (yeni devletin kuruluşu, devrim, darbe sonrası) yeni bir anayasa yapar. Önceki hukuk düzeninden yetki almadığı için hukuken sınırsız kabul edilir; sınırları ancak siyasal, sosyal ve uluslararası koşullardan gelir.
- Tali (türev) kurucu iktidar: Yürürlükteki anayasanın kendisinin öngördüğü usulle anayasayı değiştiren iktidardır. Yetkisini anayasadan aldığı için onun koyduğu şekil ve esas sınırlarına bağlıdır.
Türkiye’de tali kurucu iktidar TBMM’dir; gerekirse halkoylamasıyla birlikte işler. AY m.4’teki değiştirilemez hükümler, tali kurucu iktidarın esas bakımından sınırıdır. AY m.148/2 ise anayasa değişikliklerinin şekil denetimini teklif ve oylama çoğunluğu ile ivedilikle görüşülememe şartıyla sınırlar.
Anayasacılık
Kavram
Anayasacılık, siyasal iktidarın keyfî kullanımını önlemek için iktidarı yazılı, üstün ve güvence altına alınmış kurallarla sınırlama düşüncesidir. Yalnızca “anayasası olan devlet” ile “anayasal devlet” aynı şey değildir: Bir metnin varlığı yetmez; o metnin iktidarı fiilen sınırlaması, hakları güvenceye alması ve bu sınırların bağımsız bir yargı tarafından korunması gerekir.
Anayasacılığın temel unsurları şöyle özetlenebilir:
- Sınırlı iktidar: Devlet organları ancak anayasanın verdiği yetkileri kullanabilir.
- Temel hak ve özgürlüklerin güvencesi: Haklar devlete karşı korunur; sınırlandırmalar da sınırlanır.
- Kuvvetler ayrılığı: Yasama, yürütme ve yargı işlevleri farklı organlara dağıtılır ve birbirini denetler.
- Hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı: İdarenin işlemleri yargı denetimine açıktır.
- Anayasanın üstünlüğü ve anayasa yargısı: Kanunların anayasaya uygunluğu denetlenir.
Tarihsel gelişim
Anayasacılık düşüncesinin kökleri İngiltere’de hükümdarın yetkilerini sınırlayan belgelere (1215 Magna Carta, 1689 Haklar Bildirgesi) kadar uzanır. Modern yazılı anayasa geleneği 1787 Amerika Birleşik Devletleri Anayasası ile başlar; 1789 Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi ve 1791 Fransız Anayasası bunu izler. İkinci Dünya Savaşı sonrasında anayasa mahkemelerinin yaygınlaşması ve uluslararası insan hakları belgelerinin kabulüyle anayasacılık “hakların yargısal güvencesi” boyutunu kazanmıştır.
Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı
1982 Anayasası, üstünlük ilkesini açıkça hüküm altına alır:
Bu hükümden iki sonuç çıkar:
- Bağlayıcılık: Anayasa yalnızca devlet organlarını değil, “diğer kuruluş ve kişileri” de bağlar. Anayasa hükümleri, programatik bir bildiri değil, doğrudan uygulanabilir hukuk kurallarıdır.
- Üstünlük: Normlar hiyerarşisinde anayasa en üsttedir; kanunlar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve TBMM İçtüzüğü ona uygun olmak zorundadır. Bu üstünlüğün yaptırımı, Anayasa Mahkemesinin norm denetimidir (AY m.148/1).
Anayasanın bir bütün olarak yorumlanması da üstünlüğün bir gereğidir. AY m.176/1’e göre Başlangıç kısmı Anayasa metnine dahildir; buna karşılık madde kenar başlıkları yalnızca konuyu ve maddeler arasındaki sıralamayı gösterir ve Anayasa metninden sayılmaz (m.176/2).
Üstünlüğün sınırı: milletlerarası andlaşmalar
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir ve bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamaz (AY m.90/5). Temel hak ve özgürlüklere ilişkin andlaşmalar ile kanunlar arasında çatışma olursa andlaşma hükümleri esas alınır. Bu düzenleme, anayasanın üstünlüğünü ortadan kaldırmaz; andlaşmaların norm denetimi dışında bırakılmasına ilişkin bir istisnadır.
Anayasa ile diğer normların karşılaştırılması
| Özellik | Anayasa | Kanun | Cumhurbaşkanlığı kararnamesi |
|---|---|---|---|
| Yapan | Kurucu iktidar (TBMM + gerekirse halk) | TBMM | Cumhurbaşkanı |
| Kabul çoğunluğu | Üye tamsayısının en az 3/5’i (gizli oy) | Kural olarak toplantıya katılanların salt çoğunluğu | — |
| AYM denetimi | Yalnızca şekil bakımından | Şekil ve esas | Şekil ve esas |
| Hiyerarşi | En üst | Anayasanın altında | Kanunla çatışırsa kanun uygulanır (AY m.104/17) |
Özet
- Maddi anlamda anayasa içeriğe, şekli anlamda anayasa yapılış ve değiştirilme biçimine bakar.
- Katı anayasa olağan kanundan daha zor bir usulle değiştirilir; 1982 Anayasası katı ve düzenleyici (kazuistik) bir anayasadır.
- Asli kurucu iktidar hukuken sınırsız, tali kurucu iktidar ise anayasanın koyduğu şekil ve esas sınırlarına bağlıdır.
- AY m.4, m.1–3 hükümlerinin değiştirilmesini ve değiştirilmesinin teklif edilmesini yasaklar.
- AY m.175/1: Teklif için üye tamsayısının en az 1/3’ü, kabul için 3/5 gizli oy; teklifler iki kez görüşülür.
- Anayasacılık, iktidarın hukukla gerçekten sınırlanmasıdır; yazılı metnin varlığı tek başına yetmez.
- AY m.11 anayasanın bağlayıcılığını ve üstünlüğünü düzenler; yaptırımı AYM’nin norm denetimidir.
- Başlangıç metne dahildir; kenar başlıklar Anayasa metninden sayılmaz (AY m.176).