Romalılar hukuku önce davalar üzerinden düşünmüştür. Bir hakkın varlığı, çoğu zaman onu koruyan bir davanın (actio) varlığıyla eş anlamlıydı: dava yoksa hak da yok sayılırdı. Bu nedenle Roma usul hukuku, maddi hukukun gelişimini anlamak için de kilit önemdedir. Gaius’un Institutiones’inin dördüncü kitabı tamamen davalara ayrılmıştır ve Roma yargılama tarihi üç aşamada incelenir: kanun davaları, formula usulü ve olağanüstü yargılama.
Üç yargılama sistemi
| Sistem | Dönem | Temel özellik |
|---|---|---|
| Kanun davaları (legis actiones) | Eski hukuk; Cumhuriyetin ilk dönemleri | Kalıp sözlere sıkı bağlılık, iki aşamalı yargılama, yalnız Roma vatandaşları |
| Formula usulü (per formulam) | Cumhuriyetin son yüzyılları – klasik dönem | Praetorun yazılı formulası, iki aşamalı yargılama, esneklik |
| Olağanüstü yargılama (cognitio extraordinaria) | Prensipattan itibaren; klasik sonrası dönemde tek usul | Tek aşamalı, devlet memuru hâkim, kanun yolu |
Özel yargılama düzeni (ordo iudiciorum privatorum) adı verilen ilk iki sistemde yargılama iki aşamada yürür:
- Magistra önünde aşama (in iure): Taraflar praetorun önüne çıkar. Praetor davanın hukuken dinlenip dinlenmeyeceğine karar verir, davayı kabul ederse uyuşmazlığı çerçeveler ve bir hâkim (iudex) atar. Bu aşamada delil incelenmez.
- Hâkim önünde aşama (apud iudicem): Tarafların seçtiği veya onayladığı özel kişi niteliğindeki hâkim, delilleri inceler ve hükmü verir. Iudex bir devlet memuru değildir; hükmüne karşı kanun yolu da kural olarak yoktur.
Kanun davaları (legis actiones)
Gaius (Gai. 4.12) beş kanun davası sayar:
| Kanun davası | Niteliği |
|---|---|
| Legis actio sacramento | Genel nitelikli dava; taraflar haksız çıkma hâlinde kaybedilecek bir bahis miktarı (sacramentum) koyar; ayni ve şahsi uyuşmazlıklarda |
| Legis actio per iudicis arbitrive postulationem | Belirli durumlarda (ör. stipulatio’dan doğan alacak, ortaklığın giderilmesi) hâkim veya hakem istenmesi |
| Legis actio per condictionem | Belirli bir para miktarı veya belirli bir şey için; davalı otuz gün sonra hâkim seçimi için çağrılır |
| Legis actio per manus iniectionem | İcra niteliğinde; hükümlü borçluya el koyma |
| Legis actio per pignoris capionem | İcra niteliğinde; belirli alacaklar için mahkemeye gitmeden rehin olarak mal alma |
İlk üçü bilgi edinme davası, son ikisi icra davası niteliğindedir. Kanun davalarının en belirgin özelliği aşırı şekilciliktir: Gaius’un aktardığı örneğe göre asma kütüklerinin kesildiğini ileri süren davacı, XII Levha “ağaçlar” (arbores) dediği hâlde davasında “asma kütükleri” (vites) sözünü kullanırsa davayı kaybederdi.
XII Levha’nın ilk levhası yargılamanın başlatılmasını düzenler. Davacı, davalıyı mahkemeye çağırır (in ius vocatio); davalı gelmezse tanık huzurunda zorla götürülebilirdi. Devletin bir tebligat örgütü yoktu.
Formula usulü
Ortaya çıkışı
Kanun davalarının katılığı ve yabancılara uygulanamaması, yeni bir usulün doğmasına yol açtı. Yabancılar praetoru (praetor peregrinus) önünde gelişen yazılı formula usulü, MÖ 2. yüzyıla tarihlenen lex Aebutia ile Romalılar arasında da kullanılabilir hâle geldi. Augustus döneminde MÖ 17 tarihli leges Iuliae iudiciariae ile kanun davaları, birkaç istisna dışında kaldırıldı.
Formulanın kısımları
Formula, praetorun hâkime yazdığı kısa bir talimattır: hâkimi atar ve ona “şu olgular ispatlanırsa mahkûm et, ispatlanmazsa beraat ettir” der.
Asıl kısımlar:
- Hâkim atanması (iudex esto): “Titius hâkim olsun.”
- Demonstratio: Davanın dayandığı olayı belirten kısım (ör. “Aulus Agerius Numerius Negidius’a bir köle sattığına göre…”); yalnız belirli davalarda bulunur.
- Intentio: Davacının talebinin özünü ifade eden kısım; formulanın zorunlu ve en önemli kısmıdır.
- Adiudicatio: Yalnız ortaklığın giderilmesi ve sınır belirleme davalarında; hâkime mülkiyeti paylaştırma yetkisi verir.
- Condemnatio: Hâkime mahkûm etme veya beraat ettirme yetkisi veren kısım. Klasik hukukta mahkûmiyet daima para üzerinedir (condemnatio pecuniaria); bir şeyin aynen teslimine hükmedilemez.
Ek kısımlar:
- Exceptio (def’i): Davalının, davacının hakkını inkâr etmeden onu etkisiz kılan bir olguyu ileri sürmesi (ör. hile def’i exceptio doli, anlaşma def’i exceptio pacti). Def’i formulaya praetor tarafından eklenir; yer almazsa hâkim onu dikkate alamaz.
- Replicatio: Davacının def’iye karşı cevabı.
- Praescriptio: Formulanın başına eklenen ve talebi sınırlayan kayıt.
Litis contestatio
Formulanın taraflarca kabul edilmesiyle magistra önündeki aşama sona erer; bu ana litis contestatio denir. Sonuçları:
- Tüketme etkisi: Aynı uyuşmazlık için ikinci kez dava açılamaz.
- Uyuşmazlığın sabitlenmesi: Hâkim, davayı litis contestatio anındaki duruma göre değerlendirir.
- Ceza davaları gibi mirasçılara geçmeyen davalar, litis contestatio’dan sonra mirasçılara karşı sürdürülebilir hâle gelir.
Olağanüstü yargılama (cognitio extraordinaria)
Prensipat döneminde imparator ve onun memurları, önce belirli uyuşmazlıklarda (ör. fideicommissum, nafaka, ücret alacakları) özel yargılama düzeninin dışına çıkarak doğrudan karar vermeye başladılar. Klasik sonrası dönemde bu usul tek usul hâline geldi; formula usulü MS 342’de imparator emirnamesiyle kaldırıldı.
Özellikleri:
- Yargılama tek aşamalıdır: davayı başından sonuna kadar devlet memuru niteliğindeki hâkim yürütür.
- Davalının mahkemeye çağrılması resmî yoldan yapılır; davalı gelmezse gıyabında karar verilebilir.
- Mahkûmiyet para ile sınırlı değildir; şeyin aynen teslimine de hükmedilebilir.
- Hükme karşı üst makama kanun yolu (appellatio) vardır.
- Yargılama yazılı hâle gelir ve yargılama giderleri ortaya çıkar.
İspat yükü
Roma hukukunda ispat yükü kural olarak iddia edene düşerdi. Paulus’a ait Digesta parçasına (D.22.3.2) göre ispat, inkâr edene değil, iddia edene düşer: ei incumbit probatio qui dicit, non qui negat.
Dava türleri
| Ayrım | Açıklama |
|---|---|
| Actio in rem / actio in personam | Ayni dava herkese karşı ileri sürülebilen bir hakka (mülkiyet, irtifak) dayanır; şahsi dava belirli bir borçluya karşıdır |
| Actio civilis / actio honoraria | Ius civile’ye dayanan davalar ile praetorun tanıdığı davalar |
| Actio stricti iuris / actio bonae fidei | Dar hukuk davasında hâkim formulaya sıkı sıkıya bağlıdır; iyi niyet davasında dürüstlük gereklerini dikkate alır |
| Actio poenalis / actio rei persecutoria | Ceza davası ile şeyin veya zararın geri istenmesi davası |
| Actio utilis / actio ficticia | Benzetme yoluyla genişletilen dava; bir varsayım içeren dava (ör. actio Publiciana) |
| Actio in factum | Bir hukuki ilişki yerine somut olaya dayanan praetor davası |
Praetorun yardımcı araçları
Praetor, dava vermenin yanında yargılama dışı bazı araçlarla da hukuki koruma sağlamıştır:
- Interdictum: Praetorun belirli bir davranışı emreden veya yasaklayan kararı; özellikle zilyetliğin korunmasında kullanılır.
- Restitutio in integrum (eski hâle getirme): Hukuken geçerli fakat hakkaniyete aykırı bir işlemin sonuçlarını ortadan kaldırma (ör. korkutma, hile, 25 yaş altı).
- Missio in possessionem (zilyetliğe yerleştirme): Bir kişinin belirli bir mal veya mal varlığının zilyetliğine konulması; özellikle icra amacıyla.
- Stipulationes praetoriae: Praetorun taraflardan birini teminat vermeye zorlaması (ör. zarar tehlikesi yaratan komşu yapı için güvence).
Cebrî icra
Eski hukukta icra kişiye yönelikti: manus iniectio ile borçlu alacaklının eline teslim edilirdi. Formula usulünde mal varlığının bütününe yönelik icra (bonorum venditio) gelişti: alacaklı borçlunun bütün mal varlığının zilyetliğine konulur ve mal varlığı toplu olarak satılırdı. İmparatorluk döneminde borçlunun mallarını kendiliğinden alacaklılara terk etmesi (cessio bonorum) kişisel icradan kurtulma yolu olarak tanındı. Klasik sonrası dönemde ise tek tek malların satışı (distractio bonorum) esas alındı.
Özet
- Roma’da üç yargılama sistemi: kanun davaları, formula usulü, olağanüstü yargılama.
- İlk ikisinde yargılama iki aşamalıdır: praetor önünde (in iure) ve özel hâkim önünde (apud iudicem).
- Gaius’a göre beş kanun davası vardır (Gai. 4.12); üçü bilgi edinme, ikisi icra niteliğindedir; aşırı şekilcilik terk edilmelerine yol açmıştır.
- Formula usulü lex Aebutia ile Romalılara açılmış, leges Iuliae (MÖ 17) kanun davalarını büyük ölçüde kaldırmıştır.
- Formulanın zorunlu kısmı intentio’dur; klasik hukukta mahkûmiyet daima paradır; exceptio formulada yer almazsa dikkate alınmaz.
- Litis contestatio tüketme ve sabitleme etkisi doğurur.
- Olağanüstü yargılama tek aşamalıdır, kanun yolu tanır, aynen ifaya hükmedilebilir; formula usulü 342’de kaldırılmıştır.
- İspat yükü iddia edendedir (ei incumbit probatio qui dicit, non qui negat, Paulus D.22.3.2).